Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

KİRA ALACAKLARINDAN KAYNAKLANAN DAVALARDA DAVA TÜRÜNE GÖRE WHATSAPP MESAJLARININ DELİL NİTELİĞİ

KİRA ALACAKLARINDAN KAYNAKLANAN DAVALARDA DAVA TÜRÜNE GÖRE WHATSAPP MESAJLARININ DELİL NİTELİĞİ

1. GİRİŞ

Dijital iletişim araçlarının günlük yaşamda yaygınlaşması neticesinde sözleşme ilişkilerinin kurulması ve yürütülmesi süreçlerinde elektronik yazışmaların önemi artmaktadır. Bu kapsamda, kira ilişkilerinde tarafların; kira bedeli, artış oranı, ödeme tarihi ve sözleşme yenileme koşulları gibi birçok hususu yazılı sözleşme yerine dijital yazışmalar üzerinden kararlaştırdığı görülmektedir. Bu uygulamalar arasında en yaygını ise WhatsApp üzerinden gerçekleştirilen yazışmalardır.

Türk hukukunda hakim olan sözleşme serbestliği ilkesi uyarınca, sözleşmenin kurulması kanunda sayılan istisnai haller hariç şekil şartına bağlı değildir. Nitekim kanunda, kira sözleşmeleri için şekil şartı düzenlenmemiştir. Bu doğrultuda; kira sözleşmesinin kurulması, yenilenmesi, kira bedelinin belirlenmesi ve güncellenmesi için tarafların öneri ve kabul şeklindeki irade beyanlarının birbirine uyum sağlaması yeterlidir. 

Bu bağlamda, WhatsApp üzerinden tarafların anlaşması geçerli bir hukuki ilişki sonucunu doğursa da; WhatsApp yazışmaları ile hukuki ilişkinin ispatı her zaman mümkün olmamaktadır. Söz konusu yazışmaların hukuk yargılamasında hangi ölçüde delil niteliği taşıdığı, yargılamanın tabi olduğu ispat usulüne göre değişmektedir. Kira alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda özellikle:

- İcra Hukuk Mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davaları

- Genel mahkemelerde açılan itirazın iptali davaları ve alacak davaları

arasında uygulanan delil rejimi farklı olduğundan, WhatsApp mesajlarının ispat gücü de değişkenlik göstermektedir.

Bu çalışmada, kira alacaklarından kaynaklanan davalar özelinde, WhatsApp yazışmaların delil niteliği; dava türlerine göre ayrı ayrı incelenecek, uygulamada ortaya çıkan hak kayıpları değerlendirilecek ve borçlu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kalan tarafın başvurabileceği hukuki yollar ortaya konulacaktır.

2. GENEL OLARAK HUKUK YARGILAMALARINDA WHATSAPP MESAJLARININ DELİL NİTELİĞİ

2.1. WhatsApp Mesajları HMK m. 199 Kapsamında Takdiri Delildir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında deliller; kesin ve takdiri deliller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kesin deliller; ikrar (m. 188), kesin hüküm (m. 303 , m. 204/1), senet (m. 200 vd.) ve yemin ( m. 225 vd.) olmak üzere dört tanedir. Takdiri delliler ise tanık (m.240 vd), bilirkişi (m.266 vd.), keşif, senet dışındaki belgeler (m.199) ve kanunda düzenlenmemiş delillerdir (m. 192). Kesin delillerin özelliği, hakimi bağlayıcı nitelikte olmasıdır. Takdiri deliller ise hakim tarafından serbestçe değerlendirilebilmektedir. [1]

WhatsApp mesajları ise, 199. madde kapsamında belge niteliğine haiz olup HMK’nın delil sistematiğine göre takdiri delil olarak kabul edilmektedir.

HMK m.199: Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.

WhatsApp yazışmaları, elektronik ortamda oluşturulan ve taraf iradelerini yansıtan veri kayıtları olmaları sebebiyle anılan hüküm kapsamında “belge” niteliği taşımaktadır. Ancak bu belgeler, klasik anlamda imza unsurunu içermemeleri ve güvenli elektronik imza ile oluşturulmamış olmaları nedeniyle senet niteliğinde kabul edilmemektedir. Bu sebeple söz konusu yazışmalar kesin delil değil, hakimin serbest değerlendirmesine tabi olan takdiri delil niteliğindedir.

WhatsApp mesajlarının karşı tarafça inkar edilmemesi veya noter aracılığıyla yazışmanın varlığının elektronik tespiti yapılarak kayıt altına alınması halinde ise delilin ispat gücü artmaktadır.

2.2. Karşı Tarafça Gönderilen WhatsApp Mesajları HMK m.202 Kapsamında Delil Başlangıcıdır.

HMK m. 200 gereği, değeri belli bir meblağın üzerinde olan davalarda senetle ispat kuralı vardır. Senetle ispat kuralının mevcut olduğu hallerde uyuşmazlığın tanık veya WhatsApp mesajları gibi takdiri delillerle ispatı tek başına mümkün olmamaktadır. Ancak HMK m. 202 kapsamında yazılı “delil başlangıcının” varlığı, tanık deliline başvurmaya ve hukuki işlemin senet olmaksızın ispatına imkan sağlamaktadır.

HMK m. 202: (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.

 

Kanunun lafzından anlaşıldığı üzere, kendisine karşı ileri sürülen kimseden sadır olan belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, karşı tarafça gönderilen WhatsApp mesajları delil başlangıcı niteliğine haizdir.

Yargıtay kararlarında WhatsApp mesajlarının delil başlangıcı niteliğine haiz olabilmesi için ilgili mesajın davanın karşı tarafınca (aleyhine kullanılan kişi tarafından) veya bu kişinin temsilcisi aracılığıyla gönderildiği hususunda tereddüt bulunmaması gerektiğini sıklıkla belirtilmektedir:

Yargıtay 3. HD. E. 2023/287, K. 2023/1549, T. 23.05.2023

“Hemen belirtmek gerekir ki, elektronik posta ya da mesaj metinlerinin çıktılarının delil başlangıcı olarak kullanılabilmesi için, iddia edilen belgenin davanın karşı tarafınca veya temsilcisince gönderilmiş olduğu konusunda tereddüt bulunmamalıdır. Aleyhine kullanılan taraf, bir elektronik belgenin kendisi tarafından gönderilmediğini iddia ederse, bu hususta mahkemece gerekli makamlardan ve kuruluşlardan bilgi toplanmalı ve belgenin gerçekten o kişiye ait bir IP numarasını taşıyan e-posta adresinden ya da cep telefonundan gönderilip gönderilmediği belirlenmelidir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, Medeni Usul Hukuku, On İki Levha Yayıncılık: İstanbul, 2017, s. 1850).” [2]

Bu kapsamda, WhatsApp mesajlarının delil başlangıcı olarak kabul edilmesi için karşı tarafça gönderildiği hususunda tereddüt bulunmaması gerekmektedir. Karşı tarafça inkar edilmeyen ya da noter aracılığıyla varlığı tespit edilen ve aleyhine kullanılan kişiden sadır olan WhatsApp mesajları delil başlangıcının tüm özelliklerine sahiptir. Karşı tarafça WhatsApp mesajlarının inkar edilmesi halinde ise; Mahkemece mesajın aleyhine kullanılan kişi tarafından gönderilip gönderilmediği tespit edilmelidir.

Delil başlangıcının en temel hukuki fonksiyonu, kanun koyucu tarafından da açıkça düzenlendiği üzere; kural olarak senetle ispatı zorunlu olan hukuki işlemlere ilişkin uyuşmazlıklarda, ilgili vakıaların tanık ve diğer delillerle ispatına imkan tanımasıdır.

WhatsApp mesajlarının delil başlangıcı niteliğini haiz olduğu durumlarda, taraflar tanık deliliyle uyuşmazlık konusu vakıayı ispatlayabilmektedir. Nitekim güncel Yargıtay kararları da bu yöndedir;

Yargıtay 3. HD., E. 2025/1472, K. 2025/4776, T. 13.10.2025:

"Hâl böyle olunca dosyaya sunulan WhatsApp mesajlarının HMK m. 199-202 gereği delil başlangıcı niteliğinde olduğu, Mahkemece delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenebileceği değerlendirilerek araştırmanın yapılıp sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir." [3]

3. İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVALARINDA WHATSAPP MESAJLARININ DELİL NİTELİĞİ

Taraflar arasında kira ilişkisinden doğan alacağın icra takibine konu edilmesi halinde borçlunun ödeme emrine itirazı icra takibini durdurmaktadır. Takibin devamı için alacaklı tarafından İcra Hukuk Mahkemelerinde itirazın kaldırılması veya genel mahkemelerde itirazın iptali davası açılması gerekmektedir.

İcra Hukuk Mahkemelerinde itirazın kaldırılması davası açılması için alacaklının elinde İİK m. 68 kapsamında delil bulunması gerekmektedir. İİK m.68 ve m.68/a hükümleri uyarınca itirazın kaldırılabilmesi için alacağın;

-İmzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilmiş borç ikrarını içeren belgeye,

-Resmî daireler veya yetkili makamlar tarafından düzenlenen belgelere,

-İmzası noter tasdikli senede

dayanması gerekmektedir. Alacaklının elinde kanunda sayılı delillerin bulunması halinde borçlu da ancak aynı kuvvette karşı delil ile borçlu olmadığını ispatlayabilmektedir.

İtirazın kaldırılması kurumunun temel amacı, alacaklının kanunda öngörülen belirli nitelikteki belgelere dayanması halinde, borçlunun itirazının genel mahkemelerde görülen davalara kıyasla daha kısa sürede bertaraf edilmesini sağlamaktır. Bu yönüyle söz konusu yargılama usulü, alacaklının menfaatlerini korumaya yönelik hızlı ve pratik bir çözüm mekanizması niteliği taşımaktadır. Bu kapsamda itirazın kaldırılması davalarında özel ispat rejimi uygulanmaktadır.

Bu itibarla, itirazın kesin kaldırılması yargılamasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan ispat hukukunun genel hükümleri doğrudan uygulama alanı bulmamakta; aksine, Kanunda sınırlı olarak sayılan belgelerle ispat zorunluluğu geçerli olmaktadır. Bu kapsamda, itirazın kaldırılması davalarında delil başlangıcına başvurmak mümkün olmamaktadır. Zira;

Delil başlangıcı, senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu hâllerde bu zorunluluğa istisna teşkil eden ve hâkimin takdirine tabi bulunan özel nitelikli bir delildir. Diğer takdiri delillerden ayrılan yönü, senetle ispatı gereken vakıalar bakımından bu zorunluluğu bertaraf edebilmesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. maddesinde delil başlangıcının unsurları; bir belgenin varlığı (maddi unsur), belgenin aleyhine kullanılacak kişiden sadır olması (kaynak unsuru) ve ilgili hukuki işlemi muhtemel kılması (gerçeğe yakınlık unsuru) şeklinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, delil başlangıcının varlığından söz edilebilmesi için öncelikle ilgili vakıa bakımından senetle ispat zorunluluğunun bulunması zorunludur. [4]

İtirazın kesin kaldırılması yargılamasında ise kanun koyucu, borçlunun itirazının hızlı şekilde bertaraf edilmesini amaçlayarak ispat hukukunun genel hükümlerinden ayrılmış ve yalnızca kanunda sınırlı olarak sayılan belgeleri caiz delil olarak kabul etmiştir. Bu nedenle, her ne kadar bazı belgeler senet niteliğinde olsa da, bu yargılamada teknik anlamda senetle ispat zorunluluğundan söz edilemez. Senetle ispat zorunluluğunun bulunmaması ise, delil başlangıcının varlığı için gerekli ön şartın gerçekleşmemesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla, itirazın kesin kaldırılması yargılamasında delil başlangıcına dayanılması mümkün değildir. [4]

Neticeten, kira alacağından doğan uyuşmazlıkların itirazın kaldırılması davasına konu olması halinde, alacaklı veya borçlu hakkını WhatsApp mesajları ile ispatlayamamaktadır. İtirazın kaldırılması davasının özel delil rejimi sebebiyle, WhatsApp mesajlarının delil başlangıcı olarak kullanılması da mümkün değildir.

4. İTİRAZIN İPTALİ VE ALACAK DAVALARINDA WHATSAPP MESAJLARININ DELİL NİTELİĞİ

İtirazın iptali davası (İİK m. 67), ilamsız icra takibine borçlunun itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklı tarafından açılan ve genel mahkemelerde görülen eda davası niteliğinde bir dava türüdür. Bu kapsamda; itirazın iptali davalarında, itirazın kaldırılması davalarından farklı olarak sınırlı ve şekli ispat rejimi uygulanmamaktadır.

İtirazın iptali davaları ile doğrudan açılan alacak davaları, genel görevli mahkemelerde görülen ve maddi hukuka ilişkin uyuşmazlığın esastan incelendiği eda davalarıdır. Bu davalarda uygulanacak ispat usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir. Bu kapsamda, icra hukuk mahkemelerinden farklı olarak genel mahkemelerde deliller serbestçe tartışılmakta; taraflar iddia ve savunmalarını ispat amacıyla hukuken caiz olan her türlü delile başvurabilmektedir.

Bu itibarla, itirazın iptali ve alacak davalarında WhatsApp yazışmaları; HMK m.199 kapsamında belge niteliğinde takdiri delil niteliğine haiz olması sebebiyle ispat fonksiyonuna sahiptir. Bu davalarda hakim, yalnızca şekli belgelerle bağlı olmayıp maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla delilleri birlikte değerlendirmektedir.

Kira ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali ve alacak davalarında, yıllık kira bedeli tutarının senetle ispat kuralını gerektirmesi halinde, tarafların iddialarını doğrudan tanık veya WhatsApp mesajı gibi takdiri delillerle ispatı mümkün olmamaktadır. Ancak karşı taraftan sadır WhatsApp mesajlarının HMK m. 202 kapsamında delil başlangıcı olarak kabul edilmesi sebebiyle, tarafların yargılamada takdiri delillere başvurması mümkündür.

Ancak uygulamada, ticari alacak davalarında WhatsApp mesajlarının delil başlangıcı olarak kabul edilmesi yaygın iken kira davalarında WhatsApp mesajlarının delil başlangıcı olarak kabul edilmediği durumlarla karşılaşılabilmektedir. Bu durum HMK’nın delil sistematiği ile bağdaşmamaktadır. Zira, HMK’da delil başlangıcına ilişkin olarak hukuki ilişkinin kaynağına yönelik bir ayrıma gidilmemiştir. Bu kapsamda, WhatsApp mesajlarının, karşı taraftan gönderilmesi şartını sağlaması halinde tüm hukuk yargılamalarında delil olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay içtihatlarında itirazın iptali ve alacak davalarında; WhatsApp mesajları ve aynı nitelikte olan diğer dijital mesajlaşmaların delil olarak değerlendirildiği kararlara sıklıkla rastlanılmaktadır:

Yargıtay 13. HD., E. 2016/28755 , K. 2019/5086

“6100 sayılı HMK'nun 199.maddesinde belge kavramı ''Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde davacı yanca delil olarak dayanılan ve davalı tarafça da inkar edilmeyen yazışma kayıtlarının 6100 sayılı HMK'nun 199. maddesi anlamında belge niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. O halde, davacı taraf 54.000,00-TL borç verdiğini iddia etmekte ise de davalının borç miktarını kabul etmediği anlaşıldığından delil olarak gönderilen mesajlar da değerlendirilerek, az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, verilen borç miktarını belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” [5]

Yargıtay 13. HD., E.  2016/28932, K. 2019/7493

“Davacı, mesajların bulunduğunu belirterek, mesajlardaki yazışmalara delil olarak dayanmıştır. Mahkemece, resmi senet karşısında davacı vekilinin bildirdiği mesaj görüntüleri yazılı delil olarak değerlendirilmediği gerekçe gösterilerek mesajlar üzerinde durulmadığı, diğer deliller kapsamında dosyanın ele alınıp sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

(…)

Davacı delil olarak davalı tarafından gönderilen mesajlara da dayandığından, az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” [6]

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/1014 E. , 2020/4488 K.

HMK’nun 199. maddesinde” Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” [7]

Neticeten; kira ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali ve alacak davalarında, HMK’da düzenlenen delil rejiminin uygulanması sebebiyle WhatsApp mesajlarına delil olarak başvurulması mümkündür. Ayrıca, senetle ispat kuralının mevcut olduğu hallerde, taraflar; karşı taraftan gönderildiği hususunda tereddüt bulunmayan WhatsApp mesajlarına dayanarak tanık ve diğer delillerle iddialarını ispatlayabilmektedir.

5. WHATSAPP MESAJLARININ DELİL SAYILMAMASI HALİNDE, BORÇLU OLMAMASINA RAĞMEN ÖDEME YAPMAK ZORUNDA KALAN TARAFIN BAŞVURABİLECEĞİ HUKUKİ YOLLAR

5.1. İtirazın Kaldırılması Davaları Yönünden Değerlendirme

İtirazın kaldırılması davası neticesinde verilen karar maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmemektedir. Dolayısıyla, borçlu her zaman genel mahkemelerde borçlu olmadığını ispatlama imkanına sahiptir. Bu kapsamda icra tehdidi altında olan kişi, genel mahkemelerde menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını ispatlayabilmektedir.

İtirazın kaldırılması davası neticesinde, icra takibinin devamına karar verilmesi ve kişinin borçlu olmadığı halde ödeme yapması halinde ise ödenen bedelin geri alınması mümkündür. Ödeme bir icra takibi sonucunda yapılmışsa, borçlu olmadığı hâlde ödeme yapan kişi tarafından genel mahkemelerde istirdat davası (İİK m. 72) açılabilmektedir. İstirdat davası, icra tehdidi altında ödenen paranın geri alınmasına yönelik olup, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Kira alacaklarına ilişkin olarak da, haksız bir icra takibi neticesinde ödeme yapılmışsa bu yola başvurulabilir.

5.2. Genel Mahkemelerde Görülen Davalar Yönünden Değerlendirme

İtirazın iptali ve alacak davaları genel mahkemelerde görülmekte olup bu mahkemelerin verdiği kararlar istinaf ve temyiz yollarının tüketilmesi veya bu yollara başvurulmaması halinde kesinleşmektedir. Bir mahkeme kararının kesin hüküm teşkil etmesi, uyuşmazlığın kesin olarak çözümlenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Bu halde, borçlu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kalan kişi ancak olağanüstü kanun yollarına başvuru yapabilmektedir. WhatsApp mesajlarının HMK m. 202 kapsamında delil başlangıcı niteliğine haiz olmasına rağmen mahkemece; bu durumun dikkate alınmaması ve delil başlangıcına dayanılarak tanık deliline başvurulmasının engellenmesi, kişinin adil yargılanma hakkı kapsamında hukuki dinlenilme hakkını ihlal etmektedir. Bu sebeple, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilen ve borçlu olmadığı bedeli ödemek zorunda kalan kişi, olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir.

6. SONUÇ

Kira alacaklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda WhatsApp yazışmalarının delil niteliği, yargılamanın tabi olduğu usule göre değişmektedir. İtirazın kaldırılması davalarında, İİK m. 68 kapsamında sınırlı delil rejimi uygulanması nedeniyle WhatsApp mesajlarının delil olarak kullanılması mümkün olmamaktadır. Buna karşılık, itirazın iptali ve alacak davalarında HMK kapsamında serbest delil rejimi uygulanmakta olup WhatsApp yazışmaları hem takdiri delil hem de delil başlangıcı olarak ispat fonksiyonu görebilmektedir.

Bununla birlikte uygulamada, özellikle kira uyuşmazlıklarında WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinde tereddüt yaşandığı ve ticari uyuşmazlıklara kıyasla daha dar bir yaklaşım benimsendiği görülmektedir. Oysa HMK’nın delil sistematiğinde, delil başlangıcının kabulü bakımından hukuki ilişkinin türüne göre bir ayrım öngörülmemiştir. Bu nedenle, karşı taraftan sadır olduğu tereddütsüz olan WhatsApp yazışmalarının, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar bakımından da delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerekir.

İcra Hukuk Mahkemelerinde görülen itirazın kaldırılması davasında; WhatsApp mesajlarının delil sayılmaması nedeniyle borçlu olmadığı bedeli ödemek zorunda kalan taraf, genel mahkemelerde dava açarak borçlu olmadığını ispatlamak suretiyle, ödemiş olduğu bedeli geri alabilmektedir. Genel mahkemelerde görülen davalarda ise WhatsApp mesajlarının HMK m. 202 delil başlangıcı olarak kabul edilmemesi, kişinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceğinden, AYM nezdinde bireysel başvuru yoluna gidilmesi mümkündür.

Stj. Av. Osman Serhat Demirci

Kaynakça:

1. Kuru, Baki, Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2015, s. 241 vd.

2. Yargıtay 3. HD. E. 2023/287, K. 2023/1549, T. 23.05.2023

3.  Yargıtay 3. HD., E. 2025/1472, K. 2025/4776, T. 13.10.2025

4. Yıldırım/Tok, İtirazın Kaldırılması Yargılamasında Delil  Başlangıcının Delil Değeri, MÜHF, HAD, C.22, S.1

5. Yargıtay 13. HD., E. 2016/28755 , K. 2019/5086

6. Yargıtay 13. HD., E.  2016/28932, K. 2019/7493

7. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi  2017/1014 E. , 2020/4488 K.

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN