1. GİRİŞ
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 490. maddesi anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemektedir. Buna göre, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir. Dolayısıyla, aksi öngörülmemişse nama yazılı payların Türk Borçlar Kanunu’nun 183. vd. maddelerine göre alacağın temliki yoluyla devri mümkündür. Senede bağlanmamış (çıplak) payların devrinde ise kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamakla beraber devrin alacağın temliki hükümlerine göre yapılacağı yargı içtihatları ve doktrinde kabul edilmektedir. Alacağın temlikinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
İşbu makalede incelenecek olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2024/390 E. , 2025/691 K. sayılı ve 19.06.2025 tarihli kararında, anonim şirket hisse senetlerinin alacağın temliki hükümlerine göre devrinde;
- Yazılı
temlik beyanının bulunmaması halinde devrin yok hükmünde olacağına,
- Devrin
yönetim kurulu kararına dayanmasının ve pay defterine işlenmesinin geçerlilik
şartını sağlamayacağına,
- Davacının
uzun süre sessiz kalmasının, somut olayın koşullarında dürüstlük kuralına
aykırı olmadığına,
- Yok hükmündeki pay devrinden sonraki devirlerin de batıl olacağına,
hükmedilmiştir. [1]
2. ANONİM ŞİRKETLERDE ALACAĞIN TEMLİKİ HÜKÜMLERİNE GÖRE PAY DEVRİ
Alacağın temliki (alacağın devri), bir alacaklının sahip olduğu alacak hakkını, borçlunun rızasına gerek olmaksızın üçüncü bir kişiye devretmesidir. Alacağın temlikinin hüküm doğurması için devreden ve devralanın iradelerinin uyuşması ve yazılı şekil şartının sağlanması gerekmektedir. TBK m. 184 uyarınca alacağın devri yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacaktır. Bu nedenle anonim şirket hisse senetlerinin alacağın temliki hükümlerine göre devrinde, payın devredildiğini açıkça ortaya koyan yazılı bir temlik beyanının bulunması zorunludur.
Anonim şirketlerde nama yazılı paylar, senede bağlanmış veya senede bağlanmamış pay (çıplak pay) şeklinde tezahür edebilir. Senede bağlanmış nama yazılı payların devri Türk Ticaret Kanunu’nun 490. maddesinde düzenlenmiştir;
“Nama yazılı
payların ve pay senetlerinin devrinde ilke
MADDE 490- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. (2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.”
İşbu maddeye göre, nama yazılı payların devrinde herhangi bir sınırlandırma bulunmamaktadır. Maddenin 2. fıkrasında devrin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi şeklinde yapılabileceği düzenlenmiştir. Maddede doğrudan düzenlenmemekle birlikte, devrin TBK 183. vd. alacağın temliki hükümlerine göre yapılması da mümkündür. Zira, kanunda temlikname ile pay devrini sınırlayan bir hüküm bulunmamaktadır.
Çıplak payların devri hakkında ise Türk Ticaret Kanunu’nda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak payın devredilebilirliği ilkesi gereği çıplak payların devri mümkündür. Nitekim yargı içtihatlarında ve doktrinde, çıplak payların TBK m. 183 vd. maddeleri kapsamında alacağın temliki hükümlerine göre devredilebileceği ifade edilmektedir.
Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/801 E. , 2014/891 K. sayılı ve 12.11.2014 tarihli kararı;
“Payın devri konusuna gelince; bilindiği üzere, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 416. ve 417.maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir.
Anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda 6762 sayılı TTK’da bir hüküm bulunmamakta olup, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 818 sayılı BK.nun 162 ve devamı (6098 sayılı TBK 183) maddelerine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir (Hayri Domaniç, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, İstanbul 1988, s,1325; Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuk Şerhi, Ankara 2011, C.II, s.1261).”
şeklindedir [2]. İşbu kararda; senede bağlanmış nama yazılı payların ve senede bağlanmamış (çıplak) payların alacağın temliki hükümlerine göre devredilebileceği açıkça ifade edilmektedir.
Alacağın temliki hükümlerine göre pay devrinde, taraf iradelerinin uyuşması ve yazılı temlik beyanının bulunması kurucu şarttır. Pay devrinin ortaklığa karşı hüküm ifade etmesi için ise devrin pay defterine kaydı gerekmektedir [3]. Ancak bu kayıt karine niteliğinde olup aksinin ispatı mümkündür. Nitekim yargı ve doktrinde pay defterine yapılan kayıtların kurucu değil bildirici nitelikte olduğu ifade edilmektedir [4]. Dolayısıyla yönetim kurulu kararına dayanan ve pay defterine işlenen pay devirleri, yazılılık şartını sağlamaması halinde geçerli hale gelmeyecektir.
3. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARINA KONU DAVA
Uyuşmazlığa konu olayda davacı, anonim şirkette adına kayıtlı bulunan nama yazılı payların, bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilere devredildiğini ileri sürerek, söz konusu pay devirlerinin geçersizliğinin tespitini, payların adına tescilini ve kar payı alacağının tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamına göre, davacıya ait payların devri 15.12.2013 tarihli yönetim kurulu kararına dayandırılmıştır. Yönetim kurulu kararı, ilgili dönemde yönetim kurulu başkanı olan davacının eşi tarafından imzalanmış ve davacıya ait paylar davacının oğullarına devredilmiştir. Ancak pay devrine ilişkin taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir temlik sözleşmesi veya davacının paylarını devrettiğine dair imzasını içeren yazılı bir temlik beyanı bulunmamaktadır.
İlk derece mahkemesi, davalı şirketin 200.000 adet payının 199.975 adedinin davacıya aitken haberi olmadan oğlu davalıya devredildiğini tespit etmiştir. Ancak Mahkeme, hisse devrinin davalı şirket yönetim kurulunca onaylandığı 15.12.2013 tarihinden, eldeki davanın açıldığı 03.06.2021 tarihine kadar aradan geçen 8 yıla yakın sürede davacının, hakim ortağı olduğu şirketin işleyişinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığına, ticaret siciline tescil ve ilan edilen hususların davacıyı da bağlayacağına kanaat getirmiştir. Mahkeme, davacının aradan geçen uzun zamanda sessiz kalmakla 8 yıl sonra açtığı davanın TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bahisle davanın reddine karar vermiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
4. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ’NİN 2024/390 E. , 2025/691 K. SAYILI KARARI
Daire, davaya konu payların senede bağlanmamış (çıplak) pay niteliğinde olduğunu tespit etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere çıplak payların devri alacağın temliki hükümlerine tabidir. Pay devrinin hüküm doğurması için yazılı temlik beyanı bulunması şarttır. Nitekim daire kararında da; “Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacak olup, bu durumda nama yazılı paylar TBK'nun 183 vd maddelerine göre alacağın devri hükümlerine göre devredilebilecektir. TBK'nın 184. maddesine göre de alacağın devrinin yazılı yapılması yeterlidir.” denilmiştir.
Daire tarafından; davacıya ait payların devredildiğine ilişkin yazılı bir pay devri sözleşmesi olmadığı, davacıya ait yazılı temlik beyanı bulunmadığı, devre dayanak gösterilen yönetim kurulu kararında yalnızca davacının eşi olan yönetim kurulu başkanının imzasının bulunduğu, davacının eşine pay devri için yetki vermediği, davacının devre sonradan icazet gösterdiğine dair dosyada bilgi veya belge bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Daire’nin 2024/390 E. , 2025/691 K. sayılı ve 19.06.2025 tarihli kararı ile;
“Hal böyle olunca, davacıya ait 199.975 adet payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi söz konusu olmadığı gibi davacının muris eşi ...'na bu yönde yetki verdiğine ilişkin bir belge/ vekaletnamenin de dosya kapsamında bulunmadığı, bu haliyle muris ... tarafından davacıya ait payların davacı adına yetkisiz olarak devredilmesi işlemine hukukun sonuç bağlamayacağı ve davacıya ait 199.975 payın TBK'nun 183 vd maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak devrinin yapılmış olmadığı, her ne kadar mahkemece, devirlerin 2013 tarihinde yapılıp, eldeki davanın 2021 tarihinde açıldığı dikkate alınarak davacının TMK'nın 2.maddesine göre iyiniyetli olmadığı ileri sürülmüş ise de, davacının geçersiz olan pay devrine icazet verdiği veya bunu kabullendiğine ilişkin dosya kapsamında hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı da dikkate alındığında, davacının aradan geçen süreye rağmen bunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde değerlendirilemeyeceği,
Sonuç olarak davacıya ait 199.975 payın yasanın aradığı şekle uygun olarak yani yazılı devrinin gerçekleşmediği, şekil şartına uyulmaksızın gerçekleşen devrin batıl olup işlemin hukuki sonuç doğurmayacağı , yok hükmünde olduğu, bu bağlamda davacıya ait 199.975 payın usulüne uygun olarak dava dışı ... ve davalı ...'na devredildiğinden bahsedilemeyeceği gibi batıl olan 12/12/2013 tarihli yönetim kurulu kararında zikredilen pay devrine dayanılarak yapılan sonraki tüm devir işlemlerinin de yok hükmünde olacağı anlaşılmakla, davacının dava konusu davalı şirkette 199.975 pay sahibi olduğunun tespiti ve davalı şirketin davalıya ait 200.000 adet payının , 199.975 adedinin iptali ile, 199.975 adet payın davacı adına davalı şirketin pay defterine işlenmesi yönünde mahkemece karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.”
ifadesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5. KARARIN İNCELEMESİ
5.1. Alacağın Temliki Hükümlerine Göre Pay Devrinde Yazılı Temlik Beyanı Kurucu Şarttır.
Yukarıda ve Daire kararında izah edildiği üzere senede bağlanmış nama yazılı paylar ile senede bağlanmamış (çıplak) payların TBK 183. vd. maddeleri kapsamında alacağın temliki hükümlerine göre devri mümkündür. Pay devrinin hüküm doğurması için yazılı temlik beyanı bulunması gerekmektedir. Daire kararında yazılı şekil şartına uyulmamasının hukuki sonucu yokluk olarak tespit edilmiştir.
5.2. Devrin Yönetim Kurulu Kararına Dayanması ve Pay Defterine Kaydedilmesi Devri Geçerli Hale Getirmeyecektir.
Daire kararında, devrin pay defterine kaydedilmesinin kurucu nitelikte olmadığı ifade edilmiştir. Kararda vurgulanan diğer husus, paylarını devreden davacının imzasını içermeyen yönetim kurulu kararının tasarrufi işlem yerine geçmeyeceğidir. Dolayısıyla, yönetim kurulunun devri onaylaması veya pay defterine kayıt yapması, yazılı temlik beyanı yoksa devri geçerli hale getirmeyecektir.
5.3. Geçersiz Devre Dayanılarak Yapılan Sonraki Devirler De Hükümsüzdür.
Yokluk tespitinin hukuki sonucu olarak, yok hükmünde olan pay devrine dayanılarak yapılan sonraki devirler de geçersiz olacaktır. Zira mülkiyet ve pay sahipliği sıfatı devralana hiç geçmemiştir. Daire, 12.12.2013 tarihli yönetim kurulu kararına dayalı ilk devrin geçersiz olduğunu tespit ettikten sonra, bu devre dayanılarak gerçekleştirilen sonraki tüm devirlerin de batıl olduğu sonucuna ulaşmıştır.
5.4. Davacının Uzun Süre Sessiz Kalması Dürüstlük Kuralına Aykırı Değildir.
İlk derece mahkemesi, davacının yaklaşık sekiz yıl boyunca sessiz kalmasını TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bulmuş; ancak Daire bu değerlendirmeyi yerinde görmemiştir. Daire kararında, davacının devre icazet verdiğine veya devri kabullendiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı ifade edilmiştir. Belirtmek gerekir ki, kurucu şartları taşımayan bir hukuki işlemin hukuk aleminde sonuç doğurması kural olarak mümkün değildir. Ancak yokluğun tespitinin dürüstlük kuralına aykırı şekilde talep edilmesi hakkın kötüye kullanılması sonucu doğurması sebebiyle hukuk düzeni tarafından korunmamaktadır. Somut olayda, davacının şekil şartını sağlamayan devre icazet vermesi halinde sonradan devrin geçersiz olduğunu öne sürmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacaktır. Daire kararında, davacının uzun süre sessiz kalmasının, davacının devre icazet verdiği anlamına gelmediği ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı değerlendirilmiştir.
6. SONUÇ
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2024/390 E., 2025/691 K. sayılı ve 19.06.2025 tarihli kararı, anonim şirketlerde senede bağlanmamış (çıplak) payların devrinde alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağını ve yazılı şekil şartının kurucu nitelikte olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Kararda, TBK m. 184 uyarınca yazılı temlik beyanı bulunmaksızın gerçekleştirilen pay devrinin geçersiz olduğu; yönetim kurulu kararının veya pay defterine kaydın, yazılı temlik beyanının yerini tutamayacağı kabul edilmiştir. Pay devri, şirket organlarının iradesiyle değil, pay sahibinin yazılı tasarruf işlemiyle gerçekleşir. Yazılı şekil şartı yerine getirilmediği sürece pay sahipliği sıfatı devralana geçmeyecektir.
Ayrıca karar, şekle aykırı devre dayanılarak yapılan sonraki devirlerin de hukuki sonuç doğurmayacağını; ilk işlem geçersiz ise buna bağlı tasarrufların da hükümsüz olacağını vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra kararda, hak sahibinin uzun süre sessiz kalmasının tek başına dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği de belirtilmiştir.
Stj. Av. Osman Serhat Demirci
Kaynakça:
1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk
Dairesi’nin 2024/390 E. , 2025/691 K. sayılı ve 19.06.2025 tarihli kararı
2. Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/801 E. , 2014/891 K. sayılı ve 12.11.2014 tarihli
kararı
3. Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi’nin 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ve 27.10.2015 tarihli kararı
4. Gönen Eriş,
Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569