Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

REKABET KURULU’NUN İZİN ALINMASI GEREKEN BİRLEŞME VE DEVRALMALAR HAKKINDAKİ 2010/4 SAYILI TEBLİĞ’DE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

REKABET KURULU’NUN İZİN ALINMASI GEREKEN BİRLEŞME VE DEVRALMALAR HAKKINDAKİ 2010/4 SAYILI TEBLİĞ’DE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

1. Giriş

Rekabet hukukunun temel bilinen en temel işlevi, piyasalarda etkin rekabetin korunmasını sağlamak ve yoğunlaşma teşebbüs işlemlerinin rekabetçi yapıyı bozmasını önlemektir. Bu bağlamda birleşme ve devralma işlemlerinin ön denetime tabi tutulması, rekabet hukukunun en önemli araçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de bu denetim mekanizması, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde yürütülmekte olup, uygulamaya yön veren temel düzenleme ise 2010/4 sayılı “Rekabet Kurumundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’dir. Mevcut pek çok mevzuatta olduğu gibi; ekonomik koşulların değişmesi, işlem hacimlerinin büyümesi ve özellikle teknoloji sektöründeki hızlı dönüşüm, Birleşme ve Devralma Tebliği’nin de güncellenmesini zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda Rekabet Kurumu tarafından Tebliğ’de birtakım değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişiklikler yalnızca teknik güncellemelerle sınırlı kalmayıp, birleşme ve devralma denetiminin kapsamı, yöntemi ve yoğunluğu üzerinde doğrudan etkili olacak niteliktedir.

 2. Yeni Tebliğ ile Eski Tebliğin Karşılaştırılması

Yeni Tebliğ’e bakıldığında dikkat çeken ilk husus birleşme ve devralma izni kapsamındaki “işlem tarafı” kavramının netleştirilmesidir. Zira, birleşme ve devralma işlemlerinin bildirim yükümlülüğüne tabi olup olmadığının belirlenmesinde “işlem tarafı” kavramı kritik bir rol oynamaktadır. Eski düzenlemede bu kavramın genel ve sınırlı bir şekilde tanımlanmış olması, özellikle devralma işlemlerinde hangi teşebbüslerin taraf sayılacağı konusunda uygulamada tereddütlere yol açmaktaydı. Özellikle kontrol değişikliği içeren karmaşık grup yapılarında, bildirime esas alınacak teşebbüslerin belirlenmesi yorum farklılıklarına neden olabilmekteyken yeni düzenleme ile “işlem tarafı” kavramı, devre konu teşebbüs bakımından daha detaylı şekilde ele alınmıştır. Bu kapsamda, yalnızca doğrudan tarafların değil, kontrol ilişkisi içinde bulunan ekonomik birimlerin de değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiği açık bir şekilde ortaya konulmuştur.

Bu değişiklik, uygulamada belirsizlikleri azaltma potansiyeline sahiptir. Zira bildirim yükümlülüğünün kapsamının netleşmesi hem teşebbüslerin hukuki öngörülebilirliğini artırmakta hem de Rekabet Kurumu nezdinde gereksiz tartışmaların önüne geçmektedir.

Değişen ve ekonomik koşulların yansıması olarak bildirim yükümlülüğüne tabi birleşme ve devralma işlemlerinin belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri olan ciro eşiklerinde değişikliğe gidilmiştir. Eski düzenlemede belirlenen eşiklerin uzun süre güncellenmemesi, özellikle yüksek enflasyon ve ekonomik büyüme ortamında, giderek daha fazla işlemin bildirim kapsamına girmesine neden olmuştur. Yeni düzenleme ile birlikte ciro eşikleri önemli ölçüde artırılmıştır. Tekil ciro eşiği 250 milyon TL’den 1 milyar TL’ye, Türkiye toplam ciro eşiği 750 milyon TL’den 3 milyar TL’ye ve dünya ciro eşiği ise 3 milyar TL’den 9 milyar TL’ye yükseltilmiştir. Bu artışın temel amacı, Rekabet Kurumu’nun denetim kaynaklarını daha etkin kullanmasını sağlamak ve yalnızca rekabeti önemli ölçüde etkileyebilecek işlemlerin inceleme kapsamına alınmasını temin etmektir. Nitekim düşük hacimli işlemlerin bildirim zorunluluğuna tabi tutulması, hem teşebbüsler açısından gereksiz maliyet yaratmakta hem de Kurum’un iş yükünü artırmaktadır. Bununla birlikte, eşiklerin yükseltilmesinin bazı riskleri de beraberinde getirdiği söylenebilir. Özellikle yerel pazarlarda faaliyet gösteren ve nispeten düşük ciroya sahip teşebbüsler arasında gerçekleşen birleşmeler, her ne kadar eşik altında kalsa da rekabet üzerinde önemli etkiler doğurabilecektir.

Son yıllarda rekabet hukukunda en çok tartışılan konulardan biri, teknoloji teşebbüslerinin devralınmasına ilişkin işlemlerin denetim kapsamına alınmasıdır. Özellikle düşük ciroya sahip olmakla birlikte yüksek yenilik potansiyeline sahip girişimlerin devralınması, “killer acquisition” olarak adlandırılan ve rekabeti uzun vadede zayıflatabilecek işlemler arasında değerlendirilmektedir. Eski düzenlemede teknoloji teşebbüslerine ilişkin istisna daha geniş bir şekilde uygulanabilirken, yeni düzenleme bu istisnayı “Türkiye’de yerleşik” teşebbüslerle sınırlamıştır. Ayrıca bu tür işlemlerde belirli ciro eşiklerinin uygulanmaya devam edeceği açıkça düzenlenmiştir. Bu yaklaşım, bir yandan yerli teknoloji girişimlerinin korunmasını amaçlarken, diğer yandan denetim kapsamını daraltıcı bir etki yaratabilir. Özellikle yabancı yatırımcılar tarafından gerçekleştirilen teknoloji devralmalarının, belirli durumlarda denetim dışında kalması ihtimali, rekabet hukuku bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir.

Ortak girişimler, rekabet hukukunda hem yoğunlaşma hem de iş birliği unsurlarını birlikte barındıran hibrit yapılar olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, bu tür işlemlerin yalnızca piyasa yapısı üzerindeki etkileri değil, aynı zamanda taraflar arasında rekabeti sınırlayıcı koordinasyon doğurup doğurmadığı da önem taşımaktadır. Eski düzenlemede bu konu Tebliğ metninde açık bir şekilde düzenlenmemiş, değerlendirme daha çok uygulama ve kılavuzlar üzerinden yapılmıştır. Yeni düzenleme ile birlikte, ortak girişimlerde ana teşebbüsler arasındaki koordinasyon riskinin nasıl değerlendirileceğine ilişkin genel çerçeve Tebliğ metnine dahil edilmiştir. Bu değişiklik, Türk rekabet hukukunun Avrupa Birliği uygulamaları ile daha uyumlu hale gelmesi bakımından önem arz etmektedir. Zira AB rekabet hukukunda ortak girişimlerin koordinasyon etkileri uzun süredir ayrı bir değerlendirme konusu olarak ele alınmaktadır. Yeni düzenleme, Rekabet Kurumu’nun bu tür işlemlerde daha sistematik bir analiz yapmasının önünü açmaktadır.

Birleşme ve devralma işlemlerinde bildirim süreci, teşebbüsler açısından önemli bir idari yük doğurmaktadır. Eski Bildirim Formu, kapsamlı bilgi ve belge talepleri içermekte olup, özellikle düşük pazar payına sahip işlemler bakımından dahi ciddi bir hazırlık süreci gerektirmekteydi. Yeni düzenleme ile birlikte Bildirim Formu’nda önemli bir sadeleştirme yapılmıştır. Bazı bilgi talepleri tamamen kaldırılmış, özellikle etkilenen pazarlarda düşük pazar payına sahip işlemler bakımından sunulması gereken bilgiler azaltılmıştır. Ayrıca girişim sermayesi yatırım fonları ve benzeri yatırımcılar açısından bildirim sürecini kolaylaştırıcı düzenlemeler getirilmiştir. Bu değişiklik, işlem maliyetlerinin düşürülmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Daha az bürokratik yük, özellikle hızlı hareket edilmesi gereken yatırım işlemlerinde önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Yeni düzenleme ile getirilen bir diğer önemli yenilik, halihazırda incelemesi devam eden işlemlerin durumuna ilişkindir. Buna göre, yeni ciro eşiklerini veya diğer bildirim koşullarını karşılamadığı anlaşılan işlemler bakımından yürüyen inceleme süreçlerinin Kurul kararı ile sonlandırılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu hüküm, usul ekonomisi açısından önemli bir işlev görmektedir. Gereksiz incelemelerin önüne geçilmesi, hem Kurum kaynaklarının daha verimli kullanılmasını hem de teşebbüsler açısından belirsizliğin daha kısa sürede ortadan kalkmasını sağlamaktadır.

3. Sonuç

2010/4 sayılı Tebliğ’de yapılan değişiklikler, Türkiye’de birleşme ve devralma denetiminin daha seçici, daha esnek ve ekonomik gerçekliklere daha uyumlu bir yapıya kavuşturulmasını amaçlamaktadır. Özellikle ciro eşiklerinin artırılması ve bildirim sürecinin sadeleştirilmesi hem teşebbüsler hem de Rekabet Kurumu açısından önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Bununla birlikte, düzenlemelerin bazı alanlarda yeni tartışmaları da beraberinde getirmesi muhtemeldir. Sonuç olarak, yapılan değişikliklerin genel yönelimi, rekabet hukukunun etkinliğini artırmak ve denetim mekanizmasını daha rasyonel hale getirmek olmakla birlikte, bu hedeflerin ne ölçüde gerçekleşeceği uygulamadaki gelişmeler ışığında değerlendirilecektir.

Av. Melda İz

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN