Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI İLE KISMİ DAVADA ZAMANAŞIMI DÜZENLEMESİ VE TALEP ARTIRIM İMKÂNININ GETİRİLMESİ ÜZERİNE İNCELEME

BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI İLE KISMİ DAVADA ZAMANAŞIMI DÜZENLEMESİ VE TALEP ARTIRIM İMKÂNININ GETİRİLMESİ ÜZERİNE İNCELEME

1. GİRİŞ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2011 yılında yürürlüğe girmesiyle Türk medeni usul hukukuna kazandırılan en önemli yeniliklerden biri, HMK m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak davası olmuştur. Alacağının miktarını veya değerini dava tarihinde tam ve kesin olarak belirleyemeyen alacaklıya, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı göstermek suretiyle dava açma ve alacak belirli hale geldiğinde iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini artırma imkânı tanıyan bu dava türü, yürürlükte kaldığı yaklaşık on beş yıllık süre boyunca uygulamada ve doktrinde yoğun tartışmalara konu olmuştur.

Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek kanunlaşan ve Resmî Gazete'de yayımlanması ile yürürlüğe girecek olan kanun değişikliği ile; belirsiz alacak davası tümüyle yürürlükten kaldırılmakta, buna karşılık HMK m. 109'a eklenen fıkra ile kısmi davada "talep artırım" kurumu ihdas edilmektedir. Düzenlemeye göre kısmi davada artırılan kısım bakımından zamanaşımının davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmiş sayılacağı hüküm altına alınmaktadır. Kanunun gerekçesinde, uygulamada ortaya çıkan sorunlar nedeniyle belirsiz alacak davasının kaldırıldığı; kısmi davada talep artırım imkânın tanınması neticesinde, belirsiz alacak davasının sağladığı hukuki yararın, kısmi dava ile sağlanmış olacağı ifade edilmiştir. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 hükmü yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir.

Bu çalışmada öncelikle belirsiz alacak davası ile kısmi dava hakkında genel bilgilere ve iki dava türü arasındaki temel farklara yer verilecek, ardından belirsiz alacak davasının kaldırılmasına giden süreç ve kaldırılma nedenleri ele alınacaktır. Çalışmanın asıl inceleme konusunu ise; yeni düzenlemeyle getirilen kısmi davada talep artırım kurumu ve bu kurumun uygulamada doğuracağı en önemli sorunlardan biri olan, artırılan kısım yönünden faiz başlangıç tarihinin tespiti oluşturmaktadır. Değişikliğin henüz yürürlüğe girmemiş olmaması nedeniyle kısmi davada talep artırımına ilişkin yargı içtihadı bulunmamakla birlikte; faiz başlangıç tarihi sorunu, belirsiz alacak davasında talep artırımına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarından kıyas yoluyla hareket edilerek çözümlenecektir.

2. KISMİ DAVA VE BELİRSİZ ALACAK DAVASI HAKKINDA GENEL BİLGİLER

2.1. Kısmi Dava

Kısmi dava, davacının aynı hukuki ilişkiden doğan ve niteliği itibarıyla bölünebilir olan alacağının şimdilik yalnızca bir bölümünü dava konusu ettiği, kalan kısma ilişkin talep ve dava hakkını ise geleceğe bıraktığı dava türüdür. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte uygulamada geniş biçimde kabul görüp uygulanan kısmi dava, ilk kez HMK m. 109'da yasal dayanağa kavuşmuştur.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğması ve alacağın şimdilik bir bölümünün dava konusu edilmesi gerektiğini; kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olmasının yeterli olduğunu ve davanın kısmi dava olduğunun dilekçede açıkça yazılmasının şart olmadığını kabul etmiştir [1]. Uygulamada davacının "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması" veya alacağın şimdilik belirli bir miktarını dava ettiğini bildirmesi, davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi için yeterli görülmektedir [2]. HMK m. 109/3 uyarınca kısmi dava açılması, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmedikçe, geri kalan kısımdan vazgeçildiği anlamına gelmez.

12. Yargı Paketi ile getirilen yeni düzenleme öncesinde; kısmi dava açan davacı, saklı tuttuğu fazlaya ilişkin alacağına ya ek dava açmak ya da aynı yargılama içinde ıslah yoluna başvurmak suretiyle kavuşabilmekteydi. Yeni düzenleme ile ise, aşağıda açıklanacağı üzere, davacı talep artımı yoluyla ıslaha başvurmadan fazlaya ilişkin alacağını davaya dahil edebilecektir.

2.2. Belirsiz Alacak Davası

Mülga HMK m. 107/1'e göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilmekteydi. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmekteydi. Bu düzenleme, HMK m. 119/1-ğ'de öngörülen talep sonucunun açıkça belirtilmesi zorunluluğunun istisnasını oluşturmaktaydı.

Yargıtay; belirsiz alacak davasının açılabilmesi bakımından biri objektif, diğeri sübjektif iki unsur aramıştır. Objektif unsur, alacağın veya dava değerinin belirlenmesinin objektif olarak imkânsız olması; sübjektif unsur ise talep konusu miktarın belirlenmesinin alacaklıdan beklenememesidir [3]. Belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olduğundan, davacının bu dava türünü seçtiğini dilekçesinde açıkça ortaya koyması gerektiği kabul edilmiştir [4].

2.3. İki Dava Türü Arasındaki Temel Farklar: Zamanaşımı ve Faiz Başlangıç Tarihi

Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki en önemli pratik fark, zamanaşımının kesilmesi ve faizin başlangıcı noktalarında ortaya çıkmaktaydı. Belirsiz alacak davasında davanın açılmasıyla zamanaşımı yalnızca dilekçede gösterilen asgari miktar için değil, alacağın tamamı için kesilmekte; kısmi davada ise zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım için kesilmekte, saklı tutulan kısım bakımından işlemeye devam etmekteydi.

Faiz başlangıç tarihi yönünden de benzer bir ayrım söz konusuydu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, belirsiz alacak davasında davalı daha önce temerrüde düşürülmemişse faiz, talep artımı ile davaya eklenen kısım dahil olmak üzere alacağın tamamı için dava tarihinden itibaren işlemeye başlamaktaydı. Kısmi davada ise dava edilen miktara dava tarihinden, ıslah yoluyla davaya dahil edilen kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmekteydi. Konuya ilişkin Yargıtay HGK, 14.01.2020 tarih ve 2016/1107 E., 2020/16 K. sayılı kararı şu şekildedir:

“Yukarıda da izah edildiği üzere, belirsiz alacak davasında zamanaşımı, davanın açılmasıyla birlikte alacağın tümü için kesilirken, kısmi davada sadece dava edilen alacak yönünden kesilir. Diğer taraftan, belirsiz alacak davasında, davalı daha önceden temerrüde düşürülmediyse faiz başlangıcı alacağın tamamı için dava tarihi iken, kısmi davada, dava edilen alacak miktarı için dava tarihinden, ıslah yolu ile davaya dâhil olunan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faiz işleyecektir.” [5]

Nitekim Hukuk Genel Kurulu bir diğer kararında, belirsiz alacak davasının açılmasıyla doğacak maddi ve şekli hukuk sonuçlarının artırılan miktarlar için de geçerli olacağını belirterek, talep artırım dilekçesiyle artırılan miktarlar dahil alacakların tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini isabetli bulmuştur [6]. Aynı doğrultuda Yargıtay, dava tarihinden önce gerçekleşmiş bir temerrüt olgusunun bulunmadığı hallerde, belirsiz alacak davasında miktarı sonradan belirlenen alacağın tümü için temerrüdün davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğini ve faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir [7].

Görüldüğü üzere kaldırılan sistemde, şartları oluştuğu takdirde belirsiz alacak davası, hem zamanaşımı hem de faiz başlangıcı bakımından alacaklıya kısmi davaya nazaran çok daha elverişli bir koruma sağlamaktaydı. Yeni düzenleme ile ise aşağıda detaylı olarak açıklanacağı üzere; belirsiz alacak davasındaki talep artırımı kurumu, kısmi davada mümkün hale getirilmiştir. Bu itibarla, zamanaşımı ve faiz başlangıç tarihi yönünden de kısmi davanın dezavantajları ortadan kaldırılmıştır.

3. BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMA NEDENLERİ

Belirsiz alacak davasına ve kısmi davaya ilişkin hükümler, yürürlükte kaldıkları süre boyunca birden fazla kanuni değişikliğe konu olmuştur. HMK m. 107 hükmü ilk hâlinde üç fıkradan oluşmakta ve "Belirsiz alacak ve tespit davası" kenar başlığını taşımaktaydı. Maddede belirsiz alacak davasının yanı sıra belirsiz tespit davası da düzenlenmekteydi. Ancak üçüncü fıkrada öngörülen tespit davasının tam olarak hangi alanı düzenlediği konusunda öğretide ve uygulamada netlik sağlanamadığından, 7251 sayılı Kanun ile 2020 yılında bu fıkra yürürlükten kaldırılmış, belirsiz tespit davası açma imkânına son verilmiş ve madde başlığı "Belirsiz alacak davası" olarak değiştirilmiştir.

Kısmi dava yönünden ise, talep konusunun taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olması hâlinde kısmi dava açılamayacağını öngören HMK m. 109/2 hükmü, uygulamada kısmi dava açma hakkını fiilen ortadan kaldırdığı gerekçesiyle 6644 sayılı Kanun ile 2015 yılında ilga edilmiştir.

Kanuni değişikliklere rağmen belirsiz alacak davası kurumunun temel sorunları çözülememiştir. On yılı aşan uygulama süresince hangi alacakların belirli, hangilerinin belirsiz sayılacağı ve koşulları oluşmadan açılan belirsiz alacak davasında hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir bir dava şartı olup olmadığı hususları, gerek öğretide gerek Yargıtay kararlarında derin görüş ayrılıklarına yol açmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu ise 2018 tarihli kararı ile, alacağın türü itibarıyla belirli veya belirsiz sayılamayacağı ve bu hususun her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle içtihadı birleştirmeye gerek olmadığına karar vererek sorunu çözümsüz bırakmıştır [8].

Şartları oluşmadan açılan belirsiz alacak davasının akıbeti konusundaki daireler arası görüş ayrılığı ise, ancak 22. Hukuk Dairesi'nin kapatılması sonrasında 9. Hukuk Dairesi'nin, hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı ve davanın usulden reddi gerektiği yönündeki kararıyla giderilebilmiştir. [9]

Ancak Anayasa Mahkemesi; İsmail Avcı başvurusunda, koşulları oluşmadan belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esası incelenmeksizin dava şartı yokluğundan reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine karar vererek Yargıtay'ın vardığı sonucun tam tersi yönde bir yaklaşım benimsemiştir [10]. Bu yaklaşım, belirsiz alacak davasının kapsamını genişletmekte ve istisnai dava özelliğini zayıflatmaktadır.

Bu tablo karşısında doktrinde bazı yazarlar, belirsiz alacak davasına artık gerek kalmadığını ve kurumun yürürlükten kaldırılması gerektiğini açıkça dile getirmiştir. YILMAZ, içtihadı birleştirme kararıyla dahi çözülemeyen ve benzer olaylarda birbirine taban tabana zıt kesin hükümler doğuran karar karmaşasının hukuki güvenlik ilkesini ve mahkemelere duyulan güveni ciddi biçimde zedelediğini, kanun koyucunun istisnai bir sorunu çözmek amacıyla kabul ettiği kurumun uygulamada amacından saparak yarardan çok zarar getirir hâle geldiğini belirterek HMK m. 107 hükmünün kanundan çıkarılmasını önermiştir [11]. KARAASLAN ise kurumun pek çok yönüyle belirsizlikler içerdiğine ilişkin öngörülerin doğru çıktığını ifade ederek en isabetli çözümün belirsiz alacak davası ile kısmi davanın tek bir maddede düzenlenmesi olduğunu savunmuştur [12].

Nihayet 12. Yargı Paketi ile kanun koyucu bu eleştiriler doğrultusunda hareket etmiş ve HMK m. 107'yi tümüyle yürürlükten kaldırarak belirsiz alacak davasına son vermiştir. Düzenlemenin gerekçesinde, hangi alacaklar için bu dava yoluna başvurulabileceğine ilişkin uygulamadaki tereddütlerin yargılamaları uzattığına ve Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarında bu belirsizliğin hak arama hürriyetini zedelediğinin tespit edildiğine işaret edilmiştir. Gerekçede ayrıca, kısmi davada ihdas edilen talep artırım kurumu ile belirsiz alacak davasının sağlamış olduğu hukuki yararın, kısmi dava ile sağlanmış olacağı ifade edilmiştir.

Getirilen geçiş hükmü uyarınca, değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve derdest olan belirsiz alacak davaları, mülga HMK m. 107 hükmüne göre görülmeye devam edecektir.

4. YENİ DÜZENLEMEYE GÖRE KISMI DAVADA TALEP ARTIRIMI

12. Yargı Paketi, belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla doğacak boşluğu, kısmi davayı güçlendirmek suretiyle doldurmaktadır. HMK m. 109'a eklenen fıkra uyarınca, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hallerde davacı, ıslah yoluna başvurmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar talep sonucunu artırarak alacağının kalan kısmını aynı dava içinde isteyebilecektir. Düzenlemenin en önemli yeniliği ise, artırılan kısım bakımından zamanaşımının davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmiş sayılacağının açıkça hükme bağlanmış olmasıdır. Böylece belirsiz alacak davasının alacaklıya sağladığı en önemli güvence olan zamanaşımının dava tarihinde alacağın tamamı için kesilmesi imkânı, kısmi davaya taşınmıştır.

Yeni getirilen talep artırımı kurumunun ıslahtan ayırt edilmesi gerekmektedir. Islah, HMK m. 176 vd. maddelerinde düzenlenen, tarafların usul işlemlerini düzeltmelerine imkân veren genel nitelikte bir kurumdur. Kısmi ıslah yoluyla dava konusunun artırılması halinde, yukarıda açıklandığı üzere artırılan faiz kural olarak ıslah tarihinden itibaren yürütülmektedir. Talep artırımı ise ıslahtan bağımsız, kanunun davacıya doğrudan tanıdığı özel bir usuli imkândır. Bu yönüyle yeni kurum, mülga HMK m. 107/2'de belirsiz alacak davası için öngörülmüş olan talep artırımıyla nitelik itibarıyla özdeştir. Her iki halde de davacı, iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan, karşı tarafın rızasına veya ıslaha ihtiyaç duymadan, harcını tamamlamak suretiyle talep sonucunu yükseltmektedir.

Aradaki fark, mülga düzenlemede ıslaha başvurmadan talep miktarını arttırma imkânının yalnızca alacağı belirsiz olan davacıya tanınmış olması; yeni düzenlemede ise alacağın belirli veya belirsiz olduğuna bakılmaksızın kısmi dava açan her davacıya, bu imkânın bir defaya mahsus olmak üzere tanınmasıdır.

Bu itibarla yeni sistemde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacı, ikame ettiği kısmi davada ıslaha gerek kalmaksızın tek seferlik talep artırımıyla alacağının tamamını aynı davada hüküm altına aldırabilecektir. Kanun koyucunun, belirsiz alacak davasının işlevini kısmi dava bünyesinde yeniden inşa ettiği açıktır.

5. KISMİ DAVADA ARTIRILAN KISIM YÖNÜNDEN FAİZ BAŞLANGIÇ TARİHİ

Yeni düzenleme, artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını açıkça hükme bağlamış; ancak faiz başlangıç tarihine ilişkin açık bir düzenlemeye yer vermemiştir. Uygulamada en çok tartışma yaratacak hususlardan birinin faiz başlangıç tarihi hususu olacağı öngörülebilir. Ne var ki bu sorunun çözümü, talep artırım kurumunun hukuki niteliğinden ve belirsiz alacak davasında talep artırımına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarından kıyas yoluyla çıkarılabilecektir.

İşbu makalenin “2.3. İki Dava Türü Arasındaki Temel Farklar: Zamanaşımı ve Faiz Başlangıç Tarihi” başlığı altında izah olunduğu üzere; yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, kısmi davada ıslahla artırılan talep kısmı için faiz, ıslah tarihinden itibaren başlamaktadır. Belirsiz alacak davalarında ise; davacının dava talebini ıslaha başvurmadan talep artırım yolu ile artırması halinde faiz, dava (veya temerrüt) tarihinden itibaren işlemektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, kısmi davada ıslahla artırılan kısma faizin ancak ıslah tarihinden itibaren işletilebileceğine ilişkin yerleşik uygulama [13], ıslahın hukuki niteliğine dayanmaktadır. Islahla artırılan kısım, ıslah tarihine kadar dava konusu edilmemiş olduğundan, borçlunun bu kısım yönünden ancak ıslahla temerrüde düştüğü kabul edilmektedir.

Oysa kısmi davada yeni getirilen talep artırım imkânı, yukarıda açıklandığı üzere ıslah değildir. Kanunun bizzat kısmi dava kurumunun bünyesine yerleştirdiği, davanın açılması anına bağlanan sonuçları (zamanaşımının kesilmesi) alacağın kalan kısmına da teşmil eden özel bir kurumdur. Dolayısıyla kısmi davada ıslaha ilişkin içtihadın yeni kuruma olduğu gibi aktarılması, talep artırımının hukuki niteliğiyle bağdaşmayacaktır.

Buna karşılık mülga HMK m. 107/2'deki talep artırımına ilişkin içtihat, yeni kurum bakımından doğrudan yol göstericidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, belirsiz alacak davasında davanın açılmasıyla doğacak maddi ve şekli hukuk sonuçlarının artırılan miktarlar için de geçerli olduğu gerekçesiyle, talep artırım dilekçesiyle artırılan miktarlar dâhil alacağın tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini kabul etmiştir. [14]

Bu içtihadın gerekçesi, alacağın belirsiz olması değil; talep artırımının yeni bir dava niteliği taşımaması, davanın açılmasına bağlanan sonuçların (zamanaşımının kesilmesi ve temerrüt) alacağın tamamı için dava tarihinde doğmasıdır. Yeni düzenlemede kanun koyucu, zamanaşımının artırılan kısım için dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını açıkça öngörmek suretiyle, davanın açılmasına bağlanan maddi hukuk sonuçlarını alacağın kalan kısmına teşmil etme iradesini ortaya koymuştur.

Zamanaşımı bakımından benimsenen bu yaklaşımın, dava açılmasının bir diğer sonucu olan temerrüt ve dolayısıyla faiz bakımından da geçerli sayılması, hem talep artırım kurumunun hukuki niteliğinin hem de kanun koyucunun amacının gereğidir.

 

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, yeni düzenlemeye göre kısmi davada talep artırımı yoluyla artırılan kısım için faiz başlangıç tarihinin, tıpkı mülga belirsiz alacak davasında olduğu gibi belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Davacı, davadan önce borçluyu temerrüde düşürmüşse, sonradan artırılan kısım dahil olmak üzere alacağın tamamına temerrüt tarihinden itibaren; böyle bir temerrüt olgusu yoksa, artırılan kısım dahil alacağın tamamına davanın açıldığı tarihten itibaren faiz işletilmelidir.

Artırılan kısma ancak talep artırım tarihinden itibaren faiz yürütülebileceği yönünde geliştirilebilecek muhtemel bir yaklaşım ise; talep artırım kurumunun hukuki niteliği ve zamanaşımının kesilmesi düzenlemesiyle kanun koyucunun amaçladığı hukuki yarar gözetildiğinde isabetli olmayacaktır.

6. SONUÇ

12. Yargı Paketi, Türk medeni usul hukukunda önemli bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Belirsiz alacak davasının on beş yıllık uygulama süresi boyunca hangi alacakların konusunu oluşturabileceği dahi netleştirilememiş, Yargıtay daireleri arasında ve nihayet Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında derin görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Belirsiz alacak davası, doktrindeki kaldırılması yönündeki eleştirilere uygun olarak yürürlükten kaldırılmış ve bu kurumun alacaklıya sağladığı hukuki yarar kısmi dava bünyesine taşınmıştır.

HMK m. 109'a eklenen fıkrayla getirilen talep artırımı; ıslahtan bağımsız, kanunun kısmi dava açan davacıya doğrudan tanıdığı ve bir defaya mahsus kullanılabilen özel bir usuli imkândır. Artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması, kanun koyucunun davanın açılmasına bağlanan sonuçları alacağın tamamına teşmil etme iradesinin açık göstergesidir. Bu irade ve mülga belirsiz alacak davasında talep artırımına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarından uyarınca; kısmi davada artırılan kısım yönünden faizin, temerrüt veya davanın açıldığı tarihten itibaren işletilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte; düzenlemenin Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından, faiz başlangıç tarihi başta olmak üzere işbu makalede ele alınan hususların yargı içtihatlarıyla nasıl şekilleneceği yakından takip edilmelidir.

Stj. Av. Osman Serhat Demirci

Kaynakça:

1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 24.05.2019 T., 2017/8 E., 2019/3 K.

2. Yargıtay HGK, 17.06.2015 T., 2015/1052 E., 2015/1612 K.

3. Yargıtay 9. HD, 11.02.2020 T., 2016/13162 E., 2020/1860 K.

4. Yargıtay HGK, 07.07.2021 T., 2021/485 E., 2021/971 K.

5. Yargıtay HGK, 14.01.2020 T., 2016/1107 E., 2020/16 K

6. Yargıtay HGK, 28.02.2018 T., 2015/3162 E., 2018/369 K.

7. Yargıtay 3. HD, 02.03.2020 T., 2019/5988 E., 2020/1845 K.

8. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017 T., 2016/6 E., 2017/5 K.

9. Yargıtay 9. HD, 14.09.2020 T., 2016/26476 E., 2020/7547 K.

10. Anayasa Mahkemesi, İsmail Avcı Başvurusu, B. No: 2019/12190, K.T. 22.02.2022

11. Yılmaz, Ejder: "Uygulamada Amacına Ulaşamayan Belirsiz Alacak Davasına İlişkin Hüküm Yürürlükten Kaldırılmalıdır", Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XVIII, 2021/2

12. Karaaslan, Varol: "Belirsiz Alacak/Kısmi Dava Bir Madalyonun İki Yüzü mü?", Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XIII, S. 1, 2016, s. 230.

13. Yargıtay HGK, 14.01.2020 T., 2016/1107 E., 2020/16 K.; Yargıtay 22. HD, 24.01.2018 T., 2017/2549 E., 2018/1265 K.

14. Yargıtay HGK, 28.02.2018 T., 2015/3162 E., 2018/369 K.

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN