Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

AYIPLI ARACIN AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİ KARARININ İCRA VE İFLAS KANUNU 24. MADDESİ KAPSAMINDA İCRAYA KONULMASI

AYIPLI ARACIN AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİ KARARININ İCRA VE İFLAS KANUNU 24. MADDESİ KAPSAMINDA İCRAYA KONULMASI

Ayıplı araç nedeniyle, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun veya Borçlar Kanunu kapsamında dava açan gerçek ya da tüzel kişiler hakkında mahkemece “Ayıplı aracın iadesine ve ayıpsız misli ile değiştirilmesi” yönünde verilen ilamların icraya konulması halinde, davalı tarafın misli ile değişim kararını yerine getirememesi üzerine, İ.İ.K. 24. maddesine göre işlem yapılmaktadır. Basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, söz konusu hükme göre, aracın değeri icra dairesinde belirlenecek, alacaklı aracı teslim edecek borçlu da parayı ödeyecek olsa da, ilgili hükümde düzenlenmemiş olması nedeniyle uygulamada yaşanan sorunlar Yargıtay içtihatları doğrultusunda çözülmeye çalışılmaktadır.

Bu kapsamda, işbu çalışmada öncelikle genel hatlarıyla İ.İ.K. 24. maddesi gereğince taşınır tesliminde uyulacak usul ve esaslara değinilecek, sonrasında ise, spesifik olarak “ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi” yönündeki mahkeme ilamların icrasında dikkat edilmesi gereken hususlar konu ile ilgili Yargıtay içtihatları ışığında izah edilmeye çalışılacaktır.

Para ve teminattan başka alacaklar hakkında icra takibi yapılabilmesi için, alacağın ilk önce bir mahkeme ilamı ile hüküm altına alınmış olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, konusu paradan ve teminattan başka bir şey olan alacaklar için ilamsız icra yoluna başvurulamaz (tek istisna: ilamsız tahliye, md. 269 vd.)

Bu kapsamda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun İlamların İcrası başlıklı İkinci Bap’ında yer alan “Para ve Teminattan Başka Borçlar Hakkında İlamların İcrası” başlığı altında 24. madde ile düzenlenen Taşınır tesliminden maksat, taşınır bir malın bir kimseden (borçludan, davalıdan) alınarak, diğer bir kimseye (alacaklıya, davacıya) verilmesine ilişkin ilamların icrasıdır. Örnek vermek gerekirse; araç maliki A, aracın ayıplı olması sebebiyle aracın satıcısı B’ye karşı açtığı ayıplı maldan kaynaklanan aracın misli ile değiştirilmesi davasını kazanır; mahkeme, B’yi aracın ayıpsız mislini A’ya teslim etmeye mahkum ederse ve A, bu ilama dayalı (ilamlı) takip yapmaya karar verirse, bu takipte uygulanacak usul ve esaslar İ.İ.K. 24. maddesi ile belirlenmiştir.

Buna göre, öncelikle alacaklı, taşınır teslimi hakkındaki ilamı icra dairesine vererek takip talebinde bulunur. İlamda teslimine karar verilen taşınır malın değeri yazılı olsa bile, alacaklı yalnız, taşınır malın teslimini isteyebilir; yoksa, taşınır malın değeri (para alacağı) için ilamlı takip yapamaz[1] Belirtmek isteriz ki, alacaklının taşınır teslimi hakkındaki ilamı icraya koyabilmesi için, hükmün kesinleşmiş olması şart değildir[2].

 Takip talebini alan icra müdürü, bir icra emri düzenleyerek borçluya gönderir. İcra emrini alan borçlu, (yedi gün içinde veya daha sonra) taşınır malı icra dairesine teslim ederse, icra dairesi de bu taşınır malı alacaklıya teslim eder ve böylece icra takibi sona ermiş olur.

Buna karşılık, icra emrini alan borçlu, icra emrindeki ihtara uymaz, yani yedi gün içinde taşınır malı teslim etmez (veya eksik teslim eder) ve bir icranın geri bırakılması kararı da göstermezse, alacaklının talebi ile, ilamda yazılı olan taşınır mal veya misli eşya, borçlunun yedinde bulunuyorsa icra dairesi tarafından borçludan zorla alınarak alacaklıya teslim edilir[3].

Buraya kadar anlatılan kısımda ilama konu taşınır malın borçlunun elinde olması halinde, sürecin nasıl işlediği kısaca izah edilmeye çalışılmış olup, görüldüğü üzere, ilam konusu taşınır mal ya da misli eşyanın borçlunun elinde olması halinde, taşınır malın teslimine ilişkin ilamların icrası sorunsuz bir şekilde tamamlanabilmektedir.

Buna karşılık, ilamda yazılı olan taşınır mal veya misli eşya borçlunun elinde bulunmazsa, bu durumda, borçlu artık aynen ifaya zorlanamaz, taşınır mal teslim borcu para borcuna dönüşür ve borçlu, malın bedelini alacaklıya para olarak ödemek zorundadır. Bu durumda, iki ihtimal ortaya çıkabilir;

i. Taşınır malın değeri ilamda yazılı ise: Borçlu, elinde bulunmayan taşınır malın ilamda yazılı olan bu değerini faizi ile birlikte para olarak ödemek zorundadır.

ii. Taşınır malın değeri ilamda yazılı değilse: Alacaklı (davacı), dava dilekçesinde yalnız taşınır malın teslimine karar verilmesini istemiş ise, mahkeme, yalnız taşınır malın teslimine karar verebilir; bulunamazsa bedelinin tahsiline de yani terditli hüküm veremez.

Belirtmek isteriz ki, taşınır tesliminde uygulamada en çok karşılaşılan yeterli yasal düzenlemeler olmaması nedeniyle Yargıtay içtihatları ile çözümlenmeye çalışılan ilama konu taşınır malın veya misli eşyanın borçlunun elinde olmaması ve taşınır malın değerinin ilamda yazılı olmamasıdır.

Bu halde, teslimine hükmolunan malın değeri ilamda yazılı değilse; iki ihtimal söz konusu olacaktır. Şöyle ki;

a. Alacaklı ile borçlu taşınır malın değeri üzerinde anlaşırlarsa, borçlu bu anlaşılan miktar parayı ödemek suretiyle taşınır teslimi borcundan kurtulur.

b. Alacaklı ile borçlu taşınır malın değeri üzerinde bir anlaşmaya varamazlarsa, yani bu değer ihtilaflı ise, bu halde taşınır malın değeri icra müdürü tarafından takdir olunur. İcra müdürü, taşınır malın değerini haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir eder (m.24/f.4)

İcra müdürü, taşınır malın değerini takdir ederken, malın değerini borsa veya ticaret odalarından, bu kuruluşların bulunmadığı yerlerde, kendisi tarafından seçilecek bilirkişiden sorar ve alacağı cevaba göre taşınır malın değerini belirler (m.24/f.5) ve bu bedeli bir muhtıra ile borçludan ister.

Yargıtay içtihatlarına göre, borçlu bu muhtıranın kendisine tebliği tarihinde temerrüde düşeceğinden, alacaklı bu tarihten itibaren faiz isteyebilir (Yargıtay 12. HD. 13.11.2006, 18420/21031; 12. HD. 6.4.2009, 27431/7258; HGK 20.10.2010, 12/494-521).

İlgililerin (özellikle alacaklı ve borçlunun) icra müdürünün değer takdirine ve muhtıra tebliğine karşı icra mahkemesine şikayet hakları vardır (m.24/f.6).

Ayrıca, özellikle “Ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi kararının icrası” nda uygulama alanı bulan İ.İ.K. 24. maddesinde yeterli açıklık bulunmayan hususlar Yargıtay içtihatları ile düzenlenerek konuya açıklık getirilmiştir.

Bu kapsamda, ilam konusu eşyanın araç olması halinde; İ.İ.K. 24. maddesine göre aracın değerinin ne şekilde tespit edileceği konusundaki Yargıtay içtihatlarında birkaç örnek vermek gerekirse;

i. Takibe konu…marka …model aracın “0” km olarak bugün üretilmiş olması halinde edeceği değerinin İstanbul Ticaret Odası’na sorularak, verilecek sonuca göre aracın değerinin tespit edilmesi gerekeceğini..(Yargıtay 12. HD. 27.06.2012 T. 9214/22730)

ii. Borçlu ilama konu aracın ellerinde bulunmadığını beyan ettiğinden mahkemece, İİK’nun 24/5. Maddesi hükmünce ilamda belirtilen 2008 model aracın donanımında 0 km ayıpsız misli, bugün üretilse değerinin ne olacağı yeniden ticaret odasından sorularak belirlenmesi... (Yargıtay 8. HD. 26.06.2012 T. 6119/6235).

şeklinde sıralanabilir.

 Ayrıca, bahsi geçen hükmün dördüncü fıkrası gereğince, icra müdürlüğü tarafından, taşınır malın değerinin haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir edilmesi düzenlenmiş ise de; haciz tarihi olarak hangi tarihin kabul edileceği açıkça düzenlenmemiştir. Bu nedenle, uygulamada Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin konu ile ilgili içtihatlarına göre işlem yapılmakta ve haciz tarihi olarak aracın aynen teslimi için verilen 7 günlük sürenin sona erdiği tarih kabul edilmektedir.

Son olarak değinilmesi gereken bir diğer konu ise; ayıpsız aracın misli ile değiştirilmesi, ayıplı aracın ise davalı (borçluya) teslimi yönündeki mahkeme ilamında, İ.İ.K. 24. maddesinin nasıl uygulama alanı bulacağıdır.

Konuya ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E.2012/3129 K.2012/3582 ve 02.05.2012 tarihli ilamında; “… Alacaklının bedelin tahsilini isteyebilmesi için öncelikle kendisine düşen ilamda belirtilen ayıplı aracın iadesi edimini yerine getirmesi şarttır. (HGK 24.02.2010 Tarih 2010/12-106 E-2010/107 K.)…”  şeklinde belirtilmek suretiyle konuya açıklık getirilmiştir. Buna göre, alacaklı yan kendine düşen edim olan iade koşulunu gerçekleştirmeden aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinde bulunamayacaktır.

Sonuç olarak, ilamda yazılı olan taşınır mal veya misli borçlunun elinde bulunamazsa, taşınır malı teslim borcu para borcuna dönüşür ve borçlu yukarıdaki esaslara göre tespit edilen değerini borçlanmış sayılır. Borçlu bu parayı rızası ile ödemezse, ayrıca bir hükme ve icra emrine gerek kalmaksızın borçlunun bu borcu karşılamaya yetecek miktarda malı haczedilir (m.24/f.4)

 

Av. Aslıhan Çelik 

 

 Kaynakça:

[1] Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, 2. Baskı, s.959

[2] Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/ Taşpınar Ayvaz, Sema, İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2016,  1. Baskı, s. 391

[3] Yıldırım, Mehmet Kamil/Deren-Yıldırım, Nevhis, İcra ve İflas Hukuku, Beta Basımevi, İstanbul 2015, 6. Baskı, s. 313

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN