1. Giriş
Mirasbırakanın, saklı paylı yasal mirasçısını koşulların varlığı halinde mirasçılıktan çıkarması (miras hakkından ıskat) mümkündür. Kural olarak mirastan ıskat edilen kişi, terekeden hak kazanamayacağı gibi terekenin borçlarından da sorumlu olmaz. Ancak, mirastan ıskat edilen mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz. Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere; mirasçılıktan çıkarma kişinin mirasçılık belgesi almasına engel bir neden olmadığı gibi ilgili kişinin mirasçılık sıfatını da ortadan kaldırmaz. Bu halde, mirasçılıktan çıkarılan kişinin, terekeye karşı ikame edilen davalarda husumet ehliyetinin var olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira mirasçılıktan çıkarmanın hüküm ve sonuçları ancak terekenin paylaştırılması aşamasında dikkate alınır. İşbu makalede mirasçılıktan çıkarmanın mirasçı sıfatına ve husumete etkisi ile mirasçılıktan çıkarılanın murisin borçlarından sorumluluğu değerlendirilecektir.
2. Miras Ortaklığının Kurulması ve Mirasçılık Sıfatının Kazanılması
Miras, mirasbırakanın ölümü ile açılır ve mirasbırakana ait bütün malvarlığı değerleri, mirasçılara intikal eder. Mirasın açılması ile, yasal ve atanmış mirasçılar mirası bütün olarak kazanırlar. Terekenin paylaşımı tamamlanıncaya kadar, mirasçıların oluşturdukları topluluk “miras ortaklığı” olarak ifade edilir. Mirasçılar, terekede yer alan haklara elbirliği ile sahiptir. Bununla beraber, mirasbırakanın borçlarından müteselsilen sorumludurlar [1]. Mirasın açılması ile tüm yasal mirasçılar mirasçılık belgesi istemeye ehil ve mirasçı sıfatına haizdir. Mirasçılık belgesi aksi ispat edilinceye kadar kişinin mirasçı sıfatına sahip olduğunu gösterir.
3. Mirasçılıktan Çıkarma
Mirasçılıktan çıkarma Türk Medeni Kanunu’nun 510-513. maddelerinde düzenlenmiştir. Mirasbırakan, yasada öngörülen nedenlerin varlığı halinde saklı paylı yasal mirasçısını ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname ya da miras sözleşmesi) mirasçılıktan çıkarabilir. Yargıtay kararlarında mirasçılıktan çıkarma; “Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) saklı payın temelini teşkil eden aile dayanışmasının zedelendiği hallerde, saklı paylı mirasçıyı mirasından uzaklaştırma olanağını mirasbırakana tanınan ölüme bağlı bir tasarruftur. Bu tasarrufla vasiyetçi, saklı paylı mirasçısını miras hakkından ve saklı payından yoksun bırakır.” şeklinde tanımlanmıştır. [2]
Mirastan ıskat, cezai ve koruyucu olarak iki türlüdür. Mirasçının, mirasbırakana ve yakınlarına karşı ağır bir suç işler veya ailesine karşı kanuni yükümlülüklerini ifada büyük bir kusur işlerse, cezai (olağan) mirasçılıktan çıkarma nedenleri doğmuş olur. Koruyucu ıskat ise, mirasbırakanın borç ödemekten aciz halindeki altsoyunu koruma amacı ile mirastan ıskat etmesidir. Bu ıskat türünde altsoy ancak saklı payının yarısından ıskat edilebilir. [3]
“Iskat saklı payın tamamı hakkında olabileceği gibi, kısmi de olabilir. Bu ikisi arasında hukuki sonuç bakımından çok önemli fark vardır. Şöyle ki: Iskat, saklı payın tümüne ait ise, mirasçı terekeden hiçbir hak isteyemez. Oysa kısmi ıskatta, mirasçılık sıfatının yitirilmediği, sadece saklı payın bir bölümünden yoksun kalındığı için, geriye kalan miras hakkını mirasçı isteyebilir.” [4]
4. Mirasçılıktan Çıkarmanın Mirasçılık Sıfatına Etkisi
Mirasbırakanın ölümü ile tüm yasal mirasçılar mirasçı sıfatını kazanırlar. Ölüme bağlı tasarruf ile mirasçılıktan çıkarma, ilgili kişinin tereke ile ilişkisini tümden kesmez. Zira mirasçılıktan çıkarmanın hüküm ve sonuçları ancak terekenin paylaşımı aşamasında gözetilir. Bu husus Yargıtay kararları ile sabittir;
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi’nin 2025/2084 E. , 2025/2857 K. Sayılı ve 27.05.2025 Tarihli
Kararı:
“Hakkında mirastan çıkarma ve yoksunluk sebepleri gerçekleşen veya mirası reddeden ya da mirastan feragat eden mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz. Mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi ya da mirasın reddi veya mirastan feragat edilmiş olması, ilgili kişinin mirasçılık belgesi istemesine engel bir neden olmadığı gibi, ilgili kişinin mirasçılık sıfatını da ortadan kaldırmaz.” [5]
Yargıtay
14. Hukuk Dairesi’nin 2016/2805 E. , 2018/7151 K. Sayılı ve 25.10.2018 Tarihli
Kararı:
“Hakkında
mirastan çıkarma ve yoksunluk sebepleri gerçekleşen veya mirası reddeden ya da
mirastan feragat eden mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz. Mirastan
çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi ya da mirasın reddi veya
mirastan feragat edilmiş olması ilgili kişinin mirasçılık belgesi istemesine
engel bir neden olmadığı gibi, ilgili kişinin mirasçılık sıfatını da ortadan
kaldırmaz. Bu nedenle mirasçılardan biri veya birkaçı yönünden mirastan
çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi ya da mirasın reddi veya
mirastan feragat edilmiş olması durumunda bu olgular yok sayılarak miras
bırakanın tüm mirasçılarını ve miras paylarını gösterir şekilde mirasçılık
belgesinin düzenlenmesi, hüküm yerinde ilgili mirasçı veya mirasçılar yönünden
mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleştiği ya da mirası red veya
mirastan feragat ettikleri açıklanarak bu olguların hukuki sonuçlarının
terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğine işaret edilmesi gerekir.”
[6]
Yargıtay
14. Hukuk Dairesi’nin 2015/2664 E. 2015/9693 K. Sayılı Kararı
“Mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi ya da mirasın reddi veya mirastan feragat edilmiş olması ilgili kişinin mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmesine ve kendisine mirastan pay verilmesine engel bir neden değildir. Ne var ki, bu olguların hukuki sonuçlarının terekenin bölüştürülmesi (tasfiyesi) sırasında gözetileceğinin hüküm yerinde gösterilmesi gerekir .” [7]
Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere mirasçılıktan çıkarma ve diğer mirastan uzaklaşma hallerinin gerçekleşmesi ilgili kişinin mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmamaktadır. Mirasçılıktan çıkarmanın hukuki sonuçlarının ancak terekenin tasfiyesi aşamasında gözetilmesi mümkündür. Bu sebeple paylaşıma kadar tüm mirasçıların tereke ile ilişkisi sürmekte, mirasçı sıfatı ile tereke üzerinde hak sahipliği ve mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu şeklen de olsa bulunmaktadır.
5. Mirasçılıktan Çıkarılanın Dava Husumet Ehliyeti
Mirasbırakanın borçlarından dolayı, alacaklıların alacağın tahsili talebi ile mirasçılara karşı dava açması mümkündür. Mirasçıların, mirasbırakanın borçlarından müteselsilen sorumlu olması sebebi ile ilgili dava mirasçıların tümüne açılabileceği gibi bir kısmına ve yahut yalnız birine karşı da açılabilir. İşbu davada mirasçılık sıfatına haiz olan tüm mirasçılar, taraf dava sıfatına (husumet) da sahiptir. Yukarıda izah olunduğu üzere mirasçılıktan çıkarılan kişinin mirasçı sıfatının ortadan kalkmamaktadır. Bu sebeple, mirasbırakanın mirasçılarına karşı ikame edilen davalarda mirasçılıktan çıkarılan kişi de mirasçı sıfatı ile pasif husumet ehliyetine sahiptir. Dolayısıyla, mirasçılıktan çıkarılan kişinin işbu davada husumet itirazları Mahkeme tarafından dinlenilmez. Zira, yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarının gereği olarak mirasçılara karşı ikame edilen davalarda; ıskat durumu değerlendirilmeksizin tüm mirasçılar mirasçı sıfatı ile husumet sahibidir. Mirastan ıskatın hukuki sonucu olarak murisin borçlarından sorumluluğunun ise ancak kararın ilamı aşamasında gözetilmesi mümkündür.
Ayrıca, mirasçılıktan çıkarmanın dayandığı ölüme bağlı tasarrufun iptali gibi mirasçılık sıfatına ilişkin davaların, mirasçılara karşı ikame edilen davalar yönünden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi kapsamında bekletici mesele yapılması yerinde olmayacaktır. Zira, mirastan ıskat halinde dahi tüm mirasçıların mirasçılık sıfatı sürmektedir. Mahkemelerce, mirasçılık sıfatına ilişkin olarak mirasçıların kendi aralarındaki iç ihtilafın çözümlenmesinin beklenilmesi usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
6. Mirasçılıktan Çıkarılanın Mirasbırakanın Borçlarından Sorumluluğu
Türk Medeni Kanunu’nun 641. maddesi hükmü uyarınca; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.” Mirastan çıkarılan kişinin de, terekenin tasfiyesi aşamasına kadar mirasçılık sıfatının ortadan kalkmaması sebebi ile mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu şeklen de olsa devam etmektedir. Ancak mirasçılıktan çıkarmanın hüküm ve sonuçlarının gereği olarak, mirastan ıskat edilen kişi, terekeden bir şey isteyemeyeceği gibi, ölenin borçlarından da sorumlu tutulamaz [8]. Dolayısıyla, mirasbırakanın borçlarından kaynaklı davada; her ne kadar mirasçılıktan çıkarılan kişinin mirasçılık sıfatı mevcut olsa da kararın ilamı aşamasında bu hususun gözetilmesi gerekmektedir.
7. Sonuç
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; mirasçılıktan çıkarma ilgili kişinin mirasçılık belgesi istemesine engel bir neden olmadığı gibi, ilgili kişinin mirasçılık sıfatını da ortadan kaldırmaz. Mirasçılıktan çıkarmanın hüküm ve sonuçlarının terekenin tasfiyesi aşamasında gözetilmesi gerekmektedir.
Mirasın açılmasıyla birlikte yasal mirasçı sıfatı kazanılmakta; mirasçılıktan çıkarma ise ancak terekenin tasfiyesi ve paylaşımı aşamasında hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Mirasçılıktan çıkarılan kişinin mirasçılık belgesi istemeye ehil ve mirasçılık sıfatına haiz olması sebebi ile; terekeye ilişkin olarak üçüncü kişilerce açılan davalarda da mirasçı sıfatıyla husumet ehliyeti devam etmektedir. Mirasçılıktan çıkarmanın hukuki sonucu olarak, mirasbırakanın borçlarından sorumluluğunun ise Mahkemece kararın ilamı aşamasında gözetilmesi gerekmektedir.
Neticen, mirasçılıktan çıkarılan kişi mirasçı sıfatı ile terekeye karşı açılan davalarda husumet sahibi olsa da mirasçılıktan çıkarmanın sonucu olarak mirasbırakanın borçlarından sorumlu değildir.
Stj. Av. Osman Serhat Demirci
Kaynakça:
1.
Sarı Fidan, Özlem , “Mirasçılık Sıfatını Kaybedenlerin Miras Ortaklığı İle
İlişkileri”, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 19/2
(Nisan 2015), s. 149-164.
2.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2013/15148 E. , 2013/16683 K. Sayılı ve 26.11.2023
Tarihli Kararı.
3.
Günay, Erhan, Mirasçılık Sıfatının Yitirilmesi, s. 57 vd. , Ankara, 2016
4.
Şener, Esat, Eski ve Yeni Miras Hukuku Şerh, sf.150
5. Yargıtay
7. Hukuk Dairesi’nin 2025/2084 E. , 2025/2857 K. Sayılı ve 27.05.2025 Tarihli
Kararı
6. Yargıtay
14. Hukuk Dairesi’nin 2016/2805 E. , 2018/7151 K. Sayılı ve 25.10.2018 Tarihli
Kararı
7.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/2664 E. 2015/9693 K. Sayılı Kararı
8.
Tüfek, Gültekin, Miras Hukukunda Tenkis ve İade Davaları, s. 60