1. GİRİŞ
Vasiyetname
ile bir yasal mirasçının mirasçılıktan çıkarılması için belirli şartların
oluşması gerekmektedir. Miras bırakanın vasiyet ettiği anda ehliyetli olması
bir diğer deyişle ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olunması
gerekmektedir. Ehliyetsizlik halinde vasiyetnamenin iptali yoluna
gidilebilecektir. Bir diğer şart ise mirastan çıkarmanın haklı bir nedene
dayanmasıdır. Haklı nedenin neler olabileceği hakkında kanunda belirli
çerçeveler çizilmiştir. İşbu makalede mirasçılıktan çıkarma sebepleri, işbu
sebeplerle mirastan çıkarılmak istenen yasal mirasçının mirastan çıkarma
sebebine itiraz yolu ve saklı pay hakkının hangi durumlarda korunacağı ve vasiyetnamenin
iptali davasında taleple bağlılık ilkesi kapsamında mahkemece saklı payın
tespiti ve tenkis incelemesinin yapılıp yapılamayacağı değerlendirilecektir.
2. VASİYETNAMEDE
EHLİYET
Vasiyetname
düzenlemek için vasiyet edenin belirli şartları taşıması gerekmektedir. Bu
şartlar Türk Medeni Kanunu’nun 502. Maddesinde düzenlenmiştir. Vasiyetname
yapabilme ehliyeti için iki şar ön görülmüştür. Vasiyet yapabilmek için ayırt
etme gücüne sahip olunması ve on beş yaşını doldurmuş olunması gerekmektedir. Yalnızca
bu şartları sağlayan bir vasiyetname tek başına geçerli kabul edilmeyecektir.
Yukarıda bahsedilen ilk şart olan ehliyetsizlik halinde ve Türk Medeni
Kanunu’nun 557. Maddesinde sayılan hallerden birinin olması halinde yapılan
vasiyetnamenin iptali için dava açılabilecektir. [1]
3. MİRAS BIRAKANIN TASARRUF YETKİSİ
Miras
bırakan kişi, miras bırakacağı malvarlığındaki tasarruf yetkisi sınırsız
değildir. Miras bırakanın Eşinin, altsoyunun, anne ve babasının saklı payları
mevcuttur. Saklı pay üzerinde miras bırakanın tasarruf yetkisi yoktur. Bu
durumun istisnası ise mirastan çıkarma halidir. Kişinin mirastan çıkarılması
halinde saklı pay hakkının varlığından söz edilemeyecektir. [2]
4. MİRASTAN
ÇIKARMA SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Miras
bırakan tarafından bir yasal mirasçının mirastan çıkarılması için sebebi olması
gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 510. Maddesinde mirastan çıkarma
sebepleri belirtilmiştir. Buna göre iki durum mevcuttur: Mirasçının, miras
bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi
hali ve Mirasçının, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı
aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi
halidir.
Bu madde
incelenecek olursa burada yer alan iki durumdan ilkinde yasal mirasçının
işlemiş olacağı ağır suç için mahkûmiyet gerekmemektedir. Mevcut delillerle
inceleme yapılır. İşlenen suçun ağırlığı medeni hukuk kapsamındaki ilkelere
göre değerlendirilmektedir.
İkinci durumda
ise Yasal mirasçının, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine
karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi
gerekmektedir. Burada aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ne kapsamda olacağı
değerlendirilmelidir.
Burada
Türk Medeni Kanunu’nun 322. Maddesi esas alınmalıdır. Buna göre:” Ana, baba
ve çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde birbirlerine
yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek ve aile onurunu gözetmekle
yükümlüdürler.”.
Bu iki
maddenin birbirinden ayrı yorumlanmaması gerekmektedir. İki maddenin ayrı ayrı
yorumlanması halinde ilk durumun ağır şartlara bağlı tutulması öngörüldüğünden
ikinci durumun geniş bir yorum alanı bırakması sebebiyle hakkaniyetsiz
sonuçlara gidilebilecektir. Buna göre mirastan çıkarma sebebi
değerlendirilirken yasal mirasçının eylemi subjektif ve objektif kriterlere
göre değerlendirilmelidir. Mirasçının eylemi objektif olarak aile bağlarını
koparmalı, subjektif olarak da aile bağının bu eylem sebebiyle kopup kopmadığı
hususları değerlendirilmelidir.
Tüm değerlendirmelerin ardından yasal mirasçının, mirastan çıkarılmasına karar verilmesi halinde çıkartılan kişi saklı pay alamaz ve tenkis davası da açamaz. Bu saklı pay miras bırakanın tasarruf edebileceği tutara eklenir. Miras bırakan aksi yönde bir beyanda bulunmamışsa, bu saklı pay, mirastan çıkartılan kişi ölmüş gibi değerlendirilerek mirastan çıkartılanın alt soyuna geçer. Altsoyu yoksa diğer yasal mirasçılara geçer.
5. VASİYETNAMENİN
İPTALİ
Türk
Medeni Kanunu’nun 557. Maddesi uyarınca sayılan şekillere uygun yapılmayan
vasiyetnamenin iptali için mahkemeye başvurulabilecektir. Dava sonucunda
vasiyetname tamamen veya kısmen iptal edilebilecektir. Vasiyetnamenin tamamen
iptali halinde yasal mirasçı sadece saklı payını değil miras payının hepsini
alabilecektir.
Vasiyetnamenin
iptali ve tenkisi maddesine ek olarak mirastan çıkarmanın bir sebebe bağlanıp
bağlanmadığına ilişkin bir değerlendirme de yapılmalıdır. Bu değerlendirmeye
göre Türk Medeni Kanunu’nun 512. Maddesinde de belirtildiği üzere: “Mirasçılıktan
çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini
belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen
sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet
alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi
tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine
getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü
açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.”
Mirastan
çıkarılmak istenen yasal mirasçının, yukarıda açıklanan mirastan çıkarma
sebeplerinin gerçeği yansıtmaması sebebiyle vasiyetnameye itiraz edebilecektir.
Vasiyetnameye itiraz edilmesi halinde, mirastan çıkarma sebebinin gerçekliğini
ispatlama yükü çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısı
üzerindedir. Yani diğer yasal mirasçılar, mirastan çıkarma sebebinin gerçeği
yansıttığını ispatlamalıdır. Mirastan çıkarma yalnızca vasiyetnamede
mirasçılıktan çıkarma sebebinin belirtilmiş olması halinde geçerlidir. Vasiyetnamede mirasçılıktan çıkarma sebebi
belirtilmemişse veya belirtilen sebebin varlığı ispatlanamamışsa mirasçının
saklı payı dışındaki miras payı dışında yerine getirilecektir.
5.TALEPLE
BAĞLILIK İLKESİ KAPSAMINDA VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASINDA SAKLI PAYIN TESPİTİ
VE TENKİS İNCELEMESİ
Kural
olarak tenkis davasında taleple bağlılık ilkesi geçerlidir. Vasiyetnamede
mirastan çıkarmaya ilişkin bir irade mevcut değil ise bunun dışındaki
sebeplerle vasiyetnamenin iptali davası açılmışsa vasiyetnamenin iptali
davasında mahkemece saklı payın tespiti ve tenkis incelemesi yapılamayacaktır.
Hukuk
Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli, 2017/3-1017 Esas, 2018/1750 Kararı
“Mahkemece
vasiyetnamenin iptali isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesi
incelendiğinde dava konusunun “05.07.2005 günlü Zonguldak 2. Noterliğinin 12561
y. Nolu vasiyetmesinin iptali ile vasiyete konu taşınmazın tüm varisler adına
tescili istemi”, talep sonucunun “vasiyetnamenin iptaline ve vasiyete konu
taşınmazların tüm varisler adına tesciline…” ilişkin olduğu, “açıklamalar”
başlıklı paragrafında sadece“..vasiyetnamenin tasarruf nisabını aşmıştır.
Hukuka aykırıdır. Bu nedenle iptal edilmelidir.” şeklindeki açıklamalara yer
verildiği, ön inceleme duruşmasında ise tenkis istemine ilişkin bir beyanı
bulunmadığı ve bir başka ifade ile somutlaştırma yükümlüğünün yerine
getirilmediğinin anlaşıldığı, davanın reddine ilişkin ilk kararın temyiz
dilekçesinde de ölüme bağlı tasarrufun tenkisini talep ettikleri hâlde bu
talepleri hakkında bir karar verilmediğine dair temyiz istemi bulunmamaktadır. Tüm
bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının isteminin sadece
vasiyetnamenin iptaline ilişkin olduğu, dava dilekçesinde tasarruf nisabından
bahsedilmesinin sebebinin nisabı aşan tasarruf nedeniyle vasiyetnamenin hukuka
aykırı olduğunu dile getirmek olduğu böyle olunca yerel mahkemenin yazılı
şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” [3]
Vasiyetnamede
mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin bir irade söz konusu ise ve açılan
vasiyetnamenin iptali davasında mirasçılıktan çıkarma sebebinin yerinde
olmadığına ilişkin itiraz mevcutsa burada Türk medeni kanunun 512. Maddesi
irdelenmelidir. ” Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi
tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine
getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında
düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.” Bu
hüküm gereği vasiyetnamenin iptali davasında mahkemeye mirasçının saklı payını
tespit ve tenkis yönünde inceleme yapma görevi yüklenmektedir. Bu noktada
taleple bağlılık ilkesi gereği saklı pay tespiti ve tenkis incelemesi
yapılamayacağı değerlendirmesi geçerli olmayacaktır.
HGK., E.
2023/53 K. 2024/464 T. 25.9.2024
“50.
Kelime olarak indirme, azaltma veya eksiltme anlamına gelen "tenkis"
(Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 574, 1092); 4721
sayılı Kanun'un 560 ıncı ve devam maddelerinde düzenleme alanı bulan ve miras
bırakanın, saklı payı ihlâl eden sağlar arası veya ölüme bağlı
kazandırmalarının, yasal sınıra indirilmesini sağlayan yenilik doğurucu
nitelikte bir dava olarak tanımlanabilecek "tenkis davası"
kurumu içerisinde kendisine yer bulur ve elbette hemen yukarıda değinilen Hukuk
Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere bu dava taleple bağlılığa
ilişkin genel ilkelere tâbidir.
51. Ne
var ki iptali istenen ölüme bağlı tasarrufta, mirasçılıktan çıkarma yönünde bir
hüküm söz konusu olur ve çıkarmanın yerinde olmadığı itirazı ileri sürülür ise
durum farklılık arz eder. Zira bu hâlde 4721 sayılı Kanun'un 512 nci maddesi
işlerlik kazanır. Buna göre; şayet mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin varlığı
ispat edilemezse veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse "tasarruf
mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir" demekle Kanun, çıkarmanın
yerinde olmadığını kabul eden Mahkemeye davacı mirasçının saklı payını tespit
ve tenkis yönünde inceleme yapma görevini yüklemiştir. Bu hüküm 6100 sayılı
Kanun'un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında işaret edilen ve taleple bağlılık
kuralının istisnasını teşkil eden bir düzenlemedir. [4]
6. SONUÇ
Vasiyetnamenin
iptali davalarında kural olarak taleple bağlılık ilkesi geçerlidir.
Vasiyetnamenin içeriğinde bir yasal mirasçının, mirasçılıktan çıkarılmasına
yönelik irade bulunması halinde bu kuralın istisnası olarak mahkemenin saklı
pay ve tenkis yönünden inceleme yapması gerekmektedir.
Her ne
kadar miras bırakanın iradesi ayakta tutulmaya çalışılsa da miras hukukundan
doğan saklı pay hakkının sıkı şartlarla korunması gerekmektedir. Bu sebeple
miras bırakanın, yasal mirasçısını, mirastan çıkarma sebepleri kanunun aradığı
şartlara uyması gerekmektedir. Her türlü sebep başlı başına mirastan çıkarma
sebebi yapılamayacaktır. Vasiyetnamenin iptali davası, mirasçılıktan çıkarma
sebebinin yokluğu veya ileri sürülen sebebin gerçeği yansıtmadığı itirazına
dayanması halinde vasiyetname tümüyle iptal edilmese bile yalnızca çıkarılmak
istenen mirasçının saklı payı dışındaki payı üzerinde hüküm doğuracaktır.
Bu
noktada mirastan çıkarma sebebinin gerçeği yansıtmadığı iddiası ile
vasiyetnamenin iptali davası açıldığında mahkemece yalnızca vasiyetnamenin
iptali yönünde bir inceleme değil mirastan çıkarılmak istenen yasal mirasçının
saklı payının tespiti ve tenkis incelemesi de yapması gerekmektedir.
Neticen,
mirasçılıktan çıkarılmak istenen kişinin vasiyetnamenin iptali davası açması
halinde mahkemece taleple bağlılık ilkesi gereği yalnızca vasiyetnamenin iptali
hususunu değil ek olarak mirastan çıkarılmak istenen yasal mirasçının saklı
payının tespiti ve tenkis incelemesi de yapılması gerekmektedir.
Av.
Şeymanur Elmas
Kaynakça:
1. Dural,
öz, Türk Özel Hukuku Miras Hukuku, s. 60
2. Antalya,
Gökhan, Miras Hukuku, s. 276
3. HGK, E.
2017/3-1017 K. 2018/1750 T. 20.11.2018
4. HGK, E.
2023/53 K. 2024/464 T. 25.9.2024