1. GİRİŞ
İşveren
vekillerinin, İşveren adına hareket etmelerine rağmen, iş sözleşmesine
dayanarak çalışmaları nedeniyle işçi statüsü devam etmektedir. Bazı şartlarda,
işveren vekillerinin iş güvencesinden yararlanma hakkını etkilenmektedir. Bu
nedenle işveren vekillerinin hangi durumlarda iş güvencesinden
yararlanabildiğini, hangi durumlarda yararlanamadıklarının açıklığa
kavuşturulması önem arz etmektedir.
İşveren
vekillerinin iş güvencesi kapsamına girip girmediği, fesih şartlarının nasıl
uygulanacağı, İşveren vekilliği görevinin sonlandırılması ile iş akdinin feshi
arasındaki hukuki ilişki ve işveren vekilliği sıfatının işe iade davası başta
olmak üzere iş akdinin feshine bağlı risklere etkisi, uygulamada önemli
uyuşmazlıklara yol açmaktadır.
Bu
çalışmada öncelikle işveren vekili kavramı ve işveren vekillerinin hukuki
statüsü incelenecek; ardından işveren vekillerinin iş güvencesi kapsamı dışına
hangi şartlarda çıkabileceği değerlendirilecek; özellikle genel müdür ve diğer
üst düzey yöneticilerin durumları analiz edilecektir.
2. İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMI VE İŞ
GÜVENCESİ DIŞINDA KALAN İŞVEREN VEKİLLİĞİNİN UNSURLARI
İşveren
vekili, 4857 sayılı İş Kanunu m. 2’de “İşveren adına hareket eden ve işin,
işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir.“
olarak tanımlanmıştır. İşyerinin ve
işletmenin yönetiminde görev alan her işçi, işveren vekili sıfatına haiz
değildir. İşveren vekili konumunda olabilmek için belirli unsurların bir arada
bulunabilmesi gerekmektedir.
İşveren
vekili sıfatı bulunan bazı üst düzey yöneticiler iş güvencesi hükümlerinden
yararlanamamaktadır. İş güvencesi
kapsamı dışında kalan işveren vekillerinin yalnızca unvanına bakılmamaktadır.
Fiilen kulanmış olduğu yetkilerin kapsamı bütün olarak değerlendirilmektedir.
Nitekim yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere:
“4857
sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden
yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili
ve yardımcıları veya iş yerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma
ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş
güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin
bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre,
işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi
hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür
veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi
kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil
yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu
hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş
güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin
değil de iş yerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma
yetkisi bulunan işveren vekilleridir.
Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart
aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de iş yerinin bütününü
sevk ve idare edenlerin anılan anlamında işveren vekili sayılabilmesi için
ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı
aranır. İş yerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma
yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü
ile fabrika müdürü, iş yerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile
işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa işveren vekili sayılmaz. İş
güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi
bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, iş yerinin tümünü
yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir.” [1]
İşveren
vekilliği statüsü değerlendirilirken; işletmenin bütününü sevk ve idare eden
işveren vekilleri ve iş yerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma
ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilliği olarak ikili bir
değerlendirmeye gidilmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere salt işveren
vekilliği sıfatının olması, iş güvencesinden yararlanılmayacağı anlamına
gelmemektedir.
Yargıtay
kararları kapsamında: işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren
vekillerinin başka şart aranmaksızın iş güvencesi hükümleri dışında kalırken
yalnızca işyerinin bütününü sevk ve idare eden işveren vekillerin de bir de
işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunması şartı ile iş güvencesi
hükümleri dışında bırakılmıştır.
3. İŞ
GÜVENCESİ HÜKÜMLERİ AÇISINDAN İŞVEREN VEKİLLERİNİN DURUMU
İş
güvencesi hükümleri kural olarak en başta İş Kanunu'na tabi işçiler için
uygulanmaktadır. İş Güvencesi hükümleri İş kanunun 18-21 maddeleri arasında
düzenlenmiştir. Buna göre iş güvencesinden yararlanılabilmesinin kapsamı 18.
Maddede belirlenmiştir.
“Otuz
veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan
işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin
gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Yer altı
işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.”
İş
güvencesi kapsamında olabilmek için 30 veya daha fazla işçi çalıştıran
işyerlerinde çalışıyor olmak, en az altı aylık kıdeme sahip olmak, haklı veya
geçerli bir sebebe dayanmaksızın iş akdinin feshedilmiş olması şartları
aranmaktadır. Buna ek olarak işveren vekilliği sıfatının da bulunmaması
gerekmektedir.
“Dosyada
toplanan delillerden iş akdinin davalı tarafça feshedildiği, feshin haklı veya
geçerli olduğunun davalı tarafça ispat edilemediği, davacının kıdeminin 6 aydan
fazla olduğu, fesih tarihinde 30 kişiden fazla çalışanın olduğu ve davacının da
işveren vekili olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf talebinin yerinde
olduğu ve işe iadesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.” [2]
İş
Kanunu’nun 18. Maddesinde bu husus düzenlenmiştir: ”İşletmenin bütününü sevk
ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve
idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren
vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son
fıkrası uygulanmaz.”
Buna
göre:
“Feshin
geçerli sebebe dayandırılması
Madde 18
- Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık
kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin
gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek
cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem
şartı aranmaz.
…
İşletmenin
bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin
bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan
işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci
maddenin son fıkrası uygulanmaz.”
Sözleşmenin
feshinde usul
Madde 19
- İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve
kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
Hakkındaki
iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi,
o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak,
işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı
saklıdır.
“İşverenin
haklı nedenle derhal fesih hakkı
Madde 25
- Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş
sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin
feshedebilir:
…
İşçi
feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18,
20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.”
İşveren
vekillerinin iş akdi feshedildiğinde geçerli nedene dayanma, feshin yazılı
yapılması ve haklı nedenle fesih halinde yargı yoluna başvurulması gibi
düzenlemeleri içeren hükümler uygulanmayacaktır.
“Bu hüküm
ile işverene, onun güvenine sahip olması gereken belirli konumdaki işveren
vekillerinin iş akitlerini, bu güvenin sarsıldığı durumlarda bir neden gösterme
zorunda olmaksızın İK 17'ye göre sona erdirebilme olanağı sağlanmak
istenmiştir.” [3]
Yargıtay’ın
yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere işyeri yöneticisinin işçi alımı ve
işten çıkarılması hallerinde üstlerinin talimatlarına veya onayına bağlı
hareket etmesi hâlinde, yargıtay kararları uyarınca bu kişiler işveren vekili
kabul edilmemektedir:
“Gerek
mahkemenin gerekçesine esas aldığı, gerekse yerleşik Yargıtay içtihatlarında
vurgulandığı üzere” İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin
ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe
alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre,
işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren
vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare
edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave
olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin
tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış
olarak, birlikte aranır.” ” işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür
iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci
maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır.” (
Yargıtay 9. H.D. 17.12.2010 tarih ve 2009/41752 Esas 2010/38580 Karar) Davalı
iş yeri işletmenin Adana’daki iş yeridir. Davacı her ne kadar bu iş yerinin
yöneticisi ise de, davalının delil olarak sunduğu maillerden de anlaşıldığı
üzere, işe alma ve işten çıkarma yetkisini kendi özgür iradesi ile değil,
merkezin izin ve onayı ile kullanabilmektedir. Bu durum davacıyı, İş Kanunu’nun
2 nci maddesindeki işveren vekili kapsamından çıkarmaktadır. Dolayısı ile
mahkemenin davacıyı işveren vekili sayıp, iş güvencesi hükümlerinden yararlanma
talebini reddetmesi yerinde değildir.” [4]
Yargıtay
kararlarının genelinde de görüleceği üzere işveren vekili sıfatı yalnızca
unvana göre değerlendirilmemektedir. İş güvencesi kapsamı dışında kalmanın
değerlendirilmesi yapılırken yetki kullanımına bakılması gerekmektedir. Bu
statünün ancak kanunda öngörülen koşulların somut olarak ispatlanması hâlinde
uygulanabileceği açıktır. Nitekim:
“Ancak
mahkemece davacının dava dışı Buchanan Group unvanlı uluslararası şirketin
Türkiye’deki gruba bağlı işyerinde “Business Director” unvanıyla ve
Türkiye’deki tek çalışan olarak görev yaptığı, doğrudan işverene bağlı
olarak çalıştığı, iş güvencesi kapsamında olmayan işveren vekili
olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de,
4857
sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi
uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden
yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare
eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare
eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi
bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden
yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin
bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna
göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile
yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak
belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel
müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi
kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil
yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir;
bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden
yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin
değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma
ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna
göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart
aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil
de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde
anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe
alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin
tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma
yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı
bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika
müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi
ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun
18’nci maddesi anlamında işveren vekili
sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma
ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel
müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi
hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı
bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden,
ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi
olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin
uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar
sayılı ilamımız).
Dosya
içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacının davalı
şirkette iş sözleşmesine göre “Business Director” unvanıyla çalıştığı
görülmekle birlikte, davalı şirketin yetkililerinin yabancı şahıslar olduğu,
davacıya şirketin bütününü yönetme yetkisi verildiği
yönünde iş sözleşmesinde bir hüküm bulunmadığı gibi bu konuda bir
vekaletname de sunulmadığı, yine davacıya işçi alma ve çıkarma yetkisinin
bulunduğu konusunda bir delil sunulmadığı gözetildiğinde
davacının işletmenin bütününü yöneten işveren vekili veya yardımcısı
veya işyerinin bütününü yönetip işçi alma ve çıkarma yetkisi
olan işveren vekili olduğu hususlarının somut ve inandırıcı delillerle
kanıtlanmadığı bu nedenle davacının iş güvencesi hükümlerinden
yararlanacağı kabul edilmelidir.
Davacının iş sözleşmesinin feshinin
geçerli nedene dayandığının davalı tarafça somut ve inandırıcı delillerle
kanıtlanmadığından feshin geçersizliğine karar verilmelidir.” [5]
Karardan
da anlaşılacağı üzere yapılan değerlendirmelerde, işveren vekilinin, işyerinin
bütününü sevk ve idare etmesinin yanında işçileri işe alım ve çıkartma
yetkisine sahip olduğuna dair somut deliller aranmıştır. Bu durumun
ispatlanamaması sebebiyle iş güvencesi hükümlerinden yararlanılacağına
hükmedilmiştir
3.
İŞVEREN VEKİLİNİN GÖREVDEN ALINMASI İLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ ARASINDAKİ
İLİŞKİ
Bu
kapsamda, işveren vekilinin iş akdinin feshedilmesi tek başına işveren
vekilliği sıfatını ve temsil yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. İşveren
tarafından yalnızca iş akdinin feshedilmesi hâlinde kişi, işçi sıfatını
kaybetmekle birlikte, görevden alınmadığı sürece işveren vekili olarak
görünmeye ve temsil yetkisini taşımaya devam etmektedir. Bu durumda kişinin işveren
vekilliği görevi sona ermediğinden, görevden alınmasına ilişkin ayrıca usulüne
uygun karar alınması ve gerekli sicil işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
4. İŞE
İADE DAVASI BAKIMINDAN İŞVEREN VEKİLLERİNİN İŞ AKDİNİN FESHİNİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
İşveren
vekillerinin iş güvencesinden yararlanamamasının en önemli sonucu işe iade
davası açma hakkından yararlanılamamasıdır. Bu nedenle iş akdinin
sonlandırılması halinde feshin geçersizliğinden kaynaklanan herhangi bir
talepte bulunulamayacaktır. Buna bağlı olarak işe iade davasının sonuçlarından
olan boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatına da hak
kazanılamayacaktır.
Bununla
birlikte, işe iade davası açılamaması, işçilik alacaklarına ilişkin haklarını
ortadan kaldırmamaktadır. Yasal şartların oluşması hâlinde kıdem tazminatı,
ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret, fazla çalışma ücreti ve benzeri işçilik
alacaklarını talep etme hakları devam etmektedir.
5. SONUÇ
İş Kanunu
bakımından işveren vekili kavramı, yalnızca işçinin taşıdığı sıfata veya unvana
göre değil, fiilen kullanılan yetkiler dikkate alınarak belirlenmektedir.
Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da üst düzey yöneticilerin tek başına
iş güvencesi hükümleri dışında kalınması için yeterli olmadığını; işveren
vekilliğinin kapsamının somut olayın özelliklerine göre ve işveren vekilinin
yetki sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Bu çerçevede işletmenin bütününü sevk ve idare
eden işveren vekilleri ile işyerinin bütününü sevk ve idare etmekle birlikte
işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisine sahip olan yöneticiler iş güvencesi
kapsamı dışında kalırken, bu şartları taşımayan işveren vekilleri iş güvencesi
hükümlerinden yararlanabilecektir.
Av.
Şeymanur Elmas
Kaynakça:
1. T.C.
YARGITAY 9. Hukuk Dairesi Esas No. 2020/3073 Karar No. 2020/11570
Tarihi:13/10/2020
2. T.C ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2022/3099 Karar No. 2023/1058
Tarihi: 13.09.2023
3. Süzek, İş
Hukuku, 9. Baskı İstanbul 2013, syf.571
4. T.C ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2022/3099 Karar No. 2023/1058
Tarihi: 13.09.2023
5. Yargıtay
9. HD., E. 2015/20996 K. 2015/29831 T. 26.10.2015