Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

MOBİL UYGULAMALARDA KONUM VERİSİNİN İŞLENMESİNİN HUKUKİ BOYUTU

MOBİL UYGULAMALARDA KONUM VERİSİNİN İŞLENMESİNİN HUKUKİ BOYUTU

1. Giriş

Dijital teknolojilerde yaşanan hızlı gelişmeler, mobil uygulamaları günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline getirmiştir. Sosyal medya, ulaşım, bankacılık, elektronik ticaret ve navigasyon gibi pek çok hizmet mobil uygulamalar aracılığıyla sunulurken, bu uygulamalar hizmetin niteliğine bağlı olarak kullanıcıların çeşitli kişisel verilerini işlemektedir. İşlenen kişisel veriler arasında yer alan konum verisi ise bireyin yalnızca bulunduğu noktayı göstermekle kalmayıp günlük yaşamı, alışkanlıkları ve sosyal çevresi hakkında önemli çıkarımlar yapılmasına imkân tanıması nedeniyle özel bir öneme sahiptir.

Türk hukukunda kişisel verilerin korunması hakkı, Anayasa’nın 20. maddesi ile güvence altına alınmış; bu anayasal güvencenin kanuni yansıması olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yürürlüğe girmiştir. Her ne kadar Kanun’da konum verisine ilişkin özel bir tanıma yer verilmemiş olsa da belirli veya belirlenebilir gerçek kişiyle ilişkilendirilebilen konum bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle mobil uygulamalar tarafından gerçekleştirilen konum verisi işleme faaliyetlerinin, KVKK’da öngörülen veri işleme şartlarına ve veri sorumlularına yüklenen yükümlülüklere uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu çalışmada, mobil uygulamalar tarafından işlenen konum verisinin hukuki niteliği 6698 sayılı Kanun çerçevesinde ele alınacak; veri sorumlularının aydınlatma, veri güvenliği ile silme, yok etme ve anonim hâle getirme yükümlülükleri incelenecek, ardından konum verisinin hukuka aykırı şekilde işlenmesinin idari, hukuki ve cezai sonuçları ilgili mevzuat, Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ve yargı kararları ışığında değerlendirilecektir.

2. Mobil Uygulamalarda Konum Verisinin Hukuki Niteliği

Mobil uygulamalar tarafından işlenen kişisel veriler, uygulamanın sunduğu hizmete göre farklılık göstermekle birlikte, konum verisi günümüzde en sık işlenen veri kategorilerinden biri hâline gelmiştir. Özellikle navigasyon, ulaşım, sosyal medya ve çevrim içi sipariş uygulamaları, hizmetlerini yerine getirebilmek amacıyla kullanıcıların anlık veya sürekli konum bilgilerine erişebilmektedir. Bununla birlikte bazı uygulamaların, hizmetin sunulması bakımından zorunlu olmadığı hâlde konum verisine erişim talep ettiği de uygulamada görülmektedir. Bu durum, konum verisinin hukuki niteliğinin doğru şekilde belirlenmesini ve veri işleme faaliyetlerinin hukuki sınırlar içerisinde yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde kişisel veri, “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır. Kanun’da konum verisine özgü ayrı bir tanım bulunmamakla birlikte, belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilebilen konum bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Nitekim belirli bir zaman dilimi boyunca elde edilen konum verileri; kişinin ikamet ettiği yer, çalışma hayatı, günlük rutinleri ve sosyal çevresi hakkında ayrıntılı çıkarımlar yapılmasına imkân tanıyabilmektedir. Bu yönüyle konum verisi, bireyin özel hayatıyla doğrudan bağlantılı kişisel veriler arasında yer almaktadır.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu da mobil uygulamalarda gerçekleştirilen veri işleme faaliyetlerine ilişkin yayımladığı rehberlerde, veri sorumlularının yalnızca hizmetin sunulması için gerekli olan konum verilerini işlemesi, veri işleme amacını açık ve anlaşılır şekilde ilgili kişiye bildirmesi ve ölçülülük ilkesine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Böylece konum verisinin işlenmesinde, yalnızca teknolojik imkânların değil, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin de gözetilmesi amaçlanmaktadır. [1]

Konum verisinin özel hayat üzerindeki etkisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da kabul edilmektedir. Nitekim Mahkeme, Uzun/Almanya kararında GPS yoluyla gerçekleştirilen konum takibinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında özel hayata saygı hakkına müdahale oluşturabileceğini belirterek şu değerlendirmeye yer vermiştir:

” … Mahkemenin görüşüne göre, GPS gözetimi, doğası gereği, bir kişinin davranışları, görüşleri veya duyguları hakkında daha fazla bilgi ifşa ettikleri için, kural olarak, bir kişinin özel hayata saygı duyma hakkına müdahale etmeye daha duyarlı olan diğer görsel veya akustik gözetim yöntemlerinden ayırt edilir. Bununla birlikte, içtihatlarında belirlenen ilkeler göz önüne alındığında, yukarıda belirtilen faktörleri, başvuru sahibinin GPS aracılığıyla gözleminin, şartlarda ve bu şekilde elde edilen verilerin yukarıda açıklanan şekilde işlenmesi ve kullanılmasının, Madde 8/1 tarafından korunan özel hayatına müdahale anlamına geldiği sonucuna varmak için yeterli bulur.[2]

Söz konusu karar, konum verisinin yalnızca teknik bir bilgi olarak değil, bireyin özel yaşamına ilişkin kapsamlı çıkarımlar yapılmasını mümkün kılan kişisel veri niteliğinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle mobil uygulamalar tarafından gerçekleştirilen konum verisi işleme faaliyetlerinin, 6698 sayılı Kanun’da öngörülen veri işleme şartlarına ve temel ilkelere uygun şekilde yürütülmesi, kişisel verilerin korunması hakkının etkin biçimde sağlanması bakımından önem taşımaktadır.

3. Veri Sorumlusunun Yükümlülükleri

Mobil uygulamalar aracılığıyla gerçekleştirilen konum verisi işleme faaliyetlerinde veri sorumluları, yalnızca kişisel verileri hukuka uygun şekilde işlemekle değil, aynı zamanda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda öngörülen yükümlülükleri yerine getirmekle de sorumludur. Kanun, veri sorumlularına kişisel verilerin işlenmesi sürecinin her aşamasında ilgili kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumaya yönelik birtakım yükümlülükler yüklemektedir. Mobil uygulamalar bakımından bu yükümlülüklerin başında aydınlatma yükümlülüğü, veri güvenliğinin sağlanması ile kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi yükümlülüğü gelmektedir.

3.1. Aydınlatma Yükümlülüğü

6698 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca veri sorumlusu, kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ilgili kişiyi; veri sorumlusunun kimliği, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, kimlere aktarılabileceği, veri toplamanın hukuki sebebi ile ilgili kişinin Kanun’un 11. maddesinde düzenlenen hakları konusunda bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, açık rızadan bağımsız olup veri işleme faaliyetinin şeffaf şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Mobil uygulamalar bakımından aydınlatma yükümlülüğü çoğunlukla gizlilik politikaları veya aydınlatma metinleri aracılığıyla yerine getirilmektedir. Ancak bu metinlerin yalnızca şeklen sunulması yeterli değildir. Kullanıcının konum verisinin hangi amaçla işlendiğini açık, anlaşılır ve kolay erişilebilir şekilde öğrenebilmesi gerekmektedir.

Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 18.02.2026 tarihli ve 2026/347 sayılı İlke Kararı’nda da aydınlatma yükümlülüğünün yalnızca biçimsel olarak yerine getirilmesinin yeterli olmadığı belirtilmiş; ilgili kişinin veri işleme faaliyetleri hakkında etkili biçimde bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karara göre;

” … Kişisel veri işleme faaliyetinin açık rıza şartına dayalı olarak gerçekleştirilmesi halinde aydınlatma metni ve açık rıza metinlerinin farklı başlıklar altında ayrı ayrı metinler olarak düzenlenmesi,

… Metinlerde açık, anlaşılır ve sade bir dil kullanılması; genel nitelikte, farklı anlaşılmaya müsait, eksik, ilgili kişileri yanıltıcı ve yanlış bilgilere yer verilmemesi,

Çok detaylı, karmaşık ve uzun metinlerin kullanılmaması…

Aydınlatma metinlerinde işlenen kişisel veriler ve kategorileri ile birlikte kişisel veri işleme faaliyetinin amaç ve hukuki sebebinin açık ve net bir biçimde ifade edilmesi,”

yönünde değerlendirmeye yer verilmiştir. [3]

Bu karar doğrultusunda, mobil uygulama geliştiricilerinin uzun ve karmaşık metinler yerine kullanıcıların kolaylıkla anlayabileceği aydınlatma metinleri hazırlaması, KVKK’nın öngördüğü şeffaflık ilkesinin bir gereğidir.

3.2. Veri Güvenliğinin Sağlanması

6698 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve erişilmesini önlemek ile kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu kapsamda konum verilerinin güvenli biçimde saklanması, yetkisiz erişimlerin önlenmesi, erişim yetkilerinin sınırlandırılması ve olası veri ihlallerine karşı gerekli güvenlik önlemlerinin alınması gerekmektedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu da çeşitli kararlarında veri güvenliğinin yalnızca teknik altyapının oluşturulmasından ibaret olmadığını, veri sorumlularının organizasyonel tedbirleri de almak zorunda olduğunu vurgulamaktadır. Nitekim Kurulun çeşitli veri ihlali kararlarında, gerekli güvenlik tedbirlerini almayan veri sorumluları hakkında idari yaptırım uygulanmıştır. Bu durum, veri güvenliğinin yalnızca teknik değil aynı zamanda hukuki bir yükümlülük olduğunu göstermektedir.

3.3. Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hâle Getirilmesi

6698 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde veri sorumlusu, söz konusu verileri resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silmek, yok etmek ya da anonim hâle getirmekle yükümlüdür.

Mobil uygulamalar bakımından bu yükümlülük özellikle konum verileri açısından önem taşımaktadır. Hizmetin sunulması amacıyla elde edilen konum bilgilerinin, bu amaç sona ermesine rağmen süresiz olarak saklanması Kanun’un temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle veri sorumlularının kişisel veri saklama ve imha politikalarını oluşturmaları ve işleme amacı ortadan kalkan verileri gecikmeksizin imha etmeleri gerekmektedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından yayımlanan “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi Rehberi” de veri sorumlularının bu süreçleri planlı ve denetlenebilir şekilde yürütmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

“Kişisel verilerin silinmesi, kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesi işlemidir. Veri sorumlusu, silinen kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz olması için gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür…

Kişisel verilerin yok edilmesi, kişisel verilerin hiç kimse tarafından hiçbir şekilde erişilemez, geri getirilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesi işlemidir. Veri sorumlusu, kişisel verilerin yok edilmesiyle ilgili gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür…

Kişisel verilerin anonim hale getirilmiş olması için; kişisel verilerin, veri sorumlusu veya alıcı grupları tarafından geri döndürülmesi ve/veya verilerin başka verilerle eşleştirilmesi gibi kayıt ortamı ve ilgili faaliyet alanı açısından uygun tekniklerin kullanılması yoluyla dahi kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemez hale getirilmesi gerekir. Veri sorumlusu, kişisel verilerin anonim hale getirilmesi için gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür. Kişisel verilerin anonim hale getirilmesi, kişisel veri saklama ve imha politikasında belirtilen esaslara uygun olarak aşağıdaki yöntemlerle gerçekleştirilir.” [4]

Böylece kişisel verilerin gereğinden uzun süre muhafaza edilmesinin önüne geçilerek ilgili kişilerin özel hayatının korunması amaçlanmaktadır.

4. Konum Verisinin Hukuka Aykırı İşlenmesinin Sonuçları

Mobil uygulamalar aracılığıyla işlenen konum verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, işlenmesi veya üçüncü kişilerle paylaşılması hâlinde veri sorumluları bakımından idari, hukuki ve cezai sorumluluk gündeme gelebilmektedir. Konum verisinin bireyin özel hayatına ilişkin kapsamlı bilgiler ortaya koyabilmesi nedeniyle, bu verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi yalnızca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından değil, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanunu bakımından da çeşitli yaptırımlara yol açabilmektedir.

4.1. İdari Sorumluluk

6698 sayılı Kanun’un 18. maddesinde, veri sorumlularının Kanun’da öngörülen yükümlülükleri ihlal etmeleri hâlinde uygulanabilecek idari yaptırımlar düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;

MADDE 18- (1) Bu Kanunun;

a) 10 uncu maddesinde öngörülen aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler

hakkında 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,

b) 12’nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine

getirmeyenler hakkında 15.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar,

c) 15 inci maddesi uyarınca Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeyenler

hakkında 25.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar,

ç) 16’ncı maddesinde öngörülen Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim

yükümlülüğüne aykırı hareket edenler hakkında 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk

lirasına kadar,

d) (Ek:2/3/2024-7499/35 md.) 9 uncu maddenin beşinci fıkrasında öngörülen bildirim

yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 50.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk

lirasına kadar,

idari para cezası verilir.

(2) (Değişik:2/3/2024-7499/35 md.) Birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde

öngörülen idari para cezaları veri sorumlusu, (d) bendinde öngörülen idari para cezası veri

sorumlusu veya veri işleyen gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında uygulanır.

(3) (Ek:2/3/2024-7499/35 md.) Kurulca verilen idari para cezalarına karşı, idare

mahkemelerinde dava açılabilir.

(4) Birinci fıkrada sayılan eylemlerin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları bünyesinde işlenmesi hâlinde, Kurulun yapacağı bildirim

üzerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri

ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlar hakkında disiplin

hükümlerine göre işlem yapılır ve sonucu Kurula bildirilir.”

Özellikle aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, veri güvenliğine ilişkin gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmaması veya Kurul kararlarına aykırı hareket edilmesi durumunda veri sorumluları hakkında idari para cezası uygulanabilmektedir.

Bu kapsamda Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 13.04.2021 tarihli ve 2021/361 sayılı Kararı, mobil uygulamalar üzerinden gerçekleştirilen veri işleme faaliyetleri bakımından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Söz konusu olayda bir bankanın, mobil uygulaması aracılığıyla ilgili kişiye usulüne uygun açık rıza almaksızın tanıtım iletileri göndermesi üzerine Kurul inceleme başlatmıştır. İnceleme sonucunda Kurul;

” … Veri sorumlusunun ilgili kişilerden usulüne uygun şekilde açık rıza almaksızın tanıtım iletisi göndermek suretiyle hukuka aykırı olarak kişisel veri işleme faaliyetinde bulunmasının Kanunun 12’ nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında zikredilen uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığını gösterdiği değerlendirmelerinden hareketle;

Veri sorumlusunun mobil uygulamalar üzerinden usulüne uygun açık rızası alınmaksızın tanıtım iletileri göndermek amacıyla ilgili kişinin kişisel verilerini işlemesinin hukuka aykırı olduğu dikkate alındığında, Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı kanaatine varılan veri sorumlusu hakkında Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca idari para cezası uygulanmasına,

Bununla birlikte veri sorumlusunun sahibi olduğu mobil uygulama süreçlerini usulüne uygun açık rıza alınabilecek şekilde düzenlemesi ve bu işlemin sonucundan Kurula bilgi verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına” şeklinde karar vermiştir. [5]

Anılan karar, mobil uygulamalarda kullanıcıların kişisel verilerinin yalnızca açık rıza alınarak işlenmesinin yeterli olmadığını; veri sorumlularının aynı zamanda veri işleme süreçlerini KVKK’ya uygun şekilde tasarlamak ve gerekli teknik ile idari tedbirleri almakla yükümlü olduğunu göstermektedir.

4.2. Hukuki Sorumluluk

Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, veri sorumlusunun özel hukuk bakımından da sorumluluğunu doğurabilmektedir. 6698 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca ilgili kişiler; kişisel verilerinin hukuka aykırı işlendiğini öğrenmeleri hâlinde düzeltilmesini, silinmesini veya uğradıkları zararın giderilmesini talep edebilmektedir. Bunun yanında Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri kapsamında da maddi ve manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de 2022/3953 esas, 2025/2404 karar sayılı ve 13.02.2025 tarihli ilamında, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi nedeniyle doğan zararların genel hükümler çerçevesinde tanzim edilebileceğini vurgulamıştır.

KVKK kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinden doğan zararların tazminine ilişkin özel hükümler düzenlemekten kaçınmış, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu belirtmek suretiyle genel hükümlere yollama yapmayı tercih etmiştir. Bu bağlamda KVKK'nın 11/ğ maddesinde ilgili kişinin hakları düzenlenirken, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi nedeniyle doğan zararlarının giderilmesini talep etme hakkına sahip olduğu ve 14/3 maddesinde kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat haklarının saklı olduğu ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle TMK'nın kişiliğin korunmasına ilişkin hükümlerine yollama yaptığı sonucu ortaya çıkmaktadır. KVKK maddi ve manevi zarar ayrımı yapmamıştır. TMK'da doğrudan doğruya kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte kişisel verilerin kişilik değerleriyle örtüşmesi ve kişilik hakkının koruma kapsamına dahil edilmesi nedeniyle; TMK'nın kişilik hakkını koruyan hükümleri, kişisel verilerin korunması hususunda da uygulanacaktır.” [6]

Özellikle konum verisinin ilgili kişinin bilgisi ve hukuki dayanağı bulunmaksızın üçüncü kişilerle paylaşılması ya da amacı dışında kullanılması, kişilik haklarının ihlaline neden olabileceğinden veri sorumlusunun tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilecektir. Bu nedenle veri sorumlularının veri işleme faaliyetlerini yalnızca Kanun’un şekli hükümlerine değil, kişilik haklarının korunmasına ilişkin genel hukuk ilkelerine de uygun şekilde yürütmeleri gerekmektedir.

4.3. Cezai Sorumluluk

Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi bazı hâllerde Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturmaktadır. Bu kapsamda özellikle TCK’nın 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi, 136. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve 138. maddesinde düzenlenen verileri yok etmeme suçları önem taşımaktadır.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bir kararında, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak paylaşılmasına ilişkin şu değerlendirmeye yer verilmiştir:

”… TCK'nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir.” [7]

Yargıtay’ın bu yaklaşımı, mobil uygulamalar aracılığıyla elde edilen konum verilerinin de hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere aktarılması veya yayılması hâlinde ceza hukuku bakımından sorumluluk doğabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle veri sorumlularının yalnızca KVKK hükümlerine değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nda kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelere de uygun hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır.

5. Sonuç

Mobil uygulamalar tarafından işlenen konum verileri, teknolojik gelişmelerin doğal bir sonucu olarak dijital yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bununla birlikte, konum verisinin bireyin günlük yaşamına, alışkanlıklarına ve özel hayatına ilişkin kapsamlı bilgiler ortaya koyabilmesi, bu verilerin işlenmesini kişisel verilerin korunması hukuku bakımından özel bir öneme sahip kılmaktadır. Bu nedenle konum verisinin işlenmesi sürecinde, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ile teknolojik gelişmeler arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesini sağlamak amacıyla veri sorumlularına önemli yükümlülükler yüklemiştir. Özellikle aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi, gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınması ile işleme amacı ortadan kalkan verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi, veri sorumlularının yerine getirmesi gereken temel yükümlülükler arasında yer almaktadır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ile yargı içtihatları da bu yükümlülüklerin yalnızca şeklen değil, fiilen ve etkin bir biçimde yerine getirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Öte yandan, konum verisinin hukuka aykırı şekilde işlenmesi yalnızca idari para cezalarına yol açmamakta; somut olayın özelliklerine göre tazminat sorumluluğunu ve ceza hukuku bakımından yaptırımları da gündeme getirebilmektedir. Bu durum, veri sorumlularının kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirirken yalnızca Kanun hükümlerini değil, yargı kararlarıyla şekillenen uygulamayı da dikkate almalarını gerekli kılmaktadır.

Sonuç olarak, mobil uygulamaların yaygınlaşmasıyla birlikte konum verisinin işlenmesine ilişkin hukuki uyuşmazlıkların da artacağı öngörülmektedir. Bu süreçte veri sorumlularının, veri işleme faaliyetlerini hukuka uygunluk, ölçülülük, şeffaflık ve veri güvenliği ilkeleri çerçevesinde yürütmeleri; kullanıcıların ise kişisel verileri üzerindeki hakları konusunda bilinçli hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır. Böylelikle hem dijital teknolojilerin sunduğu imkânlardan etkin şekilde yararlanılması hem de Anayasa ve 6698 sayılı Kanun ile güvence altına alınan kişisel verilerin korunması hakkının etkin biçimde sağlanması mümkün olacaktır.

Stajyer Öğrenci Ceren Nur Aplak

Kaynakça:

1. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun ‘Mobil Uygulamalarda Mahremiyetin Korunmasına Yönelik Tavsiyeler’ Rehberi

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Başvuru No:35623/05, Karar Tarihi: 02.09.2010, Uzun/Almanya Kararı

3. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2026/347 Sayılı, 18.02.2026 Tarihli İlke Kararı

4. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun ‘Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi’ Rehberi

5. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2021/361 Sayılı, 13.04.2021 Tarihli Kararı

6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3953 Esas, 2025/2404 Karar Sayılı, 13.02.2025 Tarihli İlamı

7. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/12886 Esas, 2020/513 Karar Sayılı, 15.01.2020 Tarihli İlamı

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN