Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

4054 SAYILI REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN’UN 15. MADDESİNDE DÜZENLENEN REKABET KURULU’NUN YERİNDE İNCELEME YETKİSİNE YÖNELİK ANAYASA MAHKEMESİ 6 KASIM 2025 TARİHLİ VE E.2023/174, K.2025/224 SAYILI KARARININ İNCELENMESİ

4054 SAYILI REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN’UN 15. MADDESİNDE DÜZENLENEN REKABET KURULU’NUN YERİNDE İNCELEME YETKİSİNE YÖNELİK ANAYASA MAHKEMESİ 6 KASIM 2025 TARİHLİ VE E.2023/174, K.2025/224 SAYILI KARARININ İNCELENMESİ

1. Giriş

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Yerinde İnceleme” başlıklı 15. maddesi, Rekabet Kurulu’na, Kanun’la kendisine tevdi edilen görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü durumlarda teşebbüsler ve teşebbüs birlikleri nezdinde yerinde inceleme gerçekleştirme yetkisi tanımaktadır. Anılan düzenleme uyarınca Kurul; teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin defter ve belgelerini, fiziki ya da elektronik ortamda ve bilişim sistemlerinde tutulan her türlü veri ve dokümanı inceleyebilmekte; bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilmekte; belirli hususlarda yazılı veya sözlü açıklama talep edebilmekte ve teşebbüslerin malvarlığı unsurları üzerinde yerinde inceleme yapabilmektedir. İncelemeler, Kurul bünyesinde görev yapan uzmanlar eliyle yürütülmekte olup, bu kişiler incelemenin konusu ve amacını, ayrıca yanlış ya da yanıltıcı bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösteren yetki belgelerini ibraz etmek suretiyle hareket etmektedir.

Teşebbüsler ise talep edilen bilgi ve belgelerin suretlerini sunmakla yükümlüdür. Yerinde incelemenin fiilen engellenmesi ya da engellenme ihtimalinin ortaya çıkması halinde ise, incelemenin sulh ceza hâkimi kararıyla gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.

Bu çerçevede Kanun, kural olarak Kurul’a, herhangi bir hâkim kararına veya ön onaya ihtiyaç olmaksızın, kendi kararıyla teşebbüslerin malvarlığı unsurlarına ilişkin mahallinde inceleme yapabilme imkânı tanımaktadır. Ayrıca Kurul, incelemenin zorlaştırılması veya engellenmesi durumunda idari para cezası uygulama yetkisine de sahiptir.

Öte yandan, Anayasa’nın 21. maddesi, konut dokunulmazlığını güvence altına almakta; millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve ahlâkın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi sebepler dışında ve usulüne uygun verilmiş bir hâkim kararı bulunmaksızın konuta girilemeyeceğini, arama yapılamayacağını ve eşyaya el konulamayacağını hükme bağlamaktadır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yetkili merciin yazılı emriyle işlem yapılabilmekte; ancak bu kararın yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulması ve hâkimin kırk sekiz saat içinde kararını açıklaması gerekmektedir; aksi halde el koyma kendiliğinden hükümsüz hale gelmektedir.

Her ne kadar söz konusu hüküm “konut dokunulmazlığı” başlığını taşımakta ise de, temel hak ve özgürlükler rejimi içerisinde değerlendirildiğinde, bu güvencenin yalnızca konutla sınırlı olmadığı; işyerlerinin de dokunulmazlık kapsamında anayasal korumadan yararlanabileceği kabul edilmektedir. Halihazırda Anayasa Mahkemesine “Ford Otosan” kararı ile konu edilen yerinde inceleme yetkisi bu sefer Danıştay 13. Dairesi ile Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin, Kurul tarafından verilen idari para cezalarına karşı açılan davalarda yaptıkları itiraz başvuruları üzerine AYM’ye taşınmıştır.

2. Kararın İncelenmesi

Anayasa Mahkemesi, 6 Kasım 2025 tarihli ve E.2023/174, K.2025/224 sayılı kararıyla, 17 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren hükmü çerçevesinde, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 15. maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna oyçokluğuyla ulaşmıştır. Söz konusu karar, yukarıda yer verildiği üzere Mahkeme’nin 2023 yılında Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.’nin bireysel başvurusu üzerine verdiği ve uygulamada “Ford Otosan kararı” olarak anılan içtihadından sonra, aynı kanun hükmünün bu kez somut norm denetimi kapsamında ele alınmış olması bakımından önem arz etmektedir. Anılan bireysel başvuru kararında Mahkeme, yerinde incelemelerin uygulanış biçiminin Anayasa’nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığı hakkı yönünden sorun doğurabileceğine ve hâkim kararı olmaksızın gerçekleştirilen incelemelerin anayasal güvencelerle bağdaşmayabileceğine işaret etmişti. İtiraz yoluna başvuran mahkemeler, Danıştay 13. Dairesi ile Ankara 11. İdare Mahkemesi’dir. Başvurularda, RKHK m. 15’te yer alan iki ayrı düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu tartışılmıştır. Bunlardan ilki, Rekabet Kurulu’na “gerekli gördüğü hâllerde” teşebbüsler ve teşebbüs birlikleri nezdinde yerinde inceleme yapma yetkisi tanıyan birinci fıkradır. İkincisi ise, incelemenin engellenmesi ya da engellenme ihtimalinin bulunması durumunda sulh ceza hâkimi kararıyla yerinde inceleme yapılabileceğini öngören üçüncü fıkradır. Mahkeme, bu iki hükmü ayrı değerlendirmiş; üçüncü fıkra bakımından usule, birinci fıkra bakımından ise esasa ilişkin inceleme yapmıştır.

AYM, itiraza konu davaların, 15. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca alınmış bir hâkim kararına dayalı işlemlerden değil; 16. madde kapsamında uygulanan idari para cezalarından kaynaklandığını tespit etmiştir. Bu nedenle, üçüncü fıkranın somut uyuşmazlıklarda uygulanabilir nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmış ve başvurular yetkisizlik gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.

Mahkeme, birinci fıkrayı Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi ile 167. maddede Devlet’e yüklenen rekabeti koruma ve piyasaların düzenli işlemesini sağlama ödevleri çerçevesinde incelemiştir. Kararda, yerinde inceleme yetkisinin, Anayasa m. 167 kapsamında Devlet’e verilen rekabet düzenini tesis etme amacına hizmet ettiği belirtilmiştir. Hukuk devleti ilkesi bakımından ise normların belirli ve öngörülebilir olması gerektiği vurgulanmış; “gerekli gördüğü hâllerde” ibaresinin Kurul’a sınırsız ve keyfî bir yetki tanımadığı, aksine Kanun’da öngörülen görev alanı ve rekabet ihlallerinin ortaya çıkarılması amacıyla sınırlı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, yerinde incelemelerin yetkili uzmanlar tarafından ve yetki belgesi ibraz edilerek gerçekleştirildiği; fiziksel müdahale veya zor kullanmanın ise ancak sulh ceza hâkimi kararıyla mümkün olduğu belirtilmiştir. Bu çerçevede Kurum’un kendiliğinden zor kullanma yetkisine sahip olmadığına dikkat çekilmiştir. Mahkeme, rekabet ihlallerinin çok çeşitli ve öngörülmesi güç şekillerde ortaya çıkabileceğini, bu nedenle kanun koyucunun her ihtimali ayrıntılı biçimde düzenlemesinin mümkün olmadığını değerlendirmiştir. Yerinde inceleme yapılıp yapılmayacağının somut olayın şartlarına göre belirlenmesi, yasama organına tanınan takdir yetkisinin bir uzantısı olarak görülmüştür.

Sonuç itibarıyla AYM, 15. maddenin birinci fıkrasında yer alan ibarenin belirsizlik içermediği ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmediği kanaatine varmış; düzenlemenin Anayasa’nın 2. ve 167. maddelerine uygun olduğuna hükmetmiştir.

Kararda dikkat çeken bir diğer husus, Mahkeme’nin incelemesini Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile 21. maddede güvence altına alınan konut dokunulmazlığı hakkı çerçevesinde yapmamış olmasıdır. Ayrıca, önceki bireysel başvuru kararına açık bir gönderme de yer almamıştır.

3. Karşı Oylar

Yukarıda değinildiği üzere karar oy çokluğu ile alınmıştır. Karşı oy gerekçelerinde ise temel olarak Ford Otosan kararı ve içeriğinden bahsedilmekte, itiraz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığı çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtilmektedir. Karşı oylara göre, Kurul kararıyla yetkilendirilen görevlilere, hâkim kararı olmaksızın denetim kapsamındaki işyerlerinin konut niteliği taşıyan bölümlerine girme, burada bulunan kayıt ve verileri inceleme ve örnek alma imkânı tanınmaktadır. Ancak bu yetki, yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan durumlarla sınırlandırılmamış; genel ve sürekli biçimde kullanılabilecek bir yetki olarak düzenlenmiştir. Hâkim kararının ise ancak ilgililerin denetime rıza göstermemesi halinde devreye girdiği, dolayısıyla anayasal güvencenin istisnai bir aşamaya bağlandığı belirtilmiştir. Ayrıca, işlem sonrasında anayasal anlamda bir hâkim denetimi mekanizmasının açıkça öngörülmediği de vurgulanmıştır. Bu gerekçelerle, kuralın Anayasa’nın 13. ve 21. maddelerinde yer alan güvencelerle bağdaşmadığı ve iptal edilmesi gerektiği kanaatini ortaya koymuştur.

Yine bir diğer karşı oy yazısında “gerekli gördüğü hâllerde” ifadesinin, temel haklara müdahale yetkisini bütünüyle idarenin takdirine bıraktığını belirtilmiştir. Söz konusu ibarenin, gecikmesinde sakınca bulunan durumları tanımlamadığı, nesnel ölçütler içermediği ve hangi hâllerde hâkim kararına başvurulacağını açık biçimde ortaya koymadığı ifade edilmiştir. Bu belirsizliğin, Anayasa’nın 2. ve 13. maddelerinde yer alan kanunilik, belirlilik ve keyfîliğin önlenmesi ilkeleriyle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür.

Ayrıca, yerinde incelemenin engellenmesi ya da engellenme ihtimalinde sulh ceza hâkimi kararına başvurulmasını öngören düzenlemenin de somut uyuşmazlık bakımından uygulanabilir olduğu ve konut dokunulmazlığına müdahale rejiminin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu belirtilmiştir. karşı oylara göre, hem “gerekli gördüğü hâllerde” ibaresi hem de hâkim kararına ilişkin hüküm, müdahaleyi yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan durumlarla sınırlamamakta ve hâkim denetimini istisnai bir aşamaya bağlamaktadır. Bu yönüyle düzenlemenin, Anayasa’nın 21. maddesiyle güvence altına alınan konut dokunulmazlığını yeterli düzeyde korumadığı ifade edilmiştir. Karşı oy sahipleri, söz konusu hükümlerin aynı zamanda kanunilik ve ölçülülük ilkeleri bakımından da Anayasa’nın 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Karşı oyda, çoğunluğun bu içtihattan uzaklaşmasının temel hakların korunması bakımından geriye gidiş anlamına geldiği ve Mahkeme’nin önceki kararlarıyla çelişki oluşturduğu ileri sürülmüştür. Sonuç olarak, çoğunluğun yaklaşımının hem gerekçeli karar ilkesine hem de Anayasa’nın temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma işlevine uygun düşmediği değerlendirmesinde bulunulmuştur.

4. Sonuç

Karşı oy gerekçelerinde ortaya konulan tespitlerin, anayasal güvenceler bakımından güçlü ve tutarlı bir çerçeve sunduğu kanaati tarafımca ağır basmaktadır. Zira idareye tanınan yerinde inceleme yetkisi, niteliği itibarıyla doğrudan doğruya temel hak alanına temas etmektedir. Bu ölçüde geniş ve fiilî müdahale imkânı içeren bir yetkinin, anayasal hak ve özgürlüklerden yalıtılmış biçimde ele alınması mümkün değildir. Özellikle işyerlerinin de Anayasa’nın 21. maddesi kapsamında korunan mekânlar arasında yer aldığı dikkate alındığında, yerinde inceleme yetkisinin konut dokunulmazlığı güvencesinden bağımsız değerlendirilmesi anayasal sistematikle bağdaşmamaktadır. Müdahalenin kapsamı, uygulanma usulü ve hâkim denetiminin hangi aşamada devreye girdiği hususları, doğrudan doğruya bu güvencenin özüne ilişkindir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiği Ford Otosan kararında aynı norm bağlamında konut dokunulmazlığı yönünden yaptığı değerlendirme göz önünde bulundurulduğunda, somut norm denetiminde bu içtihattan tamamen bağımsız bir yaklaşım benimsenmesi hukuki öngörülebilirlik ve içtihat tutarlılığı bakımından soru işaretleri doğurmaktadır. Anayasal denetimde yöntem farklılıkları mümkün olmakla birlikte, temel haklara temas eden bir yetkinin önceki içtihattan kopuk biçimde incelenmesi, anayasal güvence sisteminin bütünlüğü açısından ikna edici görünmemektedir.

Bu çerçevede, yerinde inceleme yetkisine ilişkin düzenlemenin; hukuk devleti, kanunilik ve ölçülülük ilkeleri yanında, konut dokunulmazlığı güvencesi ışığında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki karşı oy görüşlerinin anayasal hakların korunması bakımından daha güçlü bir temele dayandığı söylenebilir. Temel haklara müdahale potansiyeli taşıyan idari yetkilerin, anayasal güvencelerden ve yerleşik içtihattan bağımsız biçimde yorumlanması, hak eksenli anayasa anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Av. Melda İz

Kaynakça:

1Anayasa Mahkemesinin 6/11/2025 Tarihli ve E: 2023/174, K: 2025/224 Sayılı Kararı

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260217-7.pdf

2.  23/3/2023 Tarihli, Ford Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi (B. No: 2019/40991) Anayasa Mahkemesi Başvurusu

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN