Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

İŞVERENİN ÇALIŞANLARDAN UYUŞTURUCU TESTİ TALEP ETME HAKKI VE BU HAKKIN HUKUKİ SINIRLARI

İŞVERENİN ÇALIŞANLARDAN UYUŞTURUCU TESTİ TALEP ETME HAKKI VE BU HAKKIN HUKUKİ SINIRLARI

I. GİRİŞ

 

Bilindiği üzere çalışanlardan uyuşturucu testi talep edilmesi, işverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü ile çalışanın özel hayatının gizliliği ve kişisel verilerinin korunması hakkı arasında hassas bir denge kurulmasını gerektirir. Uyuşturucu testi, doğrudan kişinin sağlık verisini ortaya koyduğundan, hem Anayasal koruma alanına hem de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) kapsamında özel nitelikli kişisel veri rejimine tabi tutulmuştur.

 

Bu konuyu bu çalışmam ile Anayasa, KVKK, 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Yargıtay kararları ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) içtihatları çerçevesinde ele almış bulunmaktayım.

 

II. İŞVERENİN ÇALIŞANLARDAN UYUŞTURUCU TESTİ TALEP ETME HAKKI YASAL DÜZENLEMELER

 

2.1. ANAYASA M. 20 – ÖZEL HAYAT VE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

 

Anayasa m. 20 uyarınca:

 

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.”

 

Aynı maddede kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre uyuşturucu testi, kişinin fiziksel ve psikolojik sağlık durumuna ilişkin veri içerdiğinden doğrudan özel hayat alanına müdahale niteliği taşıdığı kabul edilmelidir. Bu nedenle:

 

- Müdahale kanuni dayanağa sahip olmalı,

- Meşru amaç taşımalı,

- Ölçülü ve gerekli olmalıdır.

 

Genel ve soyut nitelikte, tüm çalışanlara yönelik rutin uyuşturucu testi uygulaması ölçülülük ilkesine aykırılık riski taşır.

 

Anayasa Mahkemesi birçok kararında (AYM, B. No: 2013/1223; B. No: 2014/18001) kişisel verilerin korunmasının özel hayatın gizliliği hakkının bir parçası olduğunu vurgulamıştır. [1] [2]

 

Uyuşturucu testi;

 

- Kişinin biyolojik örneğinin alınmasını,

- Sağlık durumunun belirlenmesini,

- Potansiyel bağımlılık durumunun tespitini

 

 içerdiğinden ağır bir müdahale niteliğinde kabul edilmelidir. Bu sebeple de müdahalenin aşağıdaki şartları taşıması gerekmektedir;

 

1. Kanuni dayanağı olmalı,

2. Meşru amaç taşımalı,

3. Ölçülü ve gerekli olması gerekir.

 

2.2.      KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU (KVKK) KAPSAMINDA HUKUKİ DÜZENLEME

 

2.2.1.  Özel Nitelikli Kişisel Veri (KVKK m. 6)

 

 KVKK m. 6/1:

 

 “Sağlık verileri özel nitelikli kişisel veridir.”

 

Bu düzenlemeye göre uyuşturucu testi sonucunun, doğrudan sağlık verisi olarak kabulü gerekir.

 

2.2.2.  Sağlık Verisinin İşleme Şartları

 

Bilindiği üzere KVKK m. 6/2 hükmü gereğince özel nitelikli kişisel veriler kural olarak açık rıza olmaksızın işlenemez. Ancak KVKK m. 6/3 bu şartlara istisna tanınmıştır.

             

 KVKK m. 6/3 maddesi hükmü;

 

“Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;

a) İlgili kişinin açık rızasının olması,

b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi,

c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,

ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması,

d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,

e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması,

f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması,

g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması, halinde mümkündür.

(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen

yeterli önlemlerin alınması şarttır.

Sağlık verileri kamu sağlığının korunması ve tıbbi amaçlarla sır saklama yükümlülüğü altındaki kişiler tarafından işlenebilir.”

 

şeklindedir.   

 

Bu çerçevede:

 

- Test işyeri hekimi aracılığıyla yapılmalıdır.

- İşveren doğrudan sağlık verisine erişmemelidir.

- Veri minimizasyonu uygulanmalıdır.

 

2.2.3.  KVK Kurulu Kararları Işığında Değerlendirme

 

Kurul, çalışan verilerinin işlenmesinde şu ilkeleri vurgulamaktadır:

 

2.2.3.1. Açık Rızanın Geçerliliği

 

Kurul’un 31.05.2019 tarihli ve 2019/165 sayılı kararında, iş ilişkisinde açık rızanın “özgür iradeye dayanması” şartının tartışmalı olduğu, işveren karşısında çalışanın rızasının her zaman serbestçe verilmiş sayılamayacağı belirtilmiştir [3]. Dolayısıyla iş sözleşmesine konulacak genel bir “uyuşturucu testini kabul ediyorum” hükmü, tek başına yeterli olmayabilir.

 

2.2.3.2. Ölçülülük ve Amaçla Bağlantılılık

 

Kurul’un 25.03.2019 tarihli ve 2019/78 sayılı kararında, işverenlerin çalışan verilerini ancak işin yürütülmesiyle bağlantılı ve ölçülü şekilde işleyebileceği vurgulanmıştır [4]. Bu yaklaşım uyarınca; genel ve tüm çalışanlara uygulanan rutin uyuşturucu testi uygulaması ölçülülük ilkesine aykırılık riski taşımaktadır.

 

2.3. İŞ HUKUKU VE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ BOYUTU

 

2.3.1. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun 4. Maddesi gereğince işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.

 

Gerçekten de 6331 Sayılı Kanun 4. Maddesi;

 

“MADDE 4 – (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

 

“a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”

 

şeklindedir.

 

6331 Sayılı Kanun 15. Maddesinde Sağlık Gözetimi başlığı ile düzenleme yapılmıştır.

 

6331 Sayılı Kanun 15. Maddesi;

 

“MADDE 15 – (1) İşveren;

a) Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.

b) Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır:

1) İşe girişlerinde.

2) İş değişikliğinde.

3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde.

4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla.

(2) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.[7]

(3) (Değişik birinci cümle: 10/9/2014-6552/17 md.) Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise ÇASMER’lerden, aile hekimlerinden veya diğer kamu sağlık hizmeti sunucularından da alınabilir. Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir.[8][9]

(4) Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz.

(5) Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması açısından sağlık bilgileri gizli tutulur.”

 

şeklindedir.

 

Görüleceği üzere işveren tarafından çalışanların sağlık gözetimi yapılmalıdır. Ancak bu gözetim:

 

- Risk değerlendirmesine dayanmalı,

- İşin niteliğiyle bağlantılı olmalı,

- Ölçülü olmalıdır.

 

Ağır ve tehlikeli işler, sürücülük, makine operatörlüğü, havacılık ve güvenlik hizmetlerinde test uygulaması daha güçlü hukuki zemine oturur. Ancak bunlar dışında çalışan çalışanlardan test istenmesi başkaca koşullarının da sağlanmasını gerektirebilir.

 

Öte yandan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 28. maddesine göre;

 

-İşyerine, sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek ve işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır.

             

-İşveren, işyeri eklentilerinden sayılan kısımlarda, ne gibi hallerde, hangi zamanda ve hangi şartlarla alkollü içki içilebileceğini belirleme yetkisine sahiptir.

 

Ancak aşağıdaki çalışanlar için alkollü içki kullanma yasağı uygulanmaz:

 

-Alkollü içki yapılan işyerlerinde çalışan ve işin gereği olarak üretileni denetlemekle görevlendirilenler.

-Kapalı kaplarda veya açık olarak alkollü içki satılan veya içilen işyerlerinde işin gereği alkollü içki içmek zorunda olanlar.

- İşinin niteliği gereği müşterilerle birlikte alkollü içki içmek zorunda olanlar.

 

Bu düzenlemeler dikkate alındığında, kural olarak işçinin işyeri dışında alkol alması fesih sebebi değildir. İşçinin işyerine sarhoş bir şekilde gelmesi işverene iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı sağlar. İşçinin işyeri dışında aldığı alkolün haklı fesih nedeni olabilmesi için alınan alkol düzeyi işçiyi sarhoş edecek boyutta olmalı, işçinin irade ve davranışlarını olumsuz yönde etkilemeli ve giderek işçinin iş görme borcunu yerine getirememesine sebep olmalıdır. Ancak işçinin işyerine uyuşturucu madde alarak gelmesi söz konusu uyuşturucu maddenin etkisine bakılmaksızın işverene iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme imkânı sağlamaktadır.

 

Ayrıca işyerinde alkol ya da uyuşturucu madde kullanılması da haklı nedenle fesih sebebidir. Bu hususa aşağıda değineceğiz.

 

2.3.2. Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme

 

İşyerinde Uyuşturucu Kullanımı ve Haklı Fesih Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin çeşitli kararlarında (Yargıtay 9. HD, 2008/18614 E., 2010/14204 K.; Yargıtay 22. HD, 2015/24607 E., 2017/13319 K.) işyerinde uyuşturucu madde kullanımı veya etkisi altında çalışma haklı fesih sebebi kabul edilmiştir. [5] [6]

 

Ayrıca benzer şekilde;

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2008 Tarih ve 2007/31257, E. 2008/9580 K. sayılı kararı;

 

“İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüğünün alkol kullanımı nedeniyle ihlali, alkol bağımlılığına dayanmıyorsa, işçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi söz konusu olur. İşçinin tıbbi anlamda hastalık olarak nitelendirilebilecek alkol bağımlılığı varsa, hastalığa dayalı işçinin yetersizliğinden kaynaklanan feshin ilkeleri uygulanmalıdır. İş Kanunu'na göre, işyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek ve işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır. Haklı fesih nedeninin doğumu için işçinin mutlaka alkolik veya uyuşturucu madde bağımlısı olması gerekli olmayıp söz konusu durumlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir” [7]

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2005 Tarih ve 2005/36147 E. 2005/39144 K. sayılı kararı;

 

“…işçinin işyerine uyuşturucu madde alarak gelmesi yasak olmasına rağmen alkollü içki almış olarak gelmesi yasak değildir. İşyeri dışında alınan alkol sarhoşluğa yol açmışsa, bu şekilde işyerine, bir başka anlatımla sarhoş gelmek yasaktır. Bu nedenle alkollü içki almış olmakla birlikte sarhoşluk belirtileri göstermeyen işçinin işyerine gelmesi İş K. m. 25/II-d kapsamında bir haklı neden olarak kabul edilemez. İşçinin işyeri dışında aldığı alkollü içki miktarı işçinin irade ve davranışlarını ve işini normal şekilde yürütülmesini etkilemiyorsa, sadece içki almış olması sözleşmenin feshi için yeterli değildir. Buna karşılık işyerinde alkollü içki kullanmak, sarhoşluğa yol açmasa bile fesih için yeterli bir sebeptir. “ [8]

 

Görüldüğü üzere 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II uyarınca işçinin işyerinde sarhoş ya da uyuşturucu madde etkisi altında bulunması işverene derhal fesih hakkı vermektedir.

 

Yargıtay içtihatlarında:

 

- İşverenin somut ve ciddi şüpheye dayanması,

- Olayın objektif delillerle desteklenmesi

 

 aranmaktadır.

 

“Tanık anlatımlarına ve Cumhuriyet Savcılığında alınan kendi beyanına göre davacının işyerine alkollü geldiği sabittir. 4857 Sayılı yasanın 25/11 – d ve 84/1 maddeleri gereğince uyarıya rağmen işyerine sarhoş olarak gelmek işverene haklı fesih imkânı tanır.

 

İşveren davacının işyerine iradi biçimde sarhoş gelmesi üzerine yasal fesih hakkını kullanmış olup, haklı fesih karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar vermek gerekirken hatalı gerekçe ile kabulüne hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2010 Tarih ve E.2008/29926, K.2010/19573 sayılı kararı) [9]

 

Ayrıca Yargıtay, işverenin denetim hakkını kullanırken ölçülülük ilkesine uyması gerektiğini birçok kararında vurgulamıştır (Yargıtay 9. HD, 2014/17359 E., 2016/9609 K.). [10]

 

Bu yaklaşım uyuşturucu testi bakımından da geçerli olduğunu düşünmekteyiz.

 

 

III.        İŞVERENİN ÇALIŞANLARDAN UYUŞTURUCU TESTİ TALEP ETMEHAKKIN HUKUKİ SINIRLARI

 

3.1. Somut Şüphe Halinde Test Talebi Hakkı (İş Kanunu m. 25)

 

Bilindiği üzere 4857 Sayılı İş Kanunu m. 25/II gereğince İşveren açısından haklı nedenle derhal fesih imkânı veren düzenleme konumuz bakımından özellikle şu hükümler bakımından önem taşımaktadır. 

 

İş Kanunun m.25/II-d;

 

“İşçinin işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.”

 

Uyuşturucu kullanımı tek başına bu bent kapsamında olmasa da, işyerinde suç teşkil eden bir fiil varsa bu hüküm uygulanabilir.

 

İş Kanunun m.25/II-e;

 

“İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmak…”

 

İşyerinde uyuşturucu kullanımı, özellikle işin niteliği (şoför, operatör, tehlikeli iş, sağlık çalışanı vs.) gereği güven ilişkisini zedeleneceğinden bu hüküm uygulanabilir.

 

 İş Kanunun m.25/II-ı;

 

 “İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi…”

 

Özellikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında, iş güvenliğini riske atan uyuşturucu kullanımı bu bent kapsamında haklı fesih sebebi sayılmalıdır.

 

Yine yukarıda da değindiğimiz üzere 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.19’a göre, çalışan, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallara uymakla yükümlüdür. Uyuşturucu etkisi altında çalışmak, iş güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokuyorsa işveren açısından fesih sebebi oluşturmalıdır.

 

Yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere Yargıtay, somut olaya göre değerlendirme yapmaktadır. Temel kriterler:

 

- İşin niteliği

- İşyerinde kullanılıp kullanılmadığı

- Güvenlik riski oluşturup oluşturmadığı

- İşyerine uyuşturucu getirilip getirilmediği

 

Bu kapsamda değerlendirme yaptığımızda işverenin:

 

- İşçinin uyuşturucu etkisi altında olduğuna dair makul ve objektif emarelere sahip olması,

- İşyerinde güvenliği tehlikeye düşüren davranışların gözlemlenmesi

- Bu hususun tekrarlanması

 

halinde test talep etmesinin hukuka uygun kabul edilmedi gerektiğini düşünmekteyim. Bu durumda uygulama bu test talebinin genel değil, bireysel, disiplin süreci kapsamında ve somut olay temelli olabileceği görüşündeyiz.

 

3.2. Özel Kanuni Düzenleme

 

Bazı sektörlerde (havacılık, denizcilik, toplu taşıma, güvenlik hizmetleri gibi) özel mevzuat test zorunluluğu getirebilir.

 

Kanuni düzenleme mevcutsa:

 

- KVKK bakımından kanuni işleme şartı oluşur,

- Açık rıza aranmayabilir.

 

Özel Kanuni düzenleme ile işverenin çalışanlarından bu yönde test talebinde bulunma hakkı olduğunu düşünmekteyiz.

 

3.3. Açıklamış olduğumuz hukuki dayanaklar çerçevesinde uyuşturucu testi:

 

- Sağlık verisi içerdiğinden özel nitelikli kişisel veridir.

- Kural olarak açık rıza gerektirir.

- Ölçülülük ve gereklilik ilkelerine tabidir.

- Genel ve soyut uygulama hukuka aykırılık riski taşır.

 

Ancak İş Kanunu m. 25 kapsamında somut şüphe mevcutsa, ve bu konuda özel kanuni düzenleme varsa işveren uyuşturucu test talep edebileceğini düşünmekteyiz.

 

IV. SONUÇ

 

Uyuşturucu testi, çalışanın sağlık durumuna ilişkin veri içermesi sebebiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesi kapsamında özel nitelikli kişisel veri niteliğindedir. Sağlık verileri kural olarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. Bununla birlikte, aynı maddenin üçüncü fıkrasında sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verilerin; kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altındaki kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından işlenebileceği düzenlenmiştir.

 

Yine Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Ayrıca Anayasa’nın 13. maddesi gereğince temel hak ve özgürlükler ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlandırılabilir. Bu çerçevede işverenin tüm çalışanlara yönelik genel, rutin ve soyut nitelikte uyuşturucu testi uygulaması; özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve ölçülülük ilkesi bakımından ciddi hukuki sakıncalar barındırmaktadır.

 

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde düzenlenen haklı nedenle fesih hükümleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işverenin işyerinde sağlık ve güvenliği sağlama, gerekli tedbirleri alma ve riskleri önleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde, çalışanın uyuşturucu etkisi altında bulunmasının iş sağlığı ve güvenliği bakımından ciddi ve yakın tehlike yaratabileceği açıktır. Bu kapsamda, somut olayda makul ve objektif bir şüphenin varlığı, işin niteliği gereği yüksek risk içermesi ve ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesi halinde; işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü çerçevesinde çalışanı teste yönlendirmesinin hukuka uygun kabul edilebileceği değerlendirilmektedir.

 

Bununla birlikte, işverenin doğrudan ve sınırsız biçimde test talep etme hakkı bulunduğu söylenemez. Test uygulaması ancak:

 

- İşin niteliği gereği yüksek risk barındırması,

- Somut ve makul şüphenin bulunması,

- Ölçülülük ve gereklilik ilkelerine uygunluk,

- İşlemenin KVKK m. 6’da öngörülen istisnai şartlara dayanması,

- Sağlık verilerinin yalnızca yetkili sağlık personeli aracılığıyla işlenmesi

 

 şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde hukuka uygunluk kazanabilecektir.

 

Öte yandan, belirli sektörler bakımından özel kanuni düzenlemeler (örneğin havacılık, denizcilik, toplu taşıma, enerji gibi kamu güvenliği ve yüksek risk içeren alanlar) kapsamında açık ve özel bir normatif dayanak öngörülmesi halinde, ilgili düzenlemede belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde uyuşturucu testi uygulanması mümkündür. Mevcut mevzuatta açık bir zorunluluk bulunmayan işyerleri bakımından ise, işverenin tek taraflı iç düzenlemelerle genel ve zorunlu test uygulaması getirmesi hukuki güvence bakımından yeterli olmayacaktır. Ancak ileride açık ve özel bir kanuni düzenleme yapılması halinde, bu düzenlemenin öngördüğü şartlar dahilinde test uygulanabileceği kuşkusuzdur.

 

Kanaatimizce; işverenin tüm çalışanlara yönelik rutin ve zorunlu uyuşturucu testi uygulaması hukuka uygun değildir. Ancak iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri kapsamında, işin niteliği ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak, makul şüpheye dayalı ve ölçülülük ilkesine uygun bir test talebinin hukuken savunulabilir olduğu; bu kapsamda testten kaçınmanın da İş Kanunu m. 25 çerçevesinde haklı nedenle fesih sonucunu doğurabileceği değerlendirilmektedir.

 

Sonuç olarak, uyuşturucu testinin hukuka uygunluğu; genel ve soyut bir yetkiye değil, somut risk, kanuni dayanak ve ölçülülük ilkelerine bağlıdır. İşverenin yükümlülükleri ile çalışanın temel hakları arasında kurulacak denge, her somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

 

Av. Gülden MEHMED

 

Kaynakça:

1. AYM, B. No: 2013/1223

2. AYM, B. No: 2014/18001

3. KVK Kurulu, 31.05.2019 tarih, 2019/165 sayılı karar

4. KVK Kurulu, 25.03.2019 tarih, 2019/78 sayılı karar

5. Yargıtay 9. HD, 2008/18614 E., 2010/14204 K

6. Yargıtay 22. HD, 2015/24607 E., 2017/13319 K

7. Yargıtay 9. HD 2007/31257 E., 2008/9580 K.

8. Yargıtay 9. HD, 2005/36147 E. , 2005/39144 K.

9. Yargıtay 9. HD 2008/29926 E., 2010/19573 K.

10. Yargıtay 9. HD, 2014/17359 E., 2016/9609 K.

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN