Giriş
Anonim
şirketler için en önemli ve en temel amaç, faaliyet gösterdikleri dönemlerin
sonunda kâr elde etmektir ve elde edilen bu kârın dağıtılmasıdır. Bu amaç,
vazgeçilmesi veya ortadan kaldırılması mümkün olmayan bir nitelik taşır. Ancak
bu durum her elde edilen karın mutlaka dağıtılacağı anlamına gelmez. Pay
sahibine tanınan bu kâr payı hakkı belirli sınırlamalara tabi tutulmuştur.
Şirketin ekonomik istikrarını koruma ve gelişimini sürdürme gerekliliğinden
kaynaklı olarak sınırlandırılma getirilmiştir.
Kâr payı,
dağıtılmasına genel kurul tarafından karar verilen kârın her bir pay sahibine
şirket tarafından ödenmesi gerekli ve tutarı belli olan kısım şeklinde
tanımlanmıştır [1]. TTK madde 507 ise “Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme
hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına,
payı oranında katılma hakkını haizdir.” şeklinde tanımlamıştır. Kâr payı sadece
pay sahiplerine değil kanunda sayılan birtakım kişilere de verilmektedir. Aynı
zamanda esas sözleşmede hüküm bulunması şartıyla intifa hakkı ve intifa
senedine sahip olanlara, kuruculara ve yönetim kurulu üyelerine de kârdan pay
verilebilir.
Kâr Payının
Dağıtılması Kararı
Kâr
payının dağıtımında karar verme yetkisi, genel kurula aittir. Bu yetki TTK’da
düzenlenmektedir. [2] Ancak kâr dağıtımına karar verilmesi için öncelikle
yönetim kurulu tarafından bir teklifinin hazırlanması şarttır. Daha sonra bu
teklif genel kurula sunulmalıdır (TTK madde 437/I). Yönetim kurulu tarafından
hazırlanan kâr payı dağıtım teklifi, genel kurul toplantısından en az on beş
gün önce şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine uygun
şekilde hazır bulundurulmalıdır (TTK m. 437/I). Kâr dağıtım kararı, teklifle
birlikte mali belgeler, hesaplar ve finansal tablolar da dikkate alınarak genel
kurul tarafından verilmelidir. Kâr payı dağıtma yetkisi Kanun’da genel kurulun
devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır.
Genel
kurul kâr payı dağıtımı kararı verirken kanunlar ve esas sözleşme hükümleri
dikkate almalıdır. Aksi bir durumda, genel kurul kararının iptalini
gerekecektir. Kâr payı dağıtımını düzenleyen esas sözleşme hükümleri, kanunun
emredici hükümlerine ve kâr payının niteliğine uygun olmalıdır [3]. Esas
sözleşmede kâr payı dağıtımına yönelik bir düzenleme bulunmuyorsa, kâr payı
dağıtımına yönelik karar kanunlara uygun şekilde ve serbestçe vermelidir.
Kâr Payının
Dağıtılması Kararının İptali
Genel
kurul kararlarının iptali, TTK madde 445’te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;
alınan kararın kanun, esas sözleşme ya da dürüstlük kuralına aykırı olması
halinde, üç ay içerisinde genel kurul kararının iptali şirket merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden istenebilecektir. Dava konusu
genel kurul kararları hüküm verilene kadar geçerliliğini koruyacaktır. Kararın
alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde iptal davası açılabilecektir ve bu
süre hak düşürücü süredir. Şirket ortaklarının, genel kurulun kâr dağıtımı
yapma veya kâr dağıtımı yapmama iradesine karşı iptal talebinde bulunma hakkı
bulunmaktadır [4]. Fakat genel kurulun kâr payı dağıtımı hususunda bir karar
almamış olması durumunda, ortada iptale konu edilebilecek bir karar bulunmadığından
iptal davası açılması mümkün değildir. İptal davasının konusunu, varlığı
hukuken kabul edilmiş bir genel kurul kararı oluşturur. Nitekim Yargıtay vermiş
olduğu bir kararda, mevcut olmayan bir genel kurul kararının iptalinin
istenemeyeceğini açıkça ifade etmiştir.
Genel
Kurul İptal Kararı
Genel
kurul anonim şirketin en yüksek irade ve karar organıdır. Bu sebeple genel
kurulda alınan kararlar tüm pay sahipleri için bağlayıcı niteliktedir. Bu
kararlar, iptal edilebilirlik şartlarının oluşması halinde iptal edilerek hüküm
ve sonuç doğurması engellenir. TTK’da bu durum madde 445’te düzenlenmiştir. Bu
düzenlemeyle oy çoğunluğu elinde bulunan pay sahiplerinin ve istediği kararı
alabilecek olan pay sahiplerine sınırlandırma getirmiştir. Bu durumda Genel
Kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilecektir. Bu iptal davasının
açılabilmesi için kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bir
genel kurul kararı alınmalıdır Kanunda bu davayı açabilecek kişiler ve ne kadar
sürede açabilecekleri düzenlenmiştir. Kanunda sayılan bu kişiler 3 ay içinde
şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası
açabilirler. TTK m. 446’da kimlerin bu davayı açabileceği düzenlenmiştir. Buna göre;
-Toplantıda
hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
-Toplantıda
hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın;
çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini,
genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin
toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy
kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan
aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren
pay sahipleri,
-Yönetim
kurulu,
-Kararların
yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu
üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir.
İptal
kararının hukuki niteliği ise bozucu yenilik doğuran bir haktır. Genel kurul
kararlarının iptalini kararın alındığı tarihten itibaren geçmişe etkili olarak
ortadan kaldırılmasını talep eden bir hak olduğundan dolayı bozucu yenilik
doğuran bir haktır. Bu hakkın kullanılabilmesi de TTK m. 445 uyarınca ancak
dava yoluyla olabilir.[5] Tüm bu bilgiler ışığında genel kurul kararlarına
karşı açılan iptal davasının hukuki niteliği bozucu yenilik doğuran bir davadır
ve bu dava sonucunda verilen karar yenilik doğurucu bir karardır.[6]
İptal
Davasında Mahkeme Hükmünün Etkisi
Genel
kurul kararlarının iptaline yönelik mahkeme kararı, ancak kesinleşmesiyle
birlikte hüküm ifade eder. Mahkeme kararı kesinleşinceye kadar genel kurul
kararı hüküm doğurmaya devam etmektedir.
İptal
davasının açılmış olması şartıyla genel kurul kararının icrasının geriye
bırakılması da talep edilebilir. Mahkeme yönetim kurulu üyelerinin ve
denetçileri dinledikten sonra icranın geri bırakılmasını kararını verebilir.
Aynı zamanda mahkeme ortaklığın yararına olduğu kanaatine varırsa yönetim
kurulu üyelerini ve denetçileri dinlemeden de bu kararı verebilir. Yargıtay’ın
da bu görüşü kabul ettiği kararları da vardır.
Sonuç
Genel
kurulun kâr payı dağıtmama kararına karşı açılan iptal davasında; mahkeme genel
kurul kararını iptal etmeyebilir. İptal edebilmesi için bu kararın yukarıda
açıkladığımız üzere esas sözleşmeye ve kanuna aykırı şekilde alınmış olması
gerekmektedir. Aynı şekilde kâr payı
dağıtma hususunda karar almamış olması durumda da iptal davası açılamayacaktır.
Genel
kurul her zaman kâr payı dağıtımına ilişkin karar vermek zorunda değildir.
Anonim şirketin, ekonomik istikrarını koruma ve gelişimini sürdürme
gerekliliğinden kaynaklı olarak da kâr payının dağıtılmaması kararı alınabilir.
Bu durum süreklilik arz etmediği sürece mahkeme tarafından iptal edilmez. Kâr
payı dağıtmama durumu sürekli hale gelmemelidir. Genel kurul tarafından alınan
bu kararların TMK m.2’de düzenlenen dürüstlük kuralına ve iyi niyet ilkesine
uygun olması zorunludur. Yargıtay’ın bazı kararlarında da bu hakkın kötüye
kullanılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Buradan da anlaşıldığı üzere, kâr payı
dağıtımına ilişkin kararların geçerliliği değerlendirilirken, yalnızca şirketin
ekonomik gerekçeleri değil, aynı zamanda kararın iyi niyet çerçevesinde alınıp
alınmadığının da irdelenmesi gerekmektedir.
Stj. Av.
Fatma Şengün
Kaynakça:
1. Ünal, O.
Kürşat, Sermaye Piyasası Mevzuatında Birinci Temettü ve Sermaye Piyasası
Değişiklik Tasarısında Bu Konuda Öngörülen Yenilikler, Yaklaşım Dergisi, S. 64,
Eylül, 1998, s. 43; Canözü, Salih, Anonim Şirketlerde Kâr Payının Tespiti ve
Dağıtılması, 2. Bası, Ankara, 2016, s. 23-24.
2.
Ateşağaoğlu, 2012, s.79.
3. Birsel,
1998, s.137
4. Erem,
s.180.
5. Önen, s.
14; Kuru ve Budak, s. 209
6. Anonim
Ortaklıklarda Genel Kurul, İstanbul, 2004, s. 249; Bahtiyar, Ortaklıklar, s.
206; Çamoğlu (Poroy/Tekinalp) s. 543; Önen, s. 116.