Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

HUKUK GENEL KURULU’NUN 09.04.2025 TARİHLİ EMSAL KARARI İLE EK DAVA AÇMASI, HAKSIZ ŞEKİLDE ENGELLENEN AVUKATIN SÖZLEŞMEYLE BELİRLENEN TÜM VEKÂLET ÜCRETİNE HAK KAZANACAĞI KARARA BAĞLANDI

HUKUK GENEL KURULU’NUN 09.04.2025 TARİHLİ EMSAL KARARI İLE EK DAVA AÇMASI, HAKSIZ ŞEKİLDE ENGELLENEN AVUKATIN SÖZLEŞMEYLE BELİRLENEN TÜM VEKÂLET ÜCRETİNE HAK KAZANACAĞI KARARA BAĞLANDI

Giriş

Vekalet sözleşmesi, Türk hukukunda Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 386.maddesi vekalet sözleşmesinin genel kapsamını açıklamıştır. “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlamaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere; vekilin bir iş görmeyi üstlendiği sözleşmedir. Hukuki fiillere ilişkin vekâlette vekil, müvekkilinin menfaatine olarak hukuki işlemler gerçekleştirmek, özellikle subjektif haklar iktisap etmek, kullanmak ve devretmeyi yükümlenir [1].

Avukat ile müvekkil arasında imzalanan sözleşme de vekâlet sözleşmesi niteliğindedir. Ancak genel bir vekâlet sözleşmesinden farklı olarak Avukatlık Kanunu gereğince “ücret”, sözleşmenin zorunlu unsurudur. Avukat bu sözleşme ile hukuki yardımda bulunmayı, müvekkil ise yapılan hukuki yardım karşılığında bir ücret ödemeyi üstlenmektedir. Ücretin sözleşme ile belirlenmesi zorunlu olmayıp işin görülmesinden önce veya sonra kararlaştırılması mümkündür. Yanlar arasında ücret konusunda yazılı veya sözlü bir sözleşmenin yapılmaması hâlinde ücret, Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesine göre belirlenir. [2]

Avukatlık sözleşmesi Avukatlık Kanunu madde 163 ve diğer hükümlerinde düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 163 maddesine göre sözleşmenin 3 temel unsuru vardır: belli bir hukuki yardım, ücret ve tarafların anlaşmasıdır. Belli bir hukuki yardım avukatlık sözleşmesinin zorunlu unsurudur. Belli bir hukuki yardımı konu almayan bir sözleşme avukatlık sözleşmesi olarak nitelendirilemez. Diğer bir unsur olan ücret ise avukatın iş görme ediminin karşılığı olarak iş sahibi tarafından yapılan ödemedir. Son olarak avukat ve iş sahibinin ücret konusunda ve avukatın belli bir hukuki yardımda bulunacağı konusunda anlaşması gerekmektedir. Avukatın edimi belli bir hukuki yardımken iş sahibinin asli edimi ise ücrettir.

Avukatın Azli

Avukatlık Kanunu’nun 174. Maddesinde sözleşmenin azil ya da istifa halinde sona ermesinde ücretin nasıl ödeneceğine dair özel düzenlemeler yer almaktadır. Öncelikle avukatın azil ve istifasının ne anlama geldiği açıklanmalıdır. Avukatın azledilmesi, iş sahibinin belirli nedenlerin varlığı halinde veya hiçbir neden olmaksızın avukatlık sözleşmesine son vermesi anlamına gelir. Bu son verme tek taraflı olarak her zaman yapılabilir. Avukatlık sözleşmesinin sona ermesi için şekil şartı aranmamaktadır. Aynı şekilde bir sebep gösterilmesi de aranmamaktadır.

Avukatlık sözleşmesi azil ile sona ermişse; bu durumda öncelikle azlin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı tespit edilmelidir. Avukatlık ücreti, haklı nedenin olmasına göre belirlenecektir. Avukatlık Kanunu’nun 174. Maddesinin 2. fıkrası “Avukatın azlî hâlinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” şeklindedir. Yani avukatın azledilmesinde kusuru veya ihmali varsa vekalet ücretine hak kazanamaz. İhmal ve kusuru olmadan azledilmesi durumunda avukata ücretin tamamı verilir.

 Yargıtay HGK., E. 2024/666 K. 2025/224 T. 9.4.2025 Kararın İncelenmesi

“[…] Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı avukat ... tarafından, davalı ...’nun vekili olarak dava dışı kişi aleyhine vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/423 Esas sayılı dosyası ile 17.12.20210 tarihinde 30.000,00 TL alacak davası açıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın değerinin 919.720,00 TL olduğunun belirlenmesi üzerine 01.03.2012 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin 3. maddesinde tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları hukuki yardımlar için ödenecek vekâlet ücretinin 92.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, davanın ıslah edilmediği ve 04.04.2012 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edildiği ve bu aşamada davacı avukatın 29.03.2013 tarihinde azledildiği, temyiz incelemesi sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki gerekçeyle kararın bozulduğu ve başka bir avukat tarafından takip edilmeye başlanan dosyada taleple bağlı kalınarak 30.000,00 TL alacak yönünden davanın kabulüne dair verilen kararın onandığı, daha sonra açılan itirazın iptali davasıyla geri kalan bedelin talep edildiği anlaşılmaktadır.

[…] Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin geçerli ve davacı avukatın azlinin haksız olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrasındaki avukatın azli hâlinde ücretin tamamının verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı avukatın sözleşmede belirlenen ücretin tamamı olan 92.000,00 TL’yi hak ettiğinin kabulü gerekir. Zira avukat ile müvekkil arasındaki sözleşme ilişkisi, avukatlık sözleşmesinin imzalanması ile birlikte tarafların bu konudaki birbirine uygun irade beyanları üzerine kurulmuştur. Sözleşmenin kurulması ile her iki tarafın sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçları da doğar. Sözleşme hukukunda kabul edilen temel esaslardan biri, sözleşmenin kurulması konusundaki icap ve kabul beyanlarının birbirine uygun olarak beyan edilmesinden sonra, başka bir ifade ile sözleşmenin geçerli olarak kurulmasından sonra, taraflar açısından bağlayıcı olmasıdır. Sözleşmeye bağlılık olarak tanımlanan bu ilkeden ayrılmayı gerektirecek nedenler olmadığı hâlde, avukat ile müvekkil arasında geçerli bir avukatlık sözleşmesi imzalanmış olmasına rağmen haksız şekilde azil ile sözleşmenin hiç kurulmamış gibi bir sonuca bağlanması kabul edilemez.

[…] Açmış olduğu kısmi davanın yargılaması sırasında haksız azledilmesiyle davacı avukatın sözleşmede kararlaştırılan ek davayı açma imkânı elinden alınmış olmaktadır. Azil haklı veya haksız her zaman kullanılabilecek bir hak olmakla birlikte 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen “Dürüst davranma” ilkesine göre, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. Her ne kadar Özel Dairece henüz başlanmayan ve verilmeyen hizmetin bedelinin isteyemeyeceği ilkesinden bahsedilmişse de somut olayda bu durumun davalının haksız azlinden kaynaklandığı açıktır. Bu durumda davalının kendi hareketinin sonuçlarına katlanması gerektiğinden sözleşmeyle kararlaştırılan şekilde ek dava açması, haksız şekilde engellenen davacı avukatın sözleşmeyle belirlenen tüm vekâlet ücretini alabileceği kabul edilmelidir.”

Somut olayda azledilen avukatın vekalet ücretine ilişkin inceleme yapılmıştır. Öncelikle vekalet ücreti kavramı ve avukatlık ücreti açıklanmıştır. Avukatın azledilmesinin haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiştir. [3] Azil haksız ise, azil tarihi itibariyle sonuçlanmamış işler yönünden de avukat tam ücrete hak kazanır. Burada avukatın azledilmiş olması nedeniyle işe devam edememiş olması, dolayısıyla emek ve mesaiden tasarruf etmiş olması da ücretin tamamına hak kazanmasına engel değildir. Nitekim Avukatlık Kanunu’nun 174/2. maddesinde “avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir.” denilmek suretiyle bu husus hükme bağlanmıştır. 

Haksız azil durumunda, avukatın ücrete hak kazanabilmesi için davanın sonuçlanmasının beklenilmesine gerek görülmemektedir. Haksız azil ile avukatın ücret alacağını muaccel hale gelir, yani avukat vekalet ücretini talep edilebilir. Azledilen avukat davayı takibe devam edemeyecektir. Bu durumda dava ya müvekkil tarafından bizzat ya da vekâlet verilen başka bir avukat tarafından takip edilecektir. Bu iki halde de avukatın ücret talebi için azilden sonra davanın sonuçlanmasını beklemeye lüzum yoktur. Müvekkil ya da başka bir avukat tarafından takip edilen davanın lehe ya da aleyhe sonuçlanmış olması durumunun hiçbir önemi yoktur ve avukat vekalet ücretini isteyebilir. Haksız azilden sonra davanın takipsiz bırakılması durumunda da avukat ücretini talep edebilir.

Sonuç

Avukatlık Kanunu madde 174/2 ile haksız azil durumunda avukatın ücretin tamamına hak kazanacağı düzenlenmiştir. Yukarıda verilen Yargıtay kararında da haksız azil durumunda vekalet ücretine hak kazanıldığı kabul edilmektedir. Yukarıda da açıkladığımız şekilde vekalet ücretinin kazanılabilmesi için davanın bitmesinin beklenilmesine gerek yoktur. Haksız azil olduğu durumlarda vekalet ücreti muaccel hale gelir ve avukat bu ücrete hak kazanır.

Stj. Av. Fatma Şengün

Kaynakça:

1.Türker Yalçınduran: Vekâlet Sözleşmesinde Ücret, Ankara 2007, s. 35.

2. Tülin Kurtoğlu: Akdi vekâlet Ücreti ve Avukatın Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2016, s. 24, 25

3. Yargıtay HGK., E. 2024/666 K. 2025/224 T. 9.4.2025 Kararı

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN