Anayasa Mahkemesi, 2022/82055 numaralı Ulaş Özel Başvurusunda, arabuluculuk son tutanağında işe iade talebine yer verilmesine rağmen işe iade davasının zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirdi. 03.03.2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı, 21.09.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Olayın Özeti
Bir güvenlik şirketinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışan başvurucu işçi, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine 18.02.2020 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurmuştur. Başvuru formunda çeşitli işçilik alacaklarının yanı sıra boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı talep edilmiş, ancak formdaki “işe iade” seçeneği işaretlenmemiştir. Karşı tarafın görüşmelere katılmaması nedeniyle anlaşma sağlanamamış; 24.02.2020 tarihli son tutanakta, başvurucu vekilinin beyanı doğrultusunda uyuşmazlık konuları arasında işe iadeye de yer verilmiştir.
Başvurucunun açtığı işe iade davasında İzmir 11. İş Mahkemesi; davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. İstinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ise; başvuruda hangi taleplerin arabuluculuğa konu edildiğinin açıkça gösterilmesi gerektiği, başvuru formunda işe iade seçeneğinin işaretlenmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış ve davayı dava şartı yokluğundan usulden, kesin olarak reddetmiştir.
AYM’nin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde öngörülen zorunlu arabuluculuk dava şartının kanuni dayanağı ve meşru bir amacı bulunduğunu kabul ederek, somut olayda müdahalenin ölçülü olup olmadığını incelemiştir. Mahkeme, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca son tutanağın tarafların beyanlarına göre oluşturulmasının esas olduğunu; son tutanakta tarafların işe iade konusunda anlaşamadıklarının imza altına alınmasının, dava şartı olan arabuluculuğa başvurunun yerine getirildiğinin ispatı niteliğinde olduğunu vurgulamıştır.
Mahkeme ayrıca, başvurucunun son tutanaktaki beyanı ile feshin geçersizliğine bağlı mali sonuçlar olan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini de talep etmiş olmasını birlikte değerlendirerek, işe iade talebinin arabuluculuk görüşmelerine dâhil edilmediğinden söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır.
Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin dava şartının gerçekleşmediğine ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını zorlaştıran, arabuluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekilci bir yaklaşım olduğunu ve başvurucuya hedeflenen meşru amaçla orantılı olmayan ağır bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vererek yeniden yargılama yapılmak üzere kararın İzmir 11. İş Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetmiş; yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talebini ise reddetmiştir.
Neticeten karar, 02.06.2018 sonrasında yapılan arabuluculuk başvurularında dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yalnızca başvuru formundaki işaretlemelere göre değil, son tutanaktaki beyanlar ve talep edilen kalemlerin bütünü gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından işe iade davaları yönünden önem taşımaktadır.
Kaynak: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2022/82055