Giriş
Vekalet
sözleşmesi, Türk hukukunda Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Borçlar
Kanunu’nun 386.maddesi vekalet sözleşmesinin genel kapsamını açıklamıştır. “Vekâlet
sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı
üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlamaktadır. Buradan da anlaşılacağı
üzere; vekilin bir iş görmeyi üstlendiği sözleşmedir. Hukuki fiillere ilişkin
vekâlette vekil, müvekkilinin menfaatine olarak hukuki işlemler
gerçekleştirmek, özellikle subjektif haklar iktisap etmek, kullanmak ve
devretmeyi yükümlenir [1].
Avukat
ile müvekkil arasında imzalanan sözleşme de vekâlet sözleşmesi niteliğindedir.
Ancak genel bir vekâlet sözleşmesinden farklı olarak Avukatlık Kanunu gereğince
“ücret”, sözleşmenin zorunlu unsurudur. Avukat bu sözleşme ile hukuki yardımda
bulunmayı, müvekkil ise yapılan hukuki yardım karşılığında bir ücret ödemeyi
üstlenmektedir. Ücretin sözleşme ile belirlenmesi zorunlu olmayıp işin
görülmesinden önce veya sonra kararlaştırılması mümkündür. Yanlar arasında
ücret konusunda yazılı veya sözlü bir sözleşmenin yapılmaması hâlinde ücret,
Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesine göre belirlenir. [2]
Avukatlık sözleşmesi Avukatlık Kanunu madde 163 ve diğer hükümlerinde düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 163 maddesine göre sözleşmenin 3 temel unsuru vardır: belli bir hukuki yardım, ücret ve tarafların anlaşmasıdır. Belli bir hukuki yardım avukatlık sözleşmesinin zorunlu unsurudur. Belli bir hukuki yardımı konu almayan bir sözleşme avukatlık sözleşmesi olarak nitelendirilemez. Diğer bir unsur olan ücret ise avukatın iş görme ediminin karşılığı olarak iş sahibi tarafından yapılan ödemedir. Son olarak avukat ve iş sahibinin ücret konusunda ve avukatın belli bir hukuki yardımda bulunacağı konusunda anlaşması gerekmektedir. Avukatın edimi belli bir hukuki yardımken iş sahibinin asli edimi ise ücrettir.
Avukatın
Azli
Avukatlık
Kanunu’nun 174. Maddesinde sözleşmenin azil ya da istifa halinde sona ermesinde
ücretin nasıl ödeneceğine dair özel düzenlemeler yer almaktadır. Öncelikle
avukatın azil ve istifasının ne anlama geldiği açıklanmalıdır. Avukatın
azledilmesi, iş sahibinin belirli nedenlerin varlığı halinde veya hiçbir neden
olmaksızın avukatlık sözleşmesine son vermesi anlamına gelir. Bu son verme tek
taraflı olarak her zaman yapılabilir. Avukatlık sözleşmesinin sona ermesi için şekil
şartı aranmamaktadır. Aynı şekilde bir sebep gösterilmesi de aranmamaktadır.
Avukatlık
sözleşmesi azil ile sona ermişse; bu durumda öncelikle azlin haklı bir nedene
dayanıp dayanmadığı tespit edilmelidir. Avukatlık ücreti, haklı nedenin
olmasına göre belirlenecektir. Avukatlık Kanunu’nun 174. Maddesinin 2. fıkrası “Avukatın
azlî hâlinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden
dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” şeklindedir. Yani
avukatın azledilmesinde kusuru veya ihmali varsa vekalet ücretine hak
kazanamaz. İhmal ve kusuru olmadan azledilmesi durumunda avukata ücretin tamamı
verilir.
Yargıtay HGK., E. 2024/666 K. 2025/224 T. 9.4.2025 Kararın İncelenmesi
“[…] Tüm
bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı avukat ...
tarafından, davalı ...’nun vekili olarak dava dışı kişi aleyhine vekâletin
kötüye kullanılması nedeniyle Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin
2010/423 Esas sayılı dosyası ile 17.12.20210 tarihinde 30.000,00 TL alacak
davası açıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davaya konu
taşınmazın değerinin 919.720,00 TL olduğunun belirlenmesi üzerine 01.03.2012
tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin 3. maddesinde
tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları hukuki yardımlar için ödenecek
vekâlet ücretinin 92.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, davanın ıslah
edilmediği ve 04.04.2012 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın
temyiz edildiği ve bu aşamada davacı avukatın 29.03.2013 tarihinde azledildiği,
temyiz incelemesi sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği
yönündeki gerekçeyle kararın bozulduğu ve başka bir avukat tarafından takip
edilmeye başlanan dosyada taleple bağlı kalınarak 30.000,00 TL alacak yönünden
davanın kabulüne dair verilen kararın onandığı, daha sonra açılan itirazın
iptali davasıyla geri kalan bedelin talep edildiği anlaşılmaktadır.
[…]
Taraflar arasında düzenlenen 01.03.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin
geçerli ve davacı avukatın azlinin haksız olduğu konusunda uyuşmazlık
bulunmadığına göre Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrasındaki
avukatın azli hâlinde ücretin tamamının verileceğine ilişkin düzenleme
gereğince davacı avukatın sözleşmede belirlenen ücretin tamamı olan 92.000,00
TL’yi hak ettiğinin kabulü gerekir. Zira avukat ile müvekkil arasındaki
sözleşme ilişkisi, avukatlık sözleşmesinin imzalanması ile birlikte tarafların
bu konudaki birbirine uygun irade beyanları üzerine kurulmuştur. Sözleşmenin
kurulması ile her iki tarafın sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçları da doğar.
Sözleşme hukukunda kabul edilen temel esaslardan biri, sözleşmenin
kurulması konusundaki icap ve kabul beyanlarının birbirine uygun olarak beyan
edilmesinden sonra, başka bir ifade ile sözleşmenin geçerli olarak
kurulmasından sonra, taraflar açısından bağlayıcı olmasıdır. Sözleşmeye
bağlılık olarak tanımlanan bu ilkeden ayrılmayı gerektirecek nedenler olmadığı
hâlde, avukat ile müvekkil arasında geçerli bir avukatlık sözleşmesi
imzalanmış olmasına rağmen haksız şekilde azil ile sözleşmenin hiç kurulmamış
gibi bir sonuca bağlanması kabul edilemez.
[…] Açmış olduğu kısmi davanın yargılaması sırasında haksız azledilmesiyle davacı avukatın sözleşmede kararlaştırılan ek davayı açma imkânı elinden alınmış olmaktadır. Azil haklı veya haksız her zaman kullanılabilecek bir hak olmakla birlikte 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen “Dürüst davranma” ilkesine göre, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. Her ne kadar Özel Dairece henüz başlanmayan ve verilmeyen hizmetin bedelinin isteyemeyeceği ilkesinden bahsedilmişse de somut olayda bu durumun davalının haksız azlinden kaynaklandığı açıktır. Bu durumda davalının kendi hareketinin sonuçlarına katlanması gerektiğinden sözleşmeyle kararlaştırılan şekilde ek dava açması, haksız şekilde engellenen davacı avukatın sözleşmeyle belirlenen tüm vekâlet ücretini alabileceği kabul edilmelidir.”
Somut
olayda azledilen avukatın vekalet ücretine ilişkin inceleme yapılmıştır. Öncelikle
vekalet ücreti kavramı ve avukatlık ücreti açıklanmıştır. Avukatın azledilmesinin
haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiştir. [3] Azil haksız ise, azil tarihi
itibariyle sonuçlanmamış işler yönünden de avukat tam ücrete hak kazanır.
Burada avukatın azledilmiş olması nedeniyle işe devam edememiş olması,
dolayısıyla emek ve mesaiden tasarruf etmiş olması da ücretin tamamına hak
kazanmasına engel değildir. Nitekim Avukatlık Kanunu’nun 174/2. maddesinde
“avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir.” denilmek suretiyle bu husus
hükme bağlanmıştır.
Haksız
azil durumunda, avukatın ücrete hak kazanabilmesi için davanın sonuçlanmasının
beklenilmesine gerek görülmemektedir. Haksız azil ile avukatın ücret alacağını
muaccel hale gelir, yani avukat vekalet ücretini talep edilebilir. Azledilen
avukat davayı takibe devam edemeyecektir. Bu durumda dava ya müvekkil
tarafından bizzat ya da vekâlet verilen başka bir avukat tarafından takip
edilecektir. Bu iki halde de avukatın ücret talebi için azilden sonra davanın
sonuçlanmasını beklemeye lüzum yoktur. Müvekkil ya da başka bir avukat
tarafından takip edilen davanın lehe ya da aleyhe sonuçlanmış olması durumunun
hiçbir önemi yoktur ve avukat vekalet ücretini isteyebilir. Haksız azilden
sonra davanın takipsiz bırakılması durumunda da avukat ücretini talep edebilir.
Sonuç
Avukatlık
Kanunu madde 174/2 ile haksız azil durumunda avukatın ücretin tamamına hak
kazanacağı düzenlenmiştir. Yukarıda verilen Yargıtay kararında da haksız azil
durumunda vekalet ücretine hak kazanıldığı kabul edilmektedir. Yukarıda da
açıkladığımız şekilde vekalet ücretinin kazanılabilmesi için davanın bitmesinin
beklenilmesine gerek yoktur. Haksız azil olduğu durumlarda vekalet ücreti
muaccel hale gelir ve avukat bu ücrete hak kazanır.
Stj. Av.
Fatma Şengün
Kaynakça:
1.Türker Yalçınduran:
Vekâlet Sözleşmesinde Ücret, Ankara 2007, s. 35.
2. Tülin
Kurtoğlu: Akdi vekâlet Ücreti ve Avukatın Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2016, s.
24, 25
3. Yargıtay
HGK., E. 2024/666 K. 2025/224 T. 9.4.2025 Kararı