Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

LİMİTED ŞİRKETLERİN SONA ERMESİ VE TASFİYESİ

LİMİTED ŞİRKETLERİN SONA ERMESİ VE TASFİYESİ

1. GİRİŞ

 

Limited şirketlerin hukuki varlığının sona ermesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) bağlamında sona erme ve tasfiye şeklinde iki aşamalı bir yapıya sahiptir. Tasfiyenin tamamlanmasının ardından şirket unvanın ticaret sicilinden terkin edilmesi ile şirketin tüzel kişiliği sonlanmaktadır.  

 

Sona erme, TTK m. 636’da sayılan hallerin gerçekleşmesi neticesinde şirketin ticari faaliyetini sürdürmesine imkan veren hukuki zeminin ortadan kalkmasıdır. Sona ermenin sonucu olarak şirket tasfiyeye girer. Tasfiye, sona erme sebebinin ortaya çıkması ile başlayan ve sermaye şirketinin ticaret sicilinden silinerek tüzel kişiliğin ortadan kalkması ile sona eren bir süreci ifade etmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki, şirket sona erdiği anda tüzel kişiliğini kaybetmez. Tasfiye süresince şirket, “tasfiye halinde” ibaresiyle varlığını sürdürür; ancak faaliyet alanı tasfiye amacıyla sınırlanır. Tüzel şirketin varlığı, tasfiyenin sonuçlanmasının ardından tasfiye memurları tarafından ticaret siciline yapılan başvuru doğrultusunda şirketin kaydının sicilden silinmesi ile son bulur. [1]

 

İşbu makalede, limited şirketlerin; feshi ve tasfiyesi açıklanacak ve bu bağlamda anonim şirketlerle farkları değerlendirilecektir.

 

2. LİMİTED ŞİRKETİN SONA ERMESİ

 

Şirketin sona ermesi, doktrinde amaç değişikliği olarak tanımlanmaktadır. Buna göre; sona erme ile, ortak çaba ile kar sağlayıp paylaşmak şeklindeki etken amaç, malvarlığının tasfiyesi edilgen amacına dönüşür.[2]

 

TTK m. 636, limited şirketin sona erme sebeplerini düzenlemektedir. Buna göre;

 

(i) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebebinin gerçekleşmesi,

(ii) Genel kurul kararı,

(iii) İflasın açılması,

(iv) Kanunda öngörülen diğer haller,

(v) Mahkeme kararı,

 

durumlarında limited şirket sona ermektedir. Bu durumlardan; şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebebinin gerçekleşmesi, iflas ve kanunda öngörülen diğer haller infisah (dağılma); genel kurul kararı ve mahkeme kararı ise fesih olarak nitelendirilmektedir.

 

2.1. İnfisah (Dağılma) Halleri

 

İnfisah halleri sözleşmeden veya kanundan doğan hallerdir. Limited şirketlerde ortaklar esas sözleşmede bazı sebepleri infisah sebebi olarak kararlaştırabilir. Sözleşmede öngörülen sebebin gerçekleşmesi halinde şirket kendiliğinden sona erer. Kanundan doğan hallerin en önemlisi ise iflasın açılmasıdır. İİK m. 165 uyarınca, iflas kararının verilmesi ile iflas açılır. İflasın açılması halinde şirket sona erer ve tasfiyeye girer. Bu durumda, tasfiye süreci İİK hükümleri kapsamında yürütülür.

 

2.2. Fesih Halleri

 

(i) Genel Kurul Kararı: TTK m. 616 uyarınca, şirketin feshine karar vermek; limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasındadır. Ayrıca TTK m. 621 uyarınca, limited şirketin feshine karar verilmesi için; temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerekmektedir. Bu şartların sağlanması halinde limited şirket genel kurulu tarafından şirketin feshine karar verilebilir. Fesih kararı ile şirket sona erer.

 

(ii) Mahkeme Kararı:

 

- TTK m. 636/2 organ eksikliği nedeniyle feshi düzenlemektedir; “Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.”

 

Buna göre; şirketin zorunlu organlarının mevcut olmaması veya toplanamaması hallerinde ortaklardan veya alacaklılardan birisi şirketin feshi için dava açabilir.

 

- TTK m. 636/3 ise haklı sebeple feshi düzenlemektedir; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.”

 

Buna göre; her ortak haklı nedenin varlığı halinde şirketin feshini isteyebilecektir. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/795 E., 2022/374 K. sayılı ve 24.03.2022 tarihli kararında şu şekilde açıklanmıştır;

 

“Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hale gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hale gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır.” [3]

 

2.3. Limited Şirketin Sona Ermesinin Sonucu

 

Şirketin bir mahkeme kararı neticesinde sona ermesi halinde; şirketin sona erdiği mahkeme tarafından ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Başka bir nedenle sona eren şirkette, sona ermeyi tescil ve ilan görevi limited şirket müdürlerine aittir. İstisnai haller dışında sona eren şirket tasfiye haline girer. TKK m. 643 atfıyla TTK m. 533 uyarınca tasfiye haline giren şirketin ticaret unvanına “tasfiye halinde” ibaresinin eklenmesi zorunludur.

 

3. LİMİTED ŞİRKETİN TASFİYESİ (TASFİYE MEMURLARI, TASFİYE İŞLERİ, TASFİYENİN SONA ERMESİ)

 

Tasfiye; şirketin devam eden işlerinin tamamlanması, malvarlığının paraya çevrilmesi, alacakların toplanması, borçların ödenmesi ve artan değerin ortaklara dağıtılması süreçlerinin bütünüdür. Tasfiyenin nihai amacı; şirketin malvarlıksal ilişkilerini sonlandırmak ve şirketin ticaret sicilinden silinmesi ile hukuki varlığını sona erdirmektir.[2] Sonuç olarak; sona erme ile birlikte tasfiye amacı şirket amacının yerine geçmekte, şirket faaliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olarak yürütülmektedir. [4]

 

Limited şirket tasfiyesinde, TTK m. 643 uyarınca anonim şirket tasfiye hükümlerine atıf yapılmıştır. Bu nedenle; tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanmaktadır.

 

3.1 Tasfiye Memurları

 

Tasfiye, kural olarak tasfiye memurları eliyle yürütülür. Tasfiye memuru, şirketin tasfiye dönemindeki temsil ve yönetim fonksiyonunu icra eden kişidir. Tasfiye halinde şirketin dış ilişkilerde temsili tasfiye memurları aracılığıyla gerçekleşir; şirket organlarının yetkisi tasfiye amacıyla sınırlanır. TTK m. 535 uyarınca; “Şirket tasfiye haline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.”

 

Tasfiye memurlarının belirlenmesi bakımından iki temel yol bulunmaktadır:

 

(i) Genel kurul kararıyla tasfiye memuru atanması: Şirket sözleşmesi veya limited şirket genel kurulu kararıyla tasfiye memuru belirlenebilir. Sözleşme veya genel kurul kararıyla tasfiye memurunun atanmaması halinde TTK m. 536 uyarınca tasfiye limited şirket müdürü veya müdürler kurulu eliyle yapılır.


(ii) Mahkeme kararıyla tasfiye memuru atanması: Şirketin feshi mahkeme kararıyla gerçekleşmişse, tasfiye memurunun mahkemece atanacağı TTK m. 536/3’te açıkça düzenlenmiştir.

 

Tasfiye memurunun görevi, şirketin malvarlığını koruyarak tasfiyeyi yürütmektir. Bu kapsamda tasfiye memurunun; şirket defter ve belgelerini devralması, envanter-bilanço düzenlemesi, şirket alacaklarını tahsil etmesi, borçları ödemesi, gerektiğinde şirket mallarını satması ve tasfiye sonunda terkin işlemlerini takip etmesi gerekmektedir.

 

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/83 E. 2023/2102 K. sayılı ve 28.03.2023 tarihli kararında tasfiye memurunun görevleri ve tasfiye süreci şu şekilde özetlenmiştir;

 

“Anılan Yasa hükümlerine göre tasfiye sürecini kısaca özetlemek gerekirse, tasfiye memurları infisah halindeki şirketin tüm aktif ve pasifinde bulunan mallarını ortaya çıkaracak, buna ilişkin olarak hazırladığı bilançoyu onaylattıktan sonra varsa şirketin alacaklarını tahsil edecek; aktifinde mevcut malları satıp paraya çevirecek, sonra alacaklılara şirketin borcunu ödeyecek, artan bir para varsa mukaveledeki pay durumuna göre ortaklara ödeyecek, buna ilişkin bilanço örneği ile birlikte terkin (silinme) işlemini yaptırmak üzere ticaret sicil memuruna bir dilekçe ile başvurarak terkin işlemini gerçekleştirecektir. Tasfiye sırasında şirketin aktifindeki bütün mallar satılıp paraya çevrildiği, bununla ortaklığın borçlarının ödendiği ve varsa artan paranın payları oranında ortaklarına dağıtıldığı bilançoda gösterildiğine ve ortada mevcut bir mal varlığı da bulunmadığına göre, mal beyanında bulunmasını gerektirecek bir durum da bulunmayacaktır.” [5]

 

3.2. Tasfiye İşleri

 

Tasfiye süreci, şirketin sona erdiği andan itibaren “tasfiye amacıyla sınırlı” bir faaliyet dönemidir. Tasfiye işleri TTK m. 540 vd. düzenlenmiştir:

 

(i) İlk envanter ve bilanço: Tasfiye memurları göreve başlar başlamaz şirketin tasfiye başlangıcındaki malvarlığı ve finansal durumunu gösterecek şekilde envanter ve bilanço düzenler; bu belgeler genel kurulun onayına sunulur (TTK m. 540).

 

(ii) Alacaklıların çağrılması ve korunması: Şirket defter ve belgelerinden alacaklı olduğu anlaşılan kişiler; TTSG’de, şirketin internet sitesinde ve esas sözleşmede öngörülen ilan yolu ile birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar. (TTK m. 541)

 

(iii) Alacakların tahsili ve aktiflerin paraya çevrilmesi: Tasfiye memuru, şirket alacaklarının tahsili için gerekli işlemleri yapar; şirketin aktifinde yer alan malları tasfiye amacına uygun şekilde paraya çevirir.

 

(iv) Borçların ödenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması: Tasfiye, alacaklıların korunmasını esas alır. Bu sebeple borçlar ödenmeden, ortaklara dağıtım yapılması kural olarak mümkün değildir. Şirket malvarlığının borçları karşılamaya yeterli olduğunun anlaşılması halinde, ihtilafsız ve muaccel alacaklar ile ilan üzerine başvuruda bulunarak alacağını ispat eden alacaklıların alacakları ödenir. Henüz vadesi gelmemiş borçlar ise TTK m. 542/1-h uyarınca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı oran esas alınmak suretiyle iskonto edilerek derhal tasfiye edilir. Bunun yanında, alacaklı olduğu bilindiği halde bildirimde bulunmayan kişilere ait alacak tutarları, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen bankaya depo edilir. Muaccel olmayan veya ihtilaflı borçlar bakımından ise, bu borçları karşılayacak miktarın notere yatırılması suretiyle gerekli güvence sağlanır. [1]

 

(v) Kalan değerin ortaklara dağıtımı: Tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Ancak alacaklılara üçüncü çağrı ilanından itibaren kanunda öngörülen 3 aylık süre geçmeden dağıtım yapılamaz (TTK m. 543).

 

3.3. Tasfiyenin Sona Ermesi

 

Tasfiye işlemlerinin tamamlanmasıyla şirketin tüzel kişiliği kendiliğinden sona ermez. Tüzel kişiliğin hukuken sona ermesi için şirketin ticaret sicilindeki kaydının silinmesi (terkin) gerekir. Yargıtay’ın yaklaşımına göre; tasfiyenin tamamlanması ve terkinin tescili, tüzel kişiliğin sona ermesi bakımından birbirinden ayrıdır ve tüzel kişiliğin sonlanması terkinin tesciline bağlanmıştır.

 

Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/344 E. 2025/504 K. sayılı 10.09.2025 tarihli kararı şu şekildedir;

 

“29. Türk Ticaret Kanunu'nun 533. maddesi gereğince sona eren anonim şirket tasfiye haline gelir. Tasfiye halindeki şirket pay sahipleriyle olan ilişkileri de dahil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye halinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Tasfiye ise anonim şirketin malvarlığının nakde dönüştürülmesi, alacakların tahsil edilip borçların ödenmesi ve varsa kalanın kural olarak ortaklara dağıtılmasını ifade eder. Bu işlemlerin kesin olarak sonuçlandırılmasıyla tasfiye tamamlanır. Tasfiye işlerinin tamamlanması için zorunlu olduğundan, sona eren şirketin tüzel kişiliği ve hak ehliyeti tasfiye sürecinde de devam eder. Ancak tasfiye işlerinin tamamlanması, ticaret siciline kayıtla tüzel kişilik kazanan anonim/limited şirketin ortadan kalkması için gerekli olsa da yeterli değildir. Başka bir ifadeyle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için TTK'nın 545/1. maddesi gereğince tasfiyenin tamamlanmasından sonra tasfiye memurları, şeklen var olan durumun ortadan kalkması amacıyla ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesini talep etmesi ve bu istemin kabul edilerek silinmenin tescil edilmesi gerekmektedir. Ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesiyle birlikte anonim şirketin/limited şirketin tüzel kişiliği ortadan kalkar, şirket hukuki varlığını ve hak ehliyetini kaybeder (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2015, s. 192).

 

30. Görüldüğü üzere bir anonim şirketin/limited şirketin sona ermesiyle hukuki varlığının tamamen ortadan kalkmasını ifade eden tüzel kişiliğinin sona ermesi birbirinden tamamen farklı durumlardır. Sona ererek tasfiye haline gelen ve tasfiye işlemleri eksiksiz bir şekilde tamamlanan şirketin tüzel kişiliğinin sona erebilmesi için ayrıca ticaret sicilinden de silinmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden bahsedebilmemiz için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması hem de hukuk güvenliğinin sağlanması açısından ticaret sicilinden silinmesi ve bu iki durumun birlikte gerçekleşmesi gerekir (Asuman Yılmaz, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim ve Limited Şirketlerde Ek Tasfiye, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 2016, C. XXXII, S. 2, s. 154).” [6]

 

Bu nedenle tasfiye memurlarının görevlerinden biri de tasfiye tamamlandığında ticaret siciline başvurarak; ticaret unvanının silindiğinin tescilini sağlamaktır. Tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması ve şirketin ticaret sicilinden silinmesi neticesinde şirketin tüzel kişiliği sona ermektedir.

 

4. SONA ERME VE TASFİYE BAĞLAMINDA; LİMİTED ŞİRKETLER İLE ANONİM ŞİRKETLER ARASINDAKİ FARKLAR

 

Limited şirket ile anonim şirketin sona erme ve tasfiye rejimleri, TTK sistematiği bakımından önemli ölçüde benzerlik taşımaktadır. Bunun temel nedeni, limited şirketlerde sona ermenin sonuçları ve tasfiye usulü bakımından anonim şirket hükümlerine açık atıf yapılmış olmasıdır (TTK m. 636/5 ve m. 643). Bu benzerliğe rağmen, şirket türlerinin farklı olmasından kaynaklı bazı farklılar bulunmaktadır;

 

4.1. Haklı Sebeple Fesih Davası Bakımından Farklılık

 

Limited şirkette, haklı sebeple fesih davasını her ortak açabilir (TTK m. 636/3). Buna karşılık anonim şirketlerde haklı sebeple fesih davası, kanunda öngörülen pay oranlarını sağlayan pay sahiplerine tanınmıştır (TTK m. 531). Bu fark, limited şirketin daha “şahıs unsuru ağır” yapısıyla ve ortaklık ilişkisinin daha yakın ilişkiler üzerine kurulmasıyla uyumludur.

 

4.2. Organ Yapısı Bakımından Farklılıklar

 

Limited şirketlerde ortaklar arasındaki kişisel ilişki, şirketin yönetiminde ve karar alma mekanizmalarında daha doğrudan etkili olabilmektedir. Bu nedenle genel kurulun toplanamaması, müdürlük atamalarında ihtilaf, yönetim ve temsilin fiilen tıkanması gibi “kilitlenme” vakıaları limited şirketlerde daha sık şekilde sona erme sebebi olarak görülmektedir.

 

4.3. Tasfiye Rejimi Bakımından Benzerlik

 

Limited şirket tasfiyesinde, TTK m. 643 hükmü gereğince anonim şirket tasfiye hükümlerine atıf yapılmıştır. Bu nedenle tasfiye sürecinin teknik unsurları (tasfiye memurları, envanter ve bilanço düzeni, alacaklıların çağrılması, borçların ödenmesi ve tasfiye bakiyesinin dağıtılması) bakımından iki şirket türü arasında esaslı bir farklılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla farklılıklar daha çok tasfiye öncesi aşamada, yani sona erme sebeplerinin ortaya çıkışı ve feshe götüren süreçlerde kendini göstermektedir.

 

5. SONUÇ

 

Limited şirketin sona ermesi ve tasfiyesi, TTK’da birbirini izleyen iki aşamalı bir sistem olarak kurgulanmıştır. Sona erme ile birlikte şirketin kar elde etmeye yönelik faaliyet amacı ortadan kalkmakta; bunun yerini malvarlığının tasfiyesi amacı almaktadır. Şirketin sona ermesiyle birlikte şirket tasfiye haline girer; ancak şirket bu anda tüzel kişiliğini kaybetmez. Tasfiye süresince şirket “tasfiye halinde” ibaresiyle varlığını sürdürür ve organların yetkileri tasfiye amacıyla sınırlanır. Tüzel kişiliğin tamamen ortadan kalkması, tasfiyenin tamamlanmasının ardından ticaret sicilinde terkin işleminin tescil edilmesiyle gerçekleşir. Yargıtay da terkin tescilini, tüzel kişiliğin sona ermesinin zorunlu koşulu olarak kabul etmektedir.

 

Tasfiye sürecinde tasfiye memurları; şirketin başlangıç envanter ve bilançosunu düzenler, alacaklıları çağırır, alacakları tahsil eder, aktifleri paraya çevirir, borçları öder ve kalan değer varsa ortaklara dağıtır. Bu süreç sonunda ticaret siciline yapılacak başvuru ile unvanın silinmesi sağlanır ve şirketin tüzel kişiliği ortadan kalkar.

 

Son olarak, limited şirketler ile anonim şirketler arasında tasfiye rejimi bakımından genel bir benzerlik bulunmakla birlikte, özellikle sona erme sebepleri ve fesih nedenleri bakımından farklılıklar söz konusudur. Nitekim limited şirkette her ortağın haklı sebeple fesih talebinde bulunabilmesi, bu şirket türünde ortaklık ilişkisinin kişisel unsurlarının daha belirleyici olduğunu göstermektedir. Buna karşılık anonim şirketlerde fesih davası açma hakkının belirli pay oranlarına bağlanmış olması, sermaye ağırlıklı yapı ile ilişkilidir. Ayrıca limited şirketlerde daha sınırlı organ yapısı ve ortaklar arası ilişkinin yoğunluğu, uygulamada yönetimsel kilitlenmeleri ve buna bağlı fesih taleplerini daha sık gündeme getirebilmektedir.

 

Stj. Av. Osman Serhat Demirci

 

Kaynakça:

 

1. Yavuz Mustafa, Gümrük Ticaret Dergisi, Yıl 10, Sayı 31, Mart 2023, s. 43-52 

2. Poroy R., Tekinalp Ü. ve Çamoğlu E. (2017), Ortaklıklar Hukuku-II, İstanbul, Vedat Kitapçılık.

3. Yargıtay HGK’nın 2019/795 E., 2022/374 K. sayılı ve 24.03.2022 tarihli kararı

4. Altıntaş Selçuk (2021), TTK’ya Göre Anonim Şirketlerin Tasfiyesi, Ankara, Seçkin Yayıncılık.

5. Yargıtay 12. HD’nin 2022/83 E. 2023/2102 K. sayılı ve 28.03.2023 tarihli kararı

6. Yargıtay HGK’nın 2024/344 E. 2025/504 K. sayılı 10.09.2025 tarihli kararı

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN