30.12.2025
tarihli 33123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin
2025/3440 E. 2025/4430 K. Sayılı 30.09.2025 tarihli kararı ile kanun yararına
bozma kararı verilmiştir.
İlk
Derece Mahkemesinin kararıyla; takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan
15.02.2021 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini davacının
kefil olarak imzaladığı, sözleşmede kefilin gerek sorumlu olacağı süre ve
gerekse sorumlu tutulacağı azami miktarın gösterilmediği, bu nedenle kefilin
sorumluluğunun kira sözleşmesinin süresince olduğu, tahsili istenilen kira
bedellerinin kira süresi içerisinde yer alan 2021 Mayıs ve 2021 Haziran ayına
ait bulunduğu, bu durumda davacı kefilin takibe konu kira bedellerinden sorumlu
olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davada
dayanılan ve hükme esas alınan 15.02.2021 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli
kira sözleşmesini, davacı kefil sıfatıyla imzalamıştır. 6098 sayılı Kanun'un
583. maddesinde; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve
kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli
olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil
kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle
yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi
şarttır." hükmü bulunmaktadır. Takibe konu kira sözleşmesinde anılan
maddede belirtilen şekil şartına uyulmamış olduğundan kefalet sözleşmesi
geçersiz bulunduğu gibi takibe konu kira alacaklarının sözleşme süresi içerisinde
yer alması da sonuca etkili değildir.
Hâl böyle
olunca, İlk Derece Mahkemesince; takibe konu kira alacaklarından kefilin
sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığı gözetilerek, davacı kefil yönünden
davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş
olması usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığının kanun yararına
temyiz isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kaynak: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/12/20251230-26.pdf