Anayasa
Mahkemesi, 18 Mayıs 2026 tarihli ve 2023/33449 başvuru numaralı kararında,
işçilik alacakları yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine
getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesini mahkemeye erişim
hakkının ihlali olarak değerlendirdi. Mahkeme, arabuluculuk sürecindeki
eksikliklerin başvurucuya aşırı külfet yükleyecek biçimde yorumlanamayacağına
dikkat çekti.
Dava
Konusu Olay
Başvurucu,
işçi olarak çalıştığı işyerindeki iş akdinin askerlik nedeniyle feshedilmesinin
ardından kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenmesi
talebiyle işverenine karşı dava açtı. Afyonkarahisar İş Mahkemesi, davayı kabul
ederek başvurucu lehine kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti ödenmesine
karar verdi.
İşverenin
istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi,
işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıkta zorunlu arabuluculuk dava şartının
yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine kesin olarak karar
verdi.
Bölge
Adliye Mahkemesinin kararına göre, arabuluculuk son tutanağında uyuşmazlığın
işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı belirtilmiş olmakla birlikte, talep
edilen alacak kalemleri yeterince açık biçimde gösterilmemişti. Bu nedenle
mahkeme, dava şartı olan arabuluculuğa usulüne uygun şekilde başvurulmadığı
sonucuna ulaştı.
Başvurucu,
arabuluculuk sürecinde kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti taleplerinin
işverenle yapılan görüşmelerde gündeme geldiğini, ancak son tutanakta bu
hususların açıkça belirtilmemesinin kendi kusurundan kaynaklanmadığını ileri
sürdü. Ayrıca, uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim
hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma
hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda
bulundu.
Anayasa
Mahkemesinin Değerlendirmesi
Anayasa
Mahkemesi, incelemesinde öncelikle mahkemeye erişim hakkının, Anayasa'nın 36.
maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının önemli bir unsuru
olduğunu vurguladı. Mahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamaların meşru bir
amaca dayanması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiğini belirtti.
Kararda,
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca işçi veya işveren
alacağı ve tazminatı talepleriyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmasının
dava şartı olduğu hatırlatıldı. Bununla birlikte, arabuluculuk sürecinin
amacının taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştırmak olduğu,
sürece ilişkin şekli eksikliklerin bu amacı aşacak şekilde yorumlanmaması
gerektiği ifade edildi.
Somut
olayda başvurucu, kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti taleplerini içeren
bir uyuşmazlık nedeniyle arabulucuya başvurmuştu. Arabuluculuk görüşmelerinin
anlaşamama ile sonuçlandığı ve uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisinden
kaynaklandığının tutanakta belirtildiği görülmekteydi. Buna rağmen, alacak
kalemlerinin tutanakta açıkça gösterilmediği gerekçesiyle davanın esasının
incelenmemesi, başvurucunun mahkemeye erişimini zorlaştıran bir müdahale olarak
değerlendirildi.
Anayasa
Mahkemesi, arabuluculuk son tutanağının düzenlenme biçimi ve içeriği konusunda
başvurucunun sorumluluğunun somutlaştırılmadığına dikkat çekti. Arabuluculuk
sürecindeki eksikliklerin başvurucuya yüklenerek davanın usulden
reddedilmesinin, izlenen meşru amaçla karşılaştırıldığında ölçüsüz bir külfet
oluşturduğu sonucuna ulaştı.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Karar, zorunlu arabuluculuk dava şartının uygulanmasında şekli eksikliklerin tek başına uyuşmazlığın esasının incelenmesini engelleyecek biçimde değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyması bakımından önem taşıyor. Özellikle arabuluculuk son tutanağının içeriğine ilişkin eksikliklerin, tarafın mahkemeye erişim hakkı üzerindeki etkisinin ve bu eksiklikten kimin sorumlu olduğunun somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kaynak: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/10/20261020-16.pdf