Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

REKABET KURULUNUN 19-40/664-285 SAYILI KARARININ İNCELENMESİ

REKABET KURULUNUN 19-40/664-285 SAYILI KARARININ İNCELENMESİ

1. Giriş

4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Hakim Durumun Kötüye Kullanılması” başlıklı 6. maddesi ile “bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanmasının yasak olduğu” düzenlenmiştir. Bu makalede, Rekabet Kurulunun, 2019-5-030 dosya numaralı, 19-40/664-285 sayılı kararı incelenecektir. Söz konusu karar;  RKHK 6. madde, c bendinde yer alan “Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,”  durumunun irdelenmesi, yıkıcı fiyatlandırmanın şartları ile Kurulun yıkıcı fiyatlandırma tespitinde yapmış olduğu değerlendirmeler sebebi ile önem arz etmektedir.

2. Karara Genel Bakış

14.11.2019 tarihli, 19-40/664-285 sayılı karara yönelik süreç; Toypa Mağazacılık Ticaret A.Ş.’nin bölgesel indirimlerle yıkıcı fiyat uygulamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 Sayılı Kanun) 6. maddesini ihlal ettiği iddiası ile ön araştırma yapılması kararı ile başlamıştır. Dosyada yer alan temel iddialar TOYPA’nın rakip firmalar ile aynı alışveriş merkezinde bulunan mağazalarında Pazar payı yüksek, marjı düşük ürünlerde indirim yaptığı iddiasına dayanmaktadır.

Kurul kararında; ilgili ürün pazarı incelenmesinde referans olarak “06.04.2012 tarih ve 12-17/465-136 sayılı Kurul kararı. 7 06.11.2013 tarih ve 13-62/865-371 sayılı Kurul kararı. 8 02.08.2018 tarih ve 18-24/428-201 sayılı Kurul kararı” değerlendirilmiş, ilgili ürün pazarı “perakende oyuncak satış pazarı” olarak tanımlanmıştır. Söz konusu diğer kararların ilkinde; çok sayıda farklı ürün grubunun perakende satışını gerçekleştirildiği firmada ilgili ürün pazarı açık ve net bir şekilde tanımlanmamıştır. Bununla birlikte, incelemeye konu şikâyetin yalnızca müzik ve film ürünlerine ilişkin olması nedeniyle Kurul değerlendirmelerini, kayıtlı müzik ürünleri (CD, DVD ve Blu Ray) ile ev videosu ürünleri (VCD, DVD ve Blu Ray) satışlarıyla sınırlı tutulduğu örneklendirilmiştir.

Öte yandan Kurul’un aynı firmaya yönelik verdiği bir diğer kararda, şikâyetin kitap satışlarına yönelik olması sebebiyle ilgili ürün pazarı “perakende kitap satış pazarı” olarak belirlendiği, yine Kurul’un aynı firmaya yönelik daha yakın tarihli bir kararında ise, firmanın çeşitli ürün gruplarının perakende satışını gerçekleştiren bir teşebbüs olması nedeniyle her bir alt pazar bakımından rakip teşebbüslerin tespitinde yaşanan güçlükler vurgulanmış ve bu doğrultuda ilgili ürün pazarının “perakende kitap satış pazarı” olarak tanımlandığı belirtilmiştir. İlgili Pazar kavramı ve somut olaylar özelinde ilgili pazarın doğru tanımlanması rekabet hukuku kapsamında büyük önem arz etmekte olup, pazarın yanlış değerlendirilmesi halinde; yanlış hukuki neticeler, birtakım iktisadi değişiklikler ve hak kayıpları doğabilecektir. Kurul söz konusu referans karalarında ilgili ürün pazarını somut uyuşmazlıklar nezdinde belirlemiştir.

Her ne kadar, kararda iddia bazı bölgelerde yer alan alışveriş merkezlerine yönelik olsa da Kurul ilgili coğrafi pazar tanımı yapmamıştır. Kararda bu AVM’lere yer verilmiş, önaraştırma raporu çerçevesinde yapılacak değerlendirmeyi etkilemeyecek olması sebebiyle mevcut dosya bakımından kesin bir coğrafi pazar tanımı yapılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

3. Kararın Değerlendirilmesi

Somut olay nezdinde yıkıcı fiyatlandırmanın mevcudiyetinin incelenmesi için şartların sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmiştir. “Bu bağlamda yıkıcı fiyatın rekabet hukuku anlamında bir ihlal oluşturması için; Hâkim durumdaki bir teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesi, Teşebbüsün kısa vadede maliyet altı satış fiyatları ile zarar etmeyi göze alması (feragatte bulunması), Eşit etkinlikteki bir rakibe piyasanın kapanmasının muhtemel olması gerekmektedir.”

Yıkıcı fiyatlama analizinin temelini, incelenen teşebbüsün fiyatlama stratejisi çerçevesinde kısa vadede bilinçli bir şekilde feragatte bulunup bulunmadığının, diğer bir ifadeyle kaçınması mümkünken zarara katlanıp katlanmadığının ortaya konulması oluşturmaktadır. Bu kapsamda Kılavuz’da, teşebbüsün feragat davranışının tespitinde ortalama kaçınılabilir maliyet (OKM) ölçütünün esas alınabileceği ifade edilmiştir.

Bununla birlikte, Avrupa Birliği uygulamalarında yıkıcı fiyatlama değerlendirmelerine emsal teşkil eden Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın AKZO (4 ECLI:EU:C:1991:286) kararında, hâkim durumdaki teşebbüs tarafından uygulanan fiyatın ortalama değişken maliyetin (ODM) altında olması hâli ihlal olarak değerlendirilmiş; yıkıcı fiyatlama analizinde dikkate alınacak üst sınır ise ortalama toplam maliyet (OTM) olarak belirlenmiştir.

Kurul’un başkaca pek çok kararında da AKZO testinin uygulandığı görülmektedir. Kararda her ne kadar sonraki dönemde gerek Avrupa Birliği uygulamalarında gerekse Kurul kararlarında yıkıcı fiyatlama analizinde esas alınan maliyet ölçütleri çeşitlenmiş ve değerlendirmelerde ortalama kaçınılabilir maliyet (OKM) ile uzun dönem ortalama artan maliyetin (UDOAM) dikkate alınmaya başlandığı gözlemlense de, somut dosya kapsamında yıkıcı fiyatlama iddialarına ilişkin incelemenin ilk aşamasında şikâyete konu TOYPA’nın ilgili ürünlerdeki birim satış fiyatları (SF) ile ortalama toplam maliyetleri (OTM) karşılaştırılmasına gidilmiş, bu karşılaştırma sonucunda, SF’nin OTM’nin üzerinde olduğunun tespiti hâlinde yıkıcı fiyatlama iddialarının reddedilmesi mümkün olacağı belirtilmiştir.

Burada seçilen yöntem; Kurulun TOYPA kararındaki metodolojik tercihi ve yıkıcı fiyatlama analizinde izlenen kademeli yaklaşımı göstermektedir. Kısaca söylemek gerekirse, Kurul bu dosyada yıkıcı fiyatlama iddiasını ilk aşamada değerlendirme için SF–OTM karşılaştırmasını yeterli görmüştür. Zira; Rekabet hukuku uygulamasında, özellikle AKZO testine dayanan klasik yaklaşımda, fiyatın ortalama toplam maliyetin (OTM) üzerinde olması, kural olarak yıkıcı fiyatlama ihtimalinin dışlandığının güçlü bir göstergedir. TOYPA kararında Kurul, SF’nin OTM’nin üzerinde olduğu ihtimalinde, zaten yıkıcı fiyatlamanın teorik olarak mümkün olmadığını varsaydığı için UDOAM incelemesine geçmemiştir.  Netice itibari ile; Kurul, TOYPA kararında birim satış fiyatlarının ortalama toplam maliyetin üzerinde olması hâlinde yıkıcı fiyatlamanın zaten mümkün olmadığı varsayımından hareketle, iddiaları ilk aşamada elemek amacıyla SF–OTM karşılaştırmasını yeterli görmüş; bu nedenle daha ileri ve karmaşık bir maliyet ölçütü olan UDOAM’ı dikkate almamıştır.

TOYPA’nın yıkıcı fiyatlama iddialarına konu olan Hasbro, Lego, Mattel ve GP markalı oyuncakların TOYZZSHOP mağazalarında 2018 yılında 3.061 çeşit, 2019 yılının ilk altı aylık döneminde ise 2.667 çeşit ürününün satıldığı belirtilmiştir. Geniş ürün yelpazesi göz önünde bulundurulduğunda her bir ürün özelinde SF ve OTM karşılaştırmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Bu nedenle anılan markaların öncelikle, en fazla indirim gören ürünlerin en çok satılan ürünler arasında yer alacağı varsayımıyla, şikâyete konu dönemde aylık olarak en çok satılan onar ürünü, daha sonra şikâyete konu tüm ürünleri için toplulaştırılmış veriler üzerinden değerlendirmelere yer verilecektir. Bu şekilde yapılacak bir fiyat-maliyet değerlendirmesi için SF’nin yerine değerlendirilen ürün grubunun satışından elde edilen hasılat, OTM’nin yerine de söz konusu hasılatı elde etmek için katlanılan toplam maliyet kullanılmıştır.

Bununla birlikte; Kurul, TOYPA’nın yıkıcı fiyatlama iddialarına konu olan ilgili markalı oyuncakların TOYZZSHOP mağazalarında oldukça geniş bir ürün yelpazesiyle satışa sunulduğunu tespit etmiştir. Bu denli yüksek sayıda ürün çeşidi bulunması nedeniyle, her bir ürün özelinde birim satış fiyatı (SF) ile ortalama toplam maliyetin (OTM) ayrı ayrı karşılaştırılmasının fiilen mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

Bu durum karşısında Kurul, yıkıcı fiyatlama iddialarının incelenmesinde farklı bir yöntem benimsemiştir. Buna göre, söz konusu markalar bakımından öncelikle, en fazla indirim uygulanan ürünlerin aynı zamanda en çok satılan ürünler arasında yer aldığı varsayımından hareket edilmiştir. Bu varsayım doğrultusunda, şikâyete konu dönemde her bir marka için aylık bazda en çok satılan onar ürün belirlenmiş ve ilk aşamada değerlendirmeler bu ürünler üzerinden yapılmıştır.

Bununla birlikte Kurul, incelemenin yalnızca sınırlı sayıdaki ürünle yapılmasının yetersiz kalabileceğini dikkate alarak, şikâyete konu olan tüm ürünler bakımından da toplulaştırılmış veriler üzerinden ek değerlendirmelere yer vermiştir. Bu kapsamda, birim satış fiyatı (SF) yerine değerlendirilen ürün grubunun satışından elde edilen toplam hasılat esas alınmış; ortalama toplam maliyet (OTM) yerine ise söz konusu hasılatın elde edilmesi için katlanılan toplam maliyet dikkate alınmıştır. Kurul, bu şekilde yapılan fiyat-maliyet karşılaştırmasının, ürün çeşitliliğinin fazla olduğu dosya kapsamında yıkıcı fiyatlama iddialarının değerlendirilmesi açısından yeterli ve uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Bu doğrultuda toplanan veriler ile yapılan hesaplamalar sonucunda ise; Kurul, grafiklerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, TOYZZSHOP mağazalarında satışa sunulan ilgili marka ürünlerin genelinden elde edilen hasılat ile her bir marka bakımından en çok talep gören onar ürünün satışından elde edilen hasılatın, bu satışlara özgülenmiş toplam maliyetin üzerinde gerçekleştiğini tespit etmiştir. Bu tespitten hareketle Kurul, somut dosya kapsamında iddia edildiği şekilde bir yıkıcı fiyatlama uygulamasının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

4. Dava Süreci ve Ankara 17. İdare Mahkemesi 2020/1242 E., 2021/748 K. Sayılı Kararın Değerlendirilmesi

İşbu, Kurul kararına karşı açılan davada, incelemenin yalnızca yıkıcı fiyatlama iddiasıyla sınırlandırıldığını, buna karşılık hâkim durum analizi yapılmadığını ileri sürmüştür. Davacıya göre Kurul, sırf maliyetin altında satış yapılmadığı gerekçesiyle Toyzz Shop mağazalarında rekabet hukukuna aykırı bir durum bulunmadığı ve hâkim durumun kötüye kullanılmadığı sonucuna ulaşmış; bu yaklaşım nedeniyle mevcut olabilecek ihlaller göz ardı edilmiştir. Ayrıca, 4054 sayılı Kanun ve ilgili Kılavuz’da hâkim durumun kötüye kullanılması hâllerinin tahdidi olarak sayılmadığı, bu nedenle yalnızca maliyet altı fiyatlama bulunmadığından hareketle hâkim durum tespiti yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu savunulmuştur. Davacı, fiyatlamanın maliyetin üzerinde olduğu durumlarda dahi hâkim durumun kötüye kullanılması sonucuna varılabileceğine ilişkin Danıştay kararlarının bulunduğunu da ileri sürmüştür.

İdare Mahkemesi tarafından; öncelikle Kurul’un dayandığı temel varsayımı teslim edilmiştir. Mahkeme, hâkim durumun kötüye kullanılabilmesi için hâkim durumda olma ile kötüye kullanma niteliği taşıyan bir davranışın birlikte bulunması gerektiğini, bu çerçevede Kılavuz’da da belirtildiği üzere kötüye kullanma niteliği taşıyan bir davranışın bulunmadığı kanaatine varılması hâlinde ayrıca hâkim durum analizi yapılmasının gerekmeyebileceğini kabul etmekle birlikte, somut olayda yalnızca maliyet altı fiyatlama bulunmamasından hareketle böyle bir sonuca ulaşılmasının yeterli olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Mahkemeye göre hâkim durumdaki bir teşebbüs, maliyet altı fiyatlamaya gitmeksizin de indirimler aracılığıyla ilgili pazarın rakiplere kapatılması veya rakiplerin pazardan dışlanması amacını güdebilir. Bu nedenle, salt maliyet altı fiyatlama bulunmaması, yıkıcı fiyatlama ya da genel anlamda hâkim durumun kötüye kullanılması bulunmadığı sonucunu doğurmaz.

Somut olayda Toypa Mağazacılık Ticaret Anonim Şirketi tarafından uygulanan indirimlerin belirsiz bir süreye yayılması ve süreklilik arz etmesi, rakiplerin anılan şirketin fiyat uygulamalarını takip etmeye zorlanması ihtimalini ortaya çıkarmakta; bu durumun rakipler üzerinde disipline edici etki yaratabileceği ve yeni rakiplerin pazara düşük maliyetli bir şekilde girişini zorlaştırabileceği belirtilmektedir. Ayrıca söz konusu indirimlerin özellikle davacı ile ortak lokasyonda faaliyet gösteren mağazalara özgülenmiş olması ve belirli müşteri gruplarına seçici biçimde uygulanması, hâkim durumdaki teşebbüsün katlanacağı zararları sınırlayarak bu tür yıkıcı davranışlarda bulunmasını daha kolay hâle getirebilecektir.

Bu çerçevede mahkeme, Kurul tarafından öncelikle Toypa Mağazacılık Ticaret Anonim Şirketi’nin ilgili pazarda hâkim durumda bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, hâkim durumda olduğunun belirlenmesi hâlinde ise indirim uygulamalarının piyasa koşullarının zorlaması sonucu mu ortaya çıktığının, yoksa rakipleri etkisizleştirmeye yönelik sistematik bir plan dâhilinde mi gerçekleştirildiğinin ya da böyle bir potansiyele sahip olup olmadığının ortaya konulması gerektiği sonucuna varmıştır. Diğer bir ifadeyle, Kurul’un hâkim durumdaki bir teşebbüsün incelenen davranışı gerçekleştirirken sahip olduğu niyetin yıkıcı olup olmadığını saptaması gerektiği ifade edilmiştir.

Mahkeme ayrıca, davacı tarafından Kurul’a yapılan başvuruda şikâyete konu edilen dönemin 2018 yılı Mayıs ayında başladığının belirtilmesine rağmen, Kurul tarafından 2018 yılı Ocak ayı ile 2019 yılı Haziran ayı arasındaki dönemin esas alınarak maliyet altı fiyatlama bulunup bulunmadığının analiz edilmesini de eleştirmiştir. Buna göre yapılan incelemenin şikâyet konusu edilmeyen bir dönemi de kapsadığı, dolayısıyla dönem itibarıyla hatalı bir analiz gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mahkeme, somut olayda yalnızca maliyet altı fiyatlama bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan analize dayanılarak karar verilmesinin eksik araştırma ve inceleme niteliğinde olduğunu, bu nedenle dava konusu Kurul kararının iptaline karar verilmiştir.

İşbu kararın ardından, Rekabet Kurumu tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuş, Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/04/2021 tarih ve E:2020/1242, K:2021/748 sayılı kararı ile başvuru reddedilmiştir.

Stj. Av. Melda İz

Kaynakça:

1.  Rekabet Kurulu Kararı, Dosya Sayısı : 2019-5-030 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 19-40/664-285 Karar Tarihi : 14.11.2019

2.  Ankara 17. İdare Mahkemesi 2020/1242 E, 2021/748 K. Sayılı Kararı

3. Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/04/2021 tarih ve E:2020/1242, K:2021/748 sayılı kararı

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN