Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

ERİŞİMİN ENGELLENMESİ TALEPLERİNİN 5651 SAYILI KANUN’UN KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİNE İLİŞKİN 9. MADDESİNİN İPTALİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

ERİŞİMİN ENGELLENMESİ TALEPLERİNİN 5651 SAYILI KANUN’UN KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİNE İLİŞKİN 9. MADDESİNİN İPTALİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

İnternette yayınlanan içeriklerin kaldırılması şartları 5651 sayılı Kanun'un 8. ve 9. Maddelerinde, internet ortamında gerçekleşen kişilik hakları ihlalinin ortadan kaldırılması için erişimin engellenmesi veya içeriğin yayından çıkarılması yöntemi ise 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükümler doğrultusunda internet üzerinden yayımlanan içeriğin çıkarılması veya içeriğin yer aldığı web sitesinin ilgili bölümüne (URL) erişimin engellenmesi için kişilik haklarının ihlali nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi, suç işlenmesi nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun ihlali nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişim hizmetinin durdurulması, internette unutulma hakkının kullanılması nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi, kamu yararı ve düzeni nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi gerekmektedir. Bu durumlar sınırlı sayı ilkesine tabii olmayıp somut koşullara göre değerlendirilebilecektir.

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin uygulama alanı değerlendirildiğinde ise; ilgili hükmün bir yayının bir kişinin kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakışta anlaşılması durumunda uygulanabileceği belirtilmektedir. Kişilik hakkının ihlali açıkça belli olmuyorsa hâkimin 9. madde kapsamında içeriğin yayından çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar vermemesi gerektiği, aksi halde ifade hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlalinin söz konusu olabileceği ifade edilmektedir.  (Kemal Gözler, “Kişilik Haklarını İhlal Eden İnternet Yayınlarının Kaldırılması Usûlü ve İfade Hürriyeti: 5651 Sayılı Kanun’un 9’uncu Maddesinin İfade Hürriyeti Açısından Değerlendirilmesi,” Rona Aybay’a Armağan Legal Hukuk Dergisi 1, Özel Sayı (Aralık 2014): 1060)

İlgili hüküm kişilik hakları ihlali ile basın özgürlüğü sınırları bakımından tartışma konusu olmuştur. İşbu tartışmaların sonucunda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 11.20.2023 tarihli ve 2020/76 E., 2023/172 K. sayılı karar ile 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un kişilik haklarının ihlaline ilişkin 9. Maddesi iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin uygulanmasında belirsizliklerin bulunduğunu ve yargı makamlarının keyfi kararlar verebilmesine yol açabileceği gerekçesiyle; ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki orantısız kısıtlamaların, demokratik toplum düzeninde kabul edilemez sonuçlara neden olabileceği değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle erişimin engellenmesi ve içeriklerin kaldırılmasını düzenleyen 9. maddenin belirsiz olduğunu, keyfi kararlara neden olabileceğini, ifade ve basın özgürlüğü üzerinde orantısız kısıtlamalara yol açtığını değerlendirmiş ve bu nedenle 5651 sayılı Kanun’nun 9. maddesini tamamen iptal etme kararı almıştır. 

Bahse konu bu iptal kararı neticesinde internet ortamında kişilik hakları ihlallerine karşı çekişmeli yargı yoluna başvurulması için şikâyette bulunmak ve/veya tazminat davası açmak gerekecektir. Ayrıca özel hayatın gizliliğinin ihlaline yönelik Bilgi Teknolojileri Kurumu’na yapılacak bireysel başvuru yolu da 5651 sayılı Kanunun 9/A maddesinde düzenlenmiştir. İlgili düzenleme ile e-devlet sistemi üzerinden adımlar takip edilerek Bilgi Teknolojileri Kurumu nezdinde özel hayatın ihlal edildiği iddiasına konu yayın bakımından bireysel başvuru yapılabilecektir.

5651 sayılı Kanunun 9/A maddesine göre:

“(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.

(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz.

(3) Kurum, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir.

(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.

(5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.”

Gelinen noktada, erişimin engellenmesini talep ederek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na başvuran kişilerin, başvurularının Kurum tarafından kabul edilmesini takip eden yirmi dört saat içinde özel hayatın gizliliğinin ihlaline gerekçe olarak bildirdikleri tam internet adreslerini (URL) sulh ceza hâkiminin kararına sunmaları gerekmekte ve Sulh ceza hâkiminin, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklayarak ve doğrudan BTK' ya göndermesi gerekmektedir. Aksi hâlde, Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından verilen erişimin engellenmesi tedbiri de kendiliğinden kalkacaktır.

Anayasa Mahkemesi kararı ifade hürriyeti ve basın özgürlüğü bakımından son derece kapsayıcı ve genişletici olarak değerlendirilebilecekse de; kişilik hakkı ihlaline maruz kalan bireyler bakımından son derece ağır sonuçlara sebep olabilecektir. Zira Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı neticesinde getirilen yeni düzenleme ile öncelikle Bilgi Teknolojileri Kurumu’na sonrasında Sulh Ceza Hakimliklerine olmak üzere iki aşamalı bir başvuru sistemi öngörülmüş olup ayrıca internet ortamında kişilik hakları ihlallerine karşı çekişmeli yargı yoluna başvurulması yani, şikayette bulunmak ve/veya tazminat davası açmak gerekeceğinden bireylerin ivedi hak arayışlarının önüne geçilmiştir. Zira bunun yanı sıra getirilen düzenleme ile basın özgürlüğünün sınırları genişletildiğinden; günümüzdeki sosyal medyada yaşanan bilgi kirliliği, haberlerin ivedi biçimde yayılması ve neticesinde bireylerin toplum nezdinde damgalanması durumlarının kişilerin mahvına sebebiyet verecek duruma gelebileceği açıktır. Bu nedenle verilen kararın bireylerin hak arayışını yavaşlatmasına ve makul sürede yargılanma haklarının zedelenmesine sebebiyet verdiği gözetildiğinde düzenlemenin özüne zarar verebileceği söylenebilecektir.

Av. Merve Hilal Menteş

Kaynakça:

1. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 11.20.2023 tarihli ve 2020/76 E., 2023/172 K. sayılı karar

2. Kemal Gözler, “Kişilik Haklarını İhlal Eden İnternet Yayınlarının Kaldırılması Usûlü ve İfade Hürriyeti: 5651 Sayılı Kanun’un 9’uncu Maddesinin İfade Hürriyeti Açısından Değerlendirilmesi,” Rona Aybay’a Armağan Legal Hukuk Dergisi 1, Özel Sayı (Aralık 2014): 1060

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN