Kamuoyunda
“12. Yargı Paketi” olarak bilinen “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 16 Temmuz 2026 tarihinde
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşmıştır.
Başta İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu
olmak üzere pek çok temel kanunda değişiklik öngören pakette bilirkişilik
müessesesine ilişkin de uygulamada önemli sonuçlar doğuracak bir düzenleme
yapılmıştır.
Yapılan
düzenleme ile, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun uyarma cezasını
düzenleyen 63. maddesine yeni bir bent eklenmiştir. Buna göre hakimlik ve
savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan
konularda bilirkişiye başvurulması, hakim ve Cumhuriyet savcıları bakımından
uyarma cezası gerektiren fiiller arasına dahil edilmiştir.
Esasen
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi ile 6754 sayılı
Bilirkişilik Kanunu, genel bilgi ve tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin
gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye
başvurulmasını zaten yasaklamaktaydı. Ne var ki uygulamada bu yasağa rağmen,
salt hukuki nitelendirme gerektiren pek çok uyuşmazlığın dahi bilirkişiye
havale edildiği, hazırlanan raporların adeta hüküm taslağı işlevi gördüğü,
bunun da yargılamaları uzattığı ve taraflara gereksiz masraf yüklediği uzun
süredir eleştirilmekteydi. Yeni düzenleme, mevcut kurala rağmen hukuki
konularda bilirkişi raporu alınmasını yaptırıma bağlamaktadır.
Düzenleme
ile; bilirkişilik kurumunun asli fonksiyonuna uygun şekilde işletilmesi ve hakim
ile savcının yargılama faaliyetindeki rolünün güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Teknik ve özel uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiye başvurulması ise
mümkün olmaya devam edecektir.